Giresun'da Gezilecek Yerler: Ada, Kale ve Yaylalar
Giresun'u ada, kale, Zeytinlik, Kuşköy ıslık dili, Bektaş ve Kümbet yaylaları ile planlayan, superlatiflere kapılmayan rehber.
Haritada gezilecek yerler
16 noktaNumaralar yazıdaki sıralamayla eşleşir. Pin’e dokunup yol tarifi alabilirsiniz.
--- title: "Giresun gezi rehberi: adası, kalesi, ıslıkla konuşan köyü ve iki ayrı iklime bölünmüş bir il" description: "Giresun için dürüst bir rehber: Karadeniz'de Türkiye kıyısındaki iki adadan biri, kale tepesi, Çanakçı'da UNESCO'nun acil koruma listesindeki ıslık dili, Dereli'nin yaylaları, kıyı kaleleri ve dağın ardındaki Şebinkarahisar. Kaç gün yeter, ne zaman gidilir, yağmur ne kadar gerçek, ne yenir." city: "Giresun" lang: "tr" ---
Giresun: kirazın adını aldığı yer, fındığın parayı bastığı il
Giresun'un antik adı Kerasous. Yunanca kiraz kelimesiyle akraba ve Plinius'a bakılırsa kiraz Avrupa'ya Roma döneminde buradan, Lucullus eliyle götürülmüş. Hikâye güzel, ama tek anlatı değil: bir başka görüş adın "boynuz" anlamındaki kelimeden geldiğini, şehrin yarımadasının biçimini tarif ettiğini, kiraz kelimesinin ise tam tersine şehrin adından türediğini söylüyor. Hangisinin doğru olduğunu bilmiyoruz. Bilmediğimizi söylemek, bir tarafı seçip kesin konuşmaktan daha dürüst.
Bugünün Giresun'u kirazla değil fındıkla yaşıyor. Bu ilin şeklini, arazisini ve insanının takvimini fındık belirliyor. Yamaçlarda gördüğünüz o kesintisiz yeşil doku orman değil, bahçe. Ağustos sonunda bütün il hasada kilitleniyor ve bunu yolda, çarşıda, konuşmalarda hissediyorsunuz.
İkinci mesele coğrafya. Giresun tek bir yer değil, birbirine dağla bağlanmış iki ayrı ülke. Kuzeyde kıyı şeridi var: dar, nemli, bulutlu, yıl boyu yağışlı. Güneyde, dağların ardında Şebinkarahisar var: 1.371 metre rakımda, kuru, sert kışlı, kıyıdan tamamen başka bir yer. Aynı ilin plakasını taşıyorlar ve arada saatler süren bir dağ yolