Seyahat Blogu

Aksaray'da Gezilecek Yerler: Ihlara Vadisi ve Güzelyurt Rehberi

Aksaray'ı Ihlara Vadisi, kaya kiliseleri, Selime, Güzelyurt, yeraltı şehirleri ve Sultan Han ile yürüyüşün gerçeğini anlatarak planlayan rehber.

Aksaray23 dk okuma
Aksaray'ı Ihlara Vadisi, kaya kiliseleri, Selime, Güzelyurt, yeraltı şehirleri ve Sultan Han ile yürüyüşün gerçeğini anlatarak planlayan rehber.

Haritada gezilecek yerler

20 nokta

Numaralar yazıdaki sıralamayla eşleşir. Pin’e dokunup yol tarifi alabilirsiniz.

--- title: "Aksaray ve Ihlara Vadisi rehberi: Kapadokya'nın en iyi yürüyüşü, kimsenin uğramadığı ilde" description: "Aksaray için dürüst bir rehber: Ihlara Vadisi'nin 14 kilometrelik tam yürüyüşü ile 3-4 kilometrelik orta bölümü arasındaki fark, freskli kaya kiliseleri, Belisırma, Selime, Güzelyurt'un Rum evleri, yeraltı şehirleri, Sultan Han, Eğri Minare ve Tuz Gölü." city: "Aksaray" lang: "tr" ---

Aksaray: Kapadokya'nın en iyi yürüyüşü, Kapadokya'ya gidenlerin girmediği ilde

Kapadokya deyince akla Nevşehir geliyor. Göreme, Ürgüp, Uçhisar, balonlar, açık hava müzesi. Oysa bölgenin en iyi tam günlük yürüyüşü Nevşehir'de değil. Aksaray'da, Ihlara Vadisi'nde. Melendiz çayı volkanik tüfü yüz metreden fazla derinlikte kesmiş, ortaya duvarları dik bir kanyon çıkmış ve Bizans döneminde bu duvarların içine kiliseler oyulmuş, kilise duvarları da fresklerle boyanmış. Yukarıdan bakınca sadece kuru bir yayla görüyorsunuz. Kenara yürüyüp aşağı baktığınızda altınızda yeşil bir çizgi, bir nehir ve gölgede ağaçlar beliriyor.

Burası jeolojik olarak da kültürel olarak da Kapadokya. Aynı volkan, aynı tüf, aynı kaya oyma geleneği. Tek fark idari sınır: Ihlara, Nevşehir'in değil Aksaray'ın içinde kalıyor. Kulağa önemsiz geliyor ama sonucu büyük. Kapadokya tur programları Nevşehir merkezli kurgulanıyor, Ihlara da o programlara bir gün içine sıkıştırılmış bir durak olarak giriyor. Bu yüzden Türkiye'nin en iyi kanyon yürüyüşlerinden biri, hemen yanı başında yılda milyonlarca turist ağırlayan bir bölge varken, hafta içi sabahları neredeyse boş kalabiliyor.

Kime uygun? Yürümekten hoşlananlara. Bu bir gezinti değil, düz ama uzun bir patika ve gerçekten yürümek gerekiyor. Tarihle ilgilenenlere: vadide elli civarında kaya kilisesi var ve bir kısmının freskleri hâlâ okunabiliyor. Sıcaktan kaçanlara: kanyonun dibi, aynı saatte yukarıdaki yayladan belirgin biçimde serin. Çocuklu ailelere de uygun, yeter ki merdiven hesaba katılsın.

En sık yapılan hata şu: Göreme'den kalkan bir günlük "Yeşil Tur" alıp Ihlara'yı gördüğünü sanmak. Bu turların çoğu sizi merdivenin başına bırakıyor, aşağı indiriyor, dipteki iki üç kiliseyi gösteriyor, kırk beş dakika ile bir saat arası zaman veriyor ve geri çıkartıyor. Bazıları Belisırma'da öğle yemeğine kadar götürüyor, ki bu daha iyisi. Ama vadinin asıl meselesi kiliseler değil, kilisenin arasındaki yürüyüş. Nehri duymadan, çınarların altından geçmeden, kanyon duvarının saat başı değişen ışığını görmeden çıkarsanız, gördüğünüz şey vadinin fotoğrafı olur, vadi olmaz.

Hızlı cevap

Aksaray, Ihlara Vadisi'nde gerçekten yürümeye niyetliyseniz işe yarayan, aksi hâlde yanlış anlaşılan bir il.

  • Yürüyüş uzunluğu seçenekleri: tam vadi Ihlara'dan Selime'ye yaklaşık 14 km (4-6 saat), çoğu kişinin yaptığı orta bölüm ana merdivenden Belisırma'ya yaklaşık 3-4 km (kiliselerle birlikte 2-3 saat), turların verdiği ise merdiven dibinde 45 dakika.
  • Merdiven: ana girişte 400'e yakın basamak, 100 metreden fazla iniş. Aşağı inmek kolay, yukarı çıkmak yorucu.
  • En iyi zaman: nisan-haziran ve eylül-ekim. Vadi dibi yazın bile serin ama yayladaki yolculuk ve merdiven sıcakta zorluyor.
  • İki gece kalın: bir gün vadi, bir gün Güzelyurt, yeraltı şehirleri ve kervansaraylar. Günübirlik gelirseniz sadece merdiveni görürsünüz.

1. Ihlara Cam Teras

Vadiye inmeden önce buraya uğrayın. Ihlara köyünün yakınında, kanyonun kenarına çıkma yapmış bir cam platform. Ayağınızın altında zemin bitiyor ve yüz metre aşağıda nehir görünüyor.

Buranın işlevi manzara değil, ölçek. Aşağı indiğinizde vadinin içinde kalıyorsunuz ve içeriden bakınca kanyon bir dere yatağı gibi duruyor, duvarlar yukarı kaçıyor. Yukarıdan bakınca ne kadar derin bir yarığa gireceğinizi anlıyorsunuz: yayla dümdüz uzanıyor, sonra birden kesiliyor. Melendiz'in tüfü kesip bu boşluğu açtığını, bir kesitini görmeden kavramak zor.

Ziyaret on beş dakika sürüyor. Yükseklik korkusu olanlar için cam zemin rahatsız edici olabilir, kenardaki normal seyir noktasından da aynı görüntü alınıyor. Sabah erken ışık kanyonun içine girmiyor ve dip karanlık kalıyor; öğleye doğru daha iyi. Giriş koşulları ve açık olduğu saatler değişebiliyor, resmî kaynaktan teyit edin.

2. Ihlara Vadisi ana girişi ve merdiveni

Yürüyüş burada başlıyor. Ihlara köyünün kuzeyinde, kanyon kenarındaki ana giriş noktasından aşağı doğru 400'e yakın basamaklık bir merdiven iniyor ve sizi yüz metreden fazla aşağıya, nehir seviyesine bırakıyor. Basamak sayısı kaynaklarda farklı veriliyor, kesin rakam için resmî kaynağa bakın; hissettiğiniz şey ise net, uzun bir iniş.

Merdiven beton ve korkuluklu, teknik bir zorluğu yok. Ama dik ve gölgesiz, ve unutmayın: indiğiniz her basamağı, aynı yerden çıkacaksanız geri tırmanacaksınız. Dizi sorunlu olanlar için asıl mesele iniş, çıkış değil. Aşağı inerken acele etmeyin.

Aşağı vardığınızda önemli bir şeyi fark ediyorsunuz: merdivenin dibi bir varış değil, bir orta nokta. Nehir hem sağa hem sola gidiyor. Kuzeybatıya, akıntı yönünde yürürseniz Belisırma'ya ve oradan Selime'ye gidiyorsunuz. Güneydoğuya, akıntıya karşı birkaç yüz metre çıkarsanız vadinin en iyi fresklerinden bir kısmı orada. Turların çoğu bu ikinci yönü hiç göstermiyor.

3. Ağaçaltı Kilise

Merdivenin dibindeki ilk kilise, birkaç dakika ötede. Kayaya oyulmuş, haç planlı, kubbeli bir yapı ve ismini önündeki ağaçtan alıyor.

Buranın değeri kubbede. Göğe Yükseliş sahnesi hâlâ okunabilir durumda ve rengi şaşırtıcı biçimde korunmuş. Üsluba dikkat edin: bu vadinin güney ucundaki erken dönem kiliseleri, İstanbul'un Bizans resmine değil, Suriye ve Kapadokya'nın doğusuna bakan bir geleneğe yakın duruyor. Figürler daha yassı, çizgi daha kalın, renk daha düz. Kuzeyde, Belisırma çevresinde göreceğiniz kiliseler ise başka bir dünya, çok daha "başkentli". Aynı vadide, birkaç kilometre arayla iki ayrı resim geleneği var ve bunu ancak yürürseniz görüyorsunuz.

Freskler ışık istiyor ve içerisi karanlık. Flaş kullanımı konusunda tabelalara uyun; boya bundan zarar görüyor. Kalabalık bir turla çakışırsanız birkaç dakika bekleyin, gruplar hızlı geçiyor ve arkalarından içerisi tamamen boşalıyor. Gözünüzün karanlığa alışması için bir süre öylece durun, ilk girişte göremediğiniz ayrıntılar sonra ortaya çıkıyor.

4. Pürenli Seki Kilise

Merdivenin dibinden akıntıya karşı, güneydoğu yönünde yürüyünce çıkan kiliselerden biri. Patikadan biraz yüksekte, seki üstünde oyulmuş, adı da buradan geliyor.

Bu kiliseyi listeye almamın sebebi kendisi kadar konumu. Merdivenden buraya birkaç yüz metre, düz bir yürüyüş, ve turların büyük çoğunluğu bu yöne hiç dönmüyor. Grup indiği yerden kuzeye sapıyor. Sonuç: on beş dakikalık bir sapma ile vadinin kalabalıktan tamamen ayrılmış bir bölümünde oluyorsunuz.

İçerideki freskler kısmen tahrip olmuş, kısmen duruyor. Bazı bölümlerde çizim var, boya gitmiş; bazı bölümlerde renk hâlâ yerinde. Yüzlerin kazınmış olduğunu göreceksiniz, bu vadi genelinde yaygın ve yüzyıllara yayılmış bir alışkanlık. Yapıya girip çıkmak beş dakika, ama sekiye çıkıp aşağı, nehre doğru bakmak için biraz daha kalın. Kanyonun daralan güney bölümünü buradan iyi görüyorsunuz: duvarlar yaklaşıyor, nehir inceliyor ve vadinin nerede başladığı belli oluyor.

5. Kokar Kilise

Aynı yönde, biraz daha ileride, merdivenin yaklaşık yedi yüz metre güneydoğusunda. Vadinin en iyi korunmuş erken dönem fresklerinden birine sahip ve bunu görmek için yaptığınız sapmayı fazlasıyla karşılıyor.

Tavandaki haç madalyonu buranın imzası. Etrafında İncil'den sahneler sıralanıyor ve renkler, sekiz yüz yılı aşkın bir süre ve epeyce tahribat sonrasında, hâlâ ne olduklarını anlatacak kadar duruyor. İsim "kokan kilise" anlamına geliyor; içerideki rutubet ve nem kokusundan geldiği söyleniyor.

Buraya geldiğinizde merdivenin dibinden yaklaşık yirmi dakika uzaklaşmış oluyorsunuz ve büyük ihtimalle yalnızsınız. Vadinin bu ucu genelde sessiz, çünkü turlar indikleri yerden kuzeye sapıyor ve buraya kadar gelmiyor. Kokar'a kadar gelip geri dönmek bile, sadece merdiven dibinde durup çıkmaktan çok daha dolu bir ziyaret. Buradan geri dönüp merdivenin dibine varıyor ve asıl yürüyüşe, kuzeye doğru başlıyorsunuz. Bu sapma dahil, buraya kadar olan bölüm yaklaşık kırk dakika tutuyor.

6. Belisırma köyü

Vadinin ortasındaki köy ve kısa yürüyüşün doğal bitiş noktası. Merdivenin dibinden nehir boyunca kuzeybatıya yaklaşık 3-4 kilometre; düz bir patika, çoğunlukla gölgede, iki üç saat sürüyor eğer yol üstündeki kiliselere de giriyorsanız.

Belisırma vadinin dibinde, nehir kıyısında kurulmuş küçük bir köy. Nehir kenarında suyun üstüne kurulmuş, sedirli, gölgeli yeme içme yerleri var; alabalık ve gözleme ağırlıklı çalışıyorlar. İsim vermeyeceğim, hepsi birbirine benziyor ve zaten hangisine oturduğunuz çok değişmiyor. Nehrin sesi, çınarın gölgesi ve az önce yürüdüğünüz kanyon duvarı, oturduğunuz her yerde aynı.

Köyün çevresinde de kiliseler var ve bunlar güneydeki erken dönem kiliselerinden görünür biçimde farklı: 10-11. yüzyıl, Bizans başkent üslubuna yakın, daha ince işçilikli. Belisırma köy içinden yukarı, yayla seviyesine çıkan bir yol var. Kısa yürüyüşü burada bitirip aracınızla buluşacaksanız çıkış noktanız burası.

7. Yaprakhisar peribacaları

Vadinin kuzey kesiminde, Selime'den hemen önceki köy. Buranın öne çıktığı şey kilise değil, kaya biçimleri: yol kenarından bakınca sıra hâlinde dizilmiş konik oluşumlar, üstlerinde daha sert kaya şapkaları duruyor.

Şunun için önemli: Göreme'de gördüğünüz peribacalarının aynısını, on kişiyle birlikte değil, muhtemelen tek başınıza görüyorsunuz. Aynı jeoloji, aynı süreç, aynı Hasan Dağı tüfü. Aradaki tek fark tabelanın hangi ilin adını taşıdığı. Kapadokya'nın Aksaray'da olduğu iddiasını sözle değil, gözle ispatlayan yer burası.

Tam vadiyi yürüyorsanız buranın hizasından zaten geçiyorsunuz. Araçla Selime'ye gidiyorsanız yol kenarında duruyor, ayrıca yol yapmak gerekmiyor; on dakikalık bir mola yetiyor. Işık için ikindi iyi: güneş yandan vurduğunda konilerin gölgesi uzuyor ve biçimler ortaya çıkıyor. Öğle güneşinde her şey düzleşiyor, kayanın dokusu kayboluyor ve fotoğraf işe yaramıyor. Köyün kendisinde görülecek bir şey yok, mesele tamamen arkadaki kaya duvarı.

8. Selime Katedrali

Vadinin kuzey ucu ve tam yürüyüşün bitiş noktası. Adı katedral ama yapı, bildiğimiz anlamda bir katedral değil: kaya kütlesinin içine oyulmuş, kilisesi, şapeli, mutfağı ve yaşam alanları olan bir manastır külliyesi.

Ölçek burada asıl mesele. Vadi boyunca gördüğünüz kiliseler tek odalı, insan boyutunda yapılar. Selime bambaşka bir şey: iki sıra sütunun üç sahına ayırdığı, tavanı yükselen, içine girdiğinizde bunun kayadan oyulduğunu birkaç saniye unutabileceğiniz bir mekân. Kayanın içinde tüneller ve merdivenlerle bağlanmış odalar var, yukarı çıktıkça vadiye bakan boşluklara ulaşıyorsunuz.

Gezerken dikkatli olun: zemin yer yer eğimli ve aşınmış tüf kaygan olabiliyor, kavrayışlı ayakkabı gerekiyor. Kültür ve Turizm Bakanlığı'na bağlı müze olarak işletiliyor ve girişi ücretli. Ücret ve saatler için resmî kaynaktan teyit edin. Vadiyi baştan sona yürüdüyseniz burası hak edilmiş bir final oluyor.

9. Güzelyurt (Gelveri)

Ihlara'nın bağlı olduğu ilçenin merkezi, vadiden yaklaşık on beş yirmi dakika doğuda. Eski adı Gelveri ve bu adı hâlâ duyacaksınız.

Kasabanın anlattığı şey bir mimari değil, bir kopuş. Buradaki taş evler, 1923 nüfus mübadelesine kadar burada yaşayan Rum topluluğa aitti. O topluluk Kavala yakınlarındaki Nea Karvali'ye gitti, yerlerine Selanik'ten ve Niğde'den gelenler yerleşti. Evler kaldı. Kesme taş, iki katlı, kemerli kapılı, sokakları yokuş. Bir kısmı restore edildi, bir kısmı boş duruyor, bir kısmında insanlar oturuyor. 1891'de kilise olarak yapılmış bir yapı bugün cami olarak kullanılıyor ve bunu tuhaf bulmak yerine, bu coğrafyada olağan saymak gerekiyor.

Kasabanın altında da manastır vadisi diye bilinen, kayaya oyulmuş yapıların sıralandığı bir kesim var. Ihlara'nın küçük ölçekli, kasaba içine girmiş hâli gibi. Güzelyurt yürüyerek geziliyor, iki üç saat yetiyor. Vadiden sonra aynı gün sığar.

10. Kızıl Kilise

Güzelyurt'un doğusunda, Sivrihisar köyü civarında, tarlaların ortasında tek başına duran bir Bizans kilisesi. Kırmızımsı taşından dolayı bu adı almış.

Buranın etkisi yalnızlığından geliyor. Vadideki her şey kayanın içinde, oyulmuş, kayaya gömülü. Kızıl Kilise ise inşa edilmiş: taş üstüne taş, açık arazide, etrafında hiçbir şey yokken ayakta. Aynı bölgenin aynı dönemine ait iki farklı yapma biçimini arka arkaya görüyorsunuz. Kubbesi kısmen çökmüş, duvarları büyük ölçüde duruyor ve içeri girebiliyorsunuz.

Yol kısmen stabilize ve tabelalar zayıf; gitmeden konum kaydını telefonunuza alın, çünkü sahada soracak kimse bulamayabilirsiniz. Alçak bir arazide olduğu için uzaktan görünmüyor, yaklaşana kadar fark etmiyorsunuz, sonra birden karşınızda beliriyor. Ziyaret yarım saat sürüyor ve muhtemelen orada başka kimse olmuyor. Yağmurdan sonra son bölüm çamurlu olabiliyor; alçak araçla gidiyorsanız yolun bitimine kadar zorlamayın, yürüyerek yaklaşın.

11. Gaziemir yeraltı şehri

Güzelyurt'un kuzeyinde, Kapadokya'nın diğer yeraltı şehirlerinden farklı bir mantıkla kazılmış bir yer.

Fark şu: Derinkuyu ve Kaymaklı saklanmak için yapılmış yapılar. Dar geçitler, alçak tüneller, sürgülü taş kapılar, yani düşman gelince kapanmak. Gaziemir'de ise ahırlar, geniş salonlar ve şarap ya da zeytinyağı üretimiyle ilişkilendirilen mekânlar var. Burası bir sığınaktan çok, yer altına inmiş bir kervan konaklaması gibi görünüyor. Develerin indirildiği rampalar bunun en somut kanıtı: kimse sığınağa deve indirmez.

Gezmesi bir saat civarında. Diğer yeraltı şehirlerine göre tavanlar daha yüksek, o yüzden kapalı alan sıkıntısı olanlar için nispeten kolay, ama yine de eğilerek geçtiğiniz dar bölümler var. İçerisi serin, yazın bile ceket isteyebilir; dışarısı otuz beş derece olsa da aşağısı değişmiyor. Aydınlatma var, telefon feneri gerekmiyor. Giriş koşulları ve açık olduğu saatler için resmî kaynaktan teyit edin.

12. Saratlı yeraltı şehri

Gülağaç'ta, Aksaray-Nevşehir yolunun üstünde. Kırkgöz Yeraltı Şehri olarak da geçiyor.

Buranın satış noktası büyüklük değil, sessizlik. Kaymaklı'da hafta sonu sırada beklersiniz, dar geçitte önünüzdeki grubun geçmesini beklersiniz, rehber sesleri üst üste biner. Saratlı'da genelde bunların hiçbiri olmuyor. Aynı fikri, yani bir topluluğun tehlike anında yer altına inip aylarca yaşayabilecek bir yapı kazmasını, kendi hızınızda anlıyorsunuz.

Birkaç kata inen, oda ve geçitlerden oluşan, havalandırma bacaları ve sürgülü taş kapıları olan tipik bir yeraltı şehri. Sürgülü taş kapılar en somut ayrıntı: değirmen taşı biçiminde, içeriden itilerek geçidi kapatıyor ve dışarıdan açılamıyor. Gezmesi kırk beş dakika kadar. Kapalı ve dar alan sevmiyorsanız burayı atlayın, çünkü asıl deneyim tam olarak o: dar. Yol üstünde olduğu için Nevşehir'e geçerken ya da Ağzıkarahan'a giderken sıkıştırmak kolay. Giriş koşulları için resmî kaynaktan teyit edin.

13. Ağzıkarahan Kervansarayı

Aksaray'dan Nevşehir'e giden yolun üstünde, yolun kenarında duran Selçuklu kervansarayı. Yanından geçip gitmek çok kolay ve çoğu kişi öyle yapıyor.

Klasik Selçuklu han şeması burada net okunuyor: taç kapıdan giriyorsunuz, geniş açık bir avlu, avlunun ortasında dört ayak üstünde yükselen bir köşk mescit, arkada ise kışın kullanılan kapalı bölüm. Yani yapı mevsime göre iki modda çalışıyor. Bu ayrıntıyı bilerek girmek, hanı sadece "eski taş bina" olmaktan çıkarıyor.

Taş işçiliği, özellikle taç kapı çevresindeki geometrik oyma, yakından bakmayı hak ediyor. Avlu boş ve sessiz, akustiği tuhaf: konuştuğunuzda sesiniz duvarlardan geri geliyor. Ziyaret yarım saat sürüyor. Giriş koşulları ve açık olduğu saatler değişebiliyor, resmî kaynaktan teyit edin. Sultan Han'ı görecekseniz burayı önce görün: Ağzıkarahan sizi şemaya alıştırıyor, Sultan Han da aynı şemayı iki katı ölçekte gösteriyor. Tersini yaparsanız Ağzıkarahan sönük kalıyor, ki hak etmiyor.

14. Alay Han

Aynı yolun daha kuzeyinde, Nevşehir'e yaklaşırken. Anadolu'nun en erken Selçuklu kervansaraylarından biri sayılıyor.

Ağzıkarahan ve Sultan Han'a göre daha harap durumda ve bunu bilerek gidin. Burası restore edilmiş, gezilecek bir yapı değil; ayakta kalan bir kalıntı. Bilinen özelliği taç kapısındaki figürlü kabartma. Selçuklu taş işçiliğinde bu tür hayvan figürleri, sonraki dönemlerin daha katı geometrik anlayışına göre şaşırtıcı geliyor ve bu yüzden hatırda kalıyor.

Üç hanı arka arkaya görmenin asıl anlamı şu: bunlar tek tek yapı değil, bir sistemin parçaları. Selçuklular kervan yolları boyunca birbirinden yaklaşık bir günlük mesafeye, yani otuz kırk kilometre araya han dizmişler. Bir yolcu her akşam bir hana varacak şekilde ilerliyordu. Aksaray-Nevşehir yolunda araba ile yarım saatte geçtiğiniz bu aralık, o zamanın bir günlük yürüyüşüydü. Kısa bir durak, on beş dakika.

15. Sultan Han

Aksaray'ın batısında, Konya yolunda, kendi adını verdiği kasabanın içinde. 1220'lerde yapılmış ve Türkiye'nin en büyük, en iyi korunmuş Selçuklu kervansarayı.

Ölçeği anlatmak zor, görmek gerekiyor. Taç kapı devasa, mermer oymalı ve yolun kenarındaki kasaba dokusunun içinde tuhaf biçimde büyük duruyor. İçeride avlunun ortasında yine köşk mescit var, ama buradaki merdivenlerle çıkılan, bir yapının içindeki başka bir yapı. Arkadaki kapalı bölüm ise sahınlara ayrılmış, yüksek tonozlu ve ortasındaki kubbenin aydınlık feneri ışığı içeri düşürüyor. O ışık huzmesi, taş yığınının içindeki en iyi anı.

Diğer hanlardan farkı sadece büyüklük değil, bütünlük: burada bir kervansarayın nasıl işlediğini eksiksiz görüyorsunuz. Aksaray merkezden yaklaşık kırk beş dakika ve tek başına o yolu hak ediyor. Ziyaret bir saat. Giriş ücretlidir, güncel bilgi için resmî kaynaktan teyit edin.

16. Aksaray Ulu Camii

Şehir merkezinde, kale civarında. Aksaray'da bir gece kalıyorsanız akşam yürüyüşünüz zaten buradan geçiyor.

Yapı Karamanoğulları döneminden ve sonradan çeşitli onarımlar geçirmiş. En dikkat çeken parçası ahşap minberi: geometrik geçmeli işçilik, çivi kullanılmadan kurulan Anadolu ahşap geleneğinin örneklerinden biri. Cami hâlâ ibadete açık, yani müze değil, çalışan bir yapı. Namaz saatlerinin dışında girin, sessiz olun, kadınlar için başörtüsü gerekiyor, ayakkabılar kapıda çıkıyor.

Aksaray şehir merkezi, gezginlerin genelde sadece geçtiği bir yer ve bunun sebebi anlaşılır: Ihlara'nın yanında merkez sönük kalıyor ve kimse Aksaray'a şehir için gelmiyor. Ama şehre bir akşam verirseniz Selçuklu ve Karamanoğlu döneminden kalmış birkaç ciddi yapıyı yürüyerek görüyorsunuz. Ulu Cami ile Eğri Minare arasında beş dakika var, ikisini birleştirmek yarım saatinizi alıyor. Vadiden akşamüstü döndüğünüzde yorgun hâlde yapılabilecek en iyi şey bu.

17. Eğri Minare

Aksaray'ın amblemi ve şehrin akılda kalan tek görüntüsü. Kırmızı tuğladan, 13. yüzyıldan kalma bir minare ve gözle görülür biçimde eğik duruyor.

Eğrilik tartışmasız: fotoğraftan da, karşısında durunca da net görülüyor. Sebebi konusunda anlatılan hikâyeler var, ama zemin oturması en makul açıklama olarak duruyor. 1973'te çelik halatlarla emniyete alınmış, yani eğim şehrin şaka konusu olmakla kalmamış, gerçek bir yapısal sorun olmuş. Alt gövdesinde zikzak tuğla deseni, üst bölümünde mavi ve yeşil çini mozaik izleri var. Kızıl Minare adıyla da anılıyor.

Minarenin çevresi düzenlenmiş, meydan gibi. Ziyaret on beş dakika: etrafını dolaşıyor, yukarı bakıyor, eğimi hangi açıdan en iyi göründüğünü buluyorsunuz. Bunu Pisa ile karşılaştırmak yanlış olur, aynı ligde değil ve Aksaray da öyle bir iddiada bulunmuyor. Şehrin kendine ait bir tuhaflığı var, o kadar.

18. Aksaray Müzesi

Şehir merkezinde, Ankara-Adana yolu üstünde. Vadi ve kervansaraylar için ayırdığınız günlerin hava muhalefetine uğradığı durumda buranın değeri artıyor.

Müzenin anlamlı tarafı, bölgenin arkeolojik derinliğini toparlaması. Aksaray'da Acemhöyük ve Aşıklı Höyük gibi çok eski yerleşimler var. Aşıklı Höyük, Anadolu'nun bilinen en eski köy yerleşimlerinden biri; on bin yıl önce insanların yerleşik hayata geçtiği yerlerden. Bu höyükler arazide birer toprak tümseği olarak duruyor ve ziyaretçi için okunması zor. Buluntular ise burada. Arazide anlamsız gelen tümsek, vitrindeki objeyi gördükten sonra anlam kazanıyor.

Mumyalar bölümü de öne çıkanlar arasında ve çocuklarla geliyorsanız günün konuşulan kısmı orası oluyor. Gezmesi bir saat civarında, bina yeni ve düzenlemesi derli toplu. Açık olduğu günler ve giriş koşulları için resmî kaynaktan teyit edin. Vadiye gitmeden önce gelirseniz, gördüğünüz her şeyi biraz daha bağlamlı okuyorsunuz: Ihlara'nın kiliseleri bu bölgedeki insan yerleşiminin sonu, başlangıcı değil.

19. Hasan Dağı

Aksaray'ın güneydoğusunda duran 3.268 metrelik volkan. Aksaray'ın hemen her yerinden görünüyor ve vadideyken sırtınızda duruyor.

Bu dağ rehberin geri kalanının sebebi. Ihlara'nın içine kilise oyulabilmesinin nedeni tüfün yumuşak olması; tüfün orada olmasının nedeni Hasan Dağı'nın milyonlarca yıl boyunca kül püskürtmesi. Kapadokya'nın peribacaları, yeraltı şehirleri, kaya kiliseleri, hepsi bu dağın çıkardığı malzemeyle mümkün oldu. Volkan sönmüş değil, uykuda: son püskürmesi yaklaşık MÖ 7000 civarına tarihleniyor.

En ilginç ayrıntı Çatalhöyük'ten. Orada bulunan bir duvar resminde, evlerin üstünde yükselen çift zirveli bir dağ görüntüsü var ve bu, dünyanın bilinen en eski haritası ya da en eski manzara resmi olabileceği gerekçesiyle tartışılıyor. Yorum kesin değil ve akademik tartışması sürüyor. Ama Çatalhöyüklülerin obsidyeni bu dağın çevresinden topladığı biliniyor; dağı tanıyorlardı. Zirve tırmanışı ciddi bir dağcılık işi ve rehber gerektiriyor. Çoğumuz için Hasan Dağı, bakılacak bir şey.

20. Aksaray Tuz Gölü

İlin kuzeybatısında, Türkiye'nin ikinci büyük gölü ve tuzunun büyük bölümünün geldiği yer. Göl üç ile paylaşılıyor, Aksaray kıyısı da bunlardan biri.

Yazın gidin, çünkü bu göl kuruduğunda ilginçleşiyor. Sığ bir göl ve sıcakta suyu büyük ölçüde çekiliyor, geride beyaz bir tuz kabuğu kalıyor. Üstünde yürüyebiliyorsunuz. Ufka kadar giden beyaz düzlük, ayak altında çıtırdayan kabuk ve sıcakta oluşan serap, Aksaray'ın Ihlara'dan sonraki en tuhaf görüntüsü. İlkbaharda ise göl sulu ve bambaşka: flamingo dahil kuş popülasyonu barındırıyor.

Pratik uyarılar önemli. Gölge yok, su yok, hiçbir şey yok. Güneş beyaz tuzdan yansıyıp iki katı vuruyor; güneş gözlüğü seçenek değil, zorunluluk. Kapalı ayakkabı giyin, tuz kabuğu keskin. Islak bölümlerde çamura girmeyin, göründüğünden derin. Gün batımı en iyi zaman: ışık alçalınca yüzey pembeye dönüyor ve renk birkaç dakika sürüyor.

Ihlara'yı nasıl yürümeli

Bu rehberin en önemli bölümü burası, çünkü Ihlara'ya gidenlerin çoğu yanlış kararı gitmeden önce, farkında olmadan veriyor.

Vadi Ihlara köyünden Selime'ye kadar uzanıyor ve bu mesafe yaklaşık 14 kilometre. Kuş uçuşu 8 kilometre; aradaki fark nehrin kıvrımlarından geliyor, Melendiz yirmi altıdan fazla dönemeç yapıyor. Kaynaklar 13 ile 15 kilometre arasında değişen rakamlar veriyor, dolayısıyla "14 kilometre" bir yuvarlama olarak alın.

**Tam yürüyüş.** Ihlara ucundan girip Selime'de çıkmak. Yaklaşık 14 km, mola ve kilise ziyaretleri dahil 5-6 saat. Patika büyük ölçüde düz, ciddi bir tırmanış yok, ama uzun. Bunun tek gerçek problemi lojistik: aracınız Ihlara'da kalıyor, siz Selime'de bitiyorsunuz ve aradaki mesafeyi geri dönmeniz gerekiyor. Çözüm ya iki araç, ya Selime'den taksi, ya da sizi karşılayacak birini ayarlamak. Kendi başınıza, plansız gidip tam yürüyüşe kalkışmayın; günün sonunda yorgun hâlde Selime'de otostop çekiyor olursunuz. Yürüyüşün son bölümünde vadi genişliyor ve kanyon karakteri azalıyor; yani en iyi kesimi zaten ilk yarıda yürüyorsunuz.

**Kısa yürüyüş, yani çoğu kişinin yaptığı ve çoğu durumda doğru olan.** Ana merdivenden inip Belisırma'ya kadar kuzeybatı yönünde yürümek: yaklaşık 3-4 kilometre, kiliselere de girerseniz 2-3 saat. Buna merdivenin güneydoğusundaki Kokar ve Pürenli Seki sapmasını da ekleyin, yaklaşık kırk dakika daha. Belisırma'da yemek yiyip, oradan yayla seviyesine çıkıp aracınızla buluşabiliyor ya da aynı yoldan merdivene dönebiliyorsunuz. Aynı yoldan dönmek can sıkıcı gelmesin, vadi iki yönde farklı görünüyor.

Bu kısa bölüm neden doğru bölüm? Çünkü kiliselerin yoğunluğu burada, kanyon burada en dar ve en derin, freskli yapıların neredeyse tamamı bu kesimde. Yani vadinin en iyi dörtte biri, en kolay ulaşılan dörtte biri.

**Turların verdiği.** Göreme çıkışlı bir günlük turların tipik Ihlara programı: merdivenden inmek, dipteki bir iki kiliseyi görmek, kırk beş dakika ile bir saat arası vakit, sonra çıkmak. Bazıları Belisırma'ya kadar yürütüyor ve orada öğle yemeği veriyor, bu daha iyi bir program ve tur alacaksanız bunu sorun. Ama tam vadiyi yürüten günlük tur pratikte yok, çünkü programa sığmıyor.

**Merdiven.** Ana giriş kanyon kenarında, aşağı 400'e yakın basamak iniyor ve yüz metreden fazla alçalıyorsunuz. İnmek herkesin yapabileceği bir şey. Çıkmak ise günün en zorlayıcı kısmı ve bunu yürüyüşün sonunda, yorgunken yapıyorsunuz. Dizden şikâyeti olanlar ya da yüksek tansiyonu olanlar bunu hesaba katsın. Belisırma'dan yukarı çıkıp aracınızla buluşmak, bu tırmanışı tamamen ortadan kaldırıyor.

**Gölge ve nehir.** Kanyonun dibi gün boyunca kısmen gölgede kalıyor ve nehir kenarında ağaçlar var. Yaz ortasında bile aşağısı yukarıdan hissedilir biçimde serin. Ama merdiven ve giriş bölümü gölgesiz, ve asıl sıcağı orada yiyorsunuz. Nehir suyu içilmez. Yanınıza en az bir buçuk litre su alın; Belisırma dışında su temin edeceğiniz yer yok ve Belisırma yolun yarısı.

**Ayakkabı.** Patika toprak ve taşlı, yer yer nehri tahta köprülerle geçiyorsunuz, bazı bölümler ıslak ve çamurlu olabiliyor. Spor ayakkabı yeterli, sandalet değil. Yağmurdan sonra taşlar kayganlaşıyor.

Özetle: vadi size ne kadar zaman verirseniz o kadar geri veriyor. Kırk beş dakika verirseniz merdiven görürsünüz. Üç saat verirseniz Ihlara'yı görürsünüz. Altı saat verirseniz Türkiye'nin en iyi kanyon yürüyüşlerinden birini yürümüş olursunuz.

Ihlara ile Kapadokya'nın ilişkisi

Bunu net söylemek gerekiyor: Ihlara Kapadokya'dır. Ayrı bir bölge değil, Kapadokya'nın alternatifi de değil, Kapadokya'ya yakın bir yer de değil. Aynı volkanik bölgenin, aynı tüfün, aynı Bizans kaya oyma kültürünün içindedir. Yaprakhisar'daki peribacaları ile Göreme'dekiler aynı süreçle oluştu. Saratlı'daki yeraltı şehri ile Kaymaklı'daki aynı fikirdir. Ihlara'daki freskli kiliseler ile Göreme Açık Hava Müzesi'ndekiler aynı geleneğin ürünü.

Tek fark idari. 1989'da Aksaray il oldu ve Ihlara, Nevşehir'in değil Aksaray'ın sınırları içinde kaldı. Turizm ise il sınırına göre değil, otel yatağına göre örgütleniyor. Yataklar Göreme, Ürgüp ve Uçhisar'da; balon Nevşehir'de kalkıyor; tur şirketleri orada ofis açıyor. Sonuç: Ihlara "Kapadokya'nın bir parçası" olarak değil, "Kapadokya'dan yapılan bir günlük gezi" olarak pazarlanıyor. Bu çerçeve içinde ona ayrılabilecek en fazla süre birkaç saat.

Mesafe olarak Göreme'den Ihlara Vadisi'ne yaklaşık bir saat sürüyor. Yani gerçekten günübirlik yapılabilir ve pek çok kişi öyle yapıyor. Ama bir saatlik yolu iki kez gidip, arada yürüyüşe üç dört saat ayırmak, günün tamamını harcamak demek. Tur programları ise aynı güne yeraltı şehri, Selime ve güvercinlik vadisini de sıkıştırıyor. Matematik tutmuyor ve kesilen yer hep Ihlara oluyor.

Öneri şu: Kapadokya'da üç dört gün geçirecekseniz, Ihlara'yı tur listesinden çıkarın ve ona kendi gününü verin. Kendi aracınızla gidin ya da vadi tarafında bir gece kalın. Ihlara, Güzelyurt ve Selime'yi Nevşehir'den yönetilen bir gün olarak değil, iki gecelik ayrı bir bölüm olarak kurgulayın. Aksaray tarafında konaklama var, sadece Göreme'ye alışkın gözle bakınca az görünüyor. Ihlara'yı bölgenin sonuna değil ortasına koymak, bütün Kapadokya gezisini iyileştiriyor: balonların ve kalabalığın arasına, sessiz ve yeşil bir gün giriyor.

Nasıl gidilir

Aksaray, Ankara-Adana ekseninde, otoyol üstünde. Ankara'dan yaklaşık üç saat, Konya'dan iki saat, Nevşehir'den bir saat, Adana'dan üç buçuk saat civarında sürüyor.

Uçakla gelecekseniz en yakın havalimanları Nevşehir Kapadokya ve Kayseri. Kayseri daha çok sefer alıyor ama daha uzak. İkisinden de araç kiralayıp gelmek en pratiği. Konya üzerinden hızlı tren ile gelip oradan araç kiralamak da işleyen bir kombinasyon, üstelik Sultan Han tam o yol üstünde kalıyor.

Otobüsle Aksaray merkeze her yerden ulaşılıyor, şehirlerarası terminal işlek. Merkezden Ihlara'ya ve Güzelyurt'a dolmuş var, ama sefer sıklığı sınırlı ve saatler mevsime göre değişiyor. Aracınız yoksa gitmeden önce dönüş saatini öğrenin; vadiden çıktığınızda son dolmuşun gitmiş olması, gezinin en gereksiz stresi.

Açıkça söyleyeyim: bu il araçla çok daha iyi geziliyor. Pinlerin dağılımına bakın, Sultan Han batıda, Ihlara güneydoğuda, Tuz Gölü kuzeybatıda. Toplu taşımayla bunları birleştirmek mümkün ama günlerinizi harcıyor. Araç kiralayacaksanız Nevşehir, Kayseri ya da Konya'da alın, Aksaray merkezde seçenek daha dar.

Bir uyarı: navigasyon sizi bazen vadinin yanlış ucuna götürüyor. "Ihlara Vadisi" araması sizi ana girişe getirmeli, ama Selime ve Belisırma girişleri ayrı yerler ve merdiven ana girişte. Yürüyüşe nereden başlayacağınıza karar verip, o noktayı doğrudan hedef girin.

Ne zaman gidilir

Nisan-haziran ve eylül-ekim. Bu net.

İlkbahar vadinin en iyi hâli. Melendiz'in suyu bol, yeşil parlak, hava yürüyüş için ideal ve Tuz Gölü de suyla dolu olduğu için kuş görüyorsunuz. Mayıs muhtemelen en iyi ay. Sonbahar da çok iyi: vadi dibindeki ağaçlar renkleniyor, hava dengeli, kalabalık azalıyor. Ekim sonuna kadar rahat.

Yaz gidilebilir ama koşullu. Aksaray'ın yaylası temmuz ve ağustosta bunaltıcı, otuz beş derece normal. İyi haber şu: vadinin dibi belirgin biçimde serin, gölgeli ve nehrin yanında. Yani yaz gidiyorsanız yürüyüşü sabah erkene alın, öğle saatlerinde vadinin içinde kalın, merdiveni öğlen güneşinde tırmanmayın. Tuz Gölü ise zaten yaz işi, kuruduğunda görülüyor. Yaz aynı zamanda tur otobüslerinin en yoğun olduğu dönem, ama bu sadece merdiven dibini etkiliyor; iki kilometre yürüdüğünüzde kalabalık bitiyor.

Kış zorlu ve dürüst olmak gerekirse çoğu kişi için uygun değil. Aksaray 1.000 metrenin üzerinde, kar yağıyor, patika buzlanıyor ve merdiven tehlikeli olabiliyor. Vadi karla güzel görünüyor, bu doğru, ama yürüyüşün büyük bölümü kapanabiliyor. Kışın gidecekseniz vadiyi hedef almayın, Sultan Han, müze ve şehir merkezi kışın da açık.

Bir de kalabalık takvimi var. Hafta içi ile hafta sonu arasındaki fark Ihlara'da büyük. Bayram tatilleri ve yaz hafta sonlarında Belisırma'daki nehir kıyısı yerleri dolup taşıyor. Salı, çarşamba, perşembe sabahları vadi neredeyse boş.

Sık sorulan sorular

**Ihlara Vadisi'ni tamamen yürümek zorunda mıyım?**

Hayır ve çoğu kişi zorunda değil. Ana merdivenden Belisırma'ya kadar olan 3-4 kilometrelik orta bölüm, vadinin en iyi kesimi. Kiliselerin çoğu, en dar ve derin kanyon bölümü orada. Tam 14 kilometrelik yürüyüş güzel ama son bölümde vadi genişliyor ve etkisi azalıyor. Tam yürüyüşün asıl sorunu ulaşım lojistiği, yorgunluk değil.

**Ihlara Vadisi Kapadokya'da mı?**

Evet. Aynı volkanik bölge, aynı tüf, aynı Bizans kaya kültürü. Sadece Nevşehir'in değil Aksaray'ın il sınırları içinde kalıyor, o kadar. Göreme'ye yaklaşık bir saat mesafede. Kapadokya rehberlerinin çoğunun atlamasının sebebi coğrafya değil, tur şirketlerinin nerede ofis açtığı.

**Merdiven ne kadar zor?**

400'e yakın basamak ve yüz metreden fazla iniş. Teknik zorluğu yok, beton ve korkuluklu. İnmek çoğu kişi için sorun değil. Çıkmak ise zorlayıcı ve bunu yürüyüşün sonunda yorgunken yapıyorsunuz. Dizi ya da kalbi hassas olanlar Belisırma'dan yayla seviyesine çıkan yolu kullanıp merdiven tırmanışını tamamen atlayabilir.

**Göreme'den günübirlik gidilir mi?**

Gidilir, yol bir saat. Ama tur ile giderseniz vadiye kırk beş dakika ile bir saat ayrılıyor, ki bu yetersiz. Kendi aracınızla gidip günün tamamını Ihlara'ya verirseniz işe yarıyor. En iyisi ise vadi tarafında bir gece kalmak. Tur alacaksanız Belisırma'ya kadar yürüten ve orada yemek veren programı sorun.

**Çocuklarla yürünür mü?**

Kısa bölüm yürünür. Patika düz, tehlikeli geçit yok, Belisırma'da yemek ve mola var. Merdiven asıl mesele: küçük çocuklarla iniş yavaş oluyor, çıkış zor. Kucakta taşınacak yaştaki çocuklarla merdivenli girişi düşünmeyin. Belisırma tarafından girip nehir kenarında kısa yürüyüş yapmak, küçük çocuklu aileler için daha mantıklı.

**Kaç gün ayırmalı?**

İki tam gün iyi bir denge. Birinci gün Ihlara Vadisi'ne, tamamen. İkinci gün Güzelyurt, Kızıl Kilise, bir yeraltı şehri ve Selime. Üçüncü gününüz varsa Sultan Han, Aksaray merkez ve Tuz Gölü'nü birleştirin, üçü de batı yönünde. Tek gününüz varsa tereddüt etmeyin: sadece vadi.

Planlama Soruları

Aksaray rehberi ne anlatıyor?

Aksaray'ı Ihlara Vadisi, kaya kiliseleri, Selime, Güzelyurt, yeraltı şehirleri ve Sultan Han ile yürüyüşün gerçeğini anlatarak planlayan rehber.

Aksaray için 4K yürüyüş videosu izleyebilir miyim?

Evet. Sayfa, Aksaray rotasını gitmeden önce büyük ekranda önizleyebilmeniz için ilgili Travel Walk Tours videolarına bağlanır.

Bu sayfayı gezi planında nasıl kullanmalıyım?

Önce hızlı cevabı okuyun, rota notlarını inceleyin, ardından ilgili şehir sayfası ve yürüyüş videolarıyla sokak dokusu, süre, manzara ve yakın rehberleri karşılaştırın.

Paylaş

WhatsAppXFacebook

Bu içerik faydalı oldu mu?

Reklam
Aksaray'da Gezilecek Yerler: Ihlara Vadisi ve Güzelyurt Rehberi | Travel Walk Tours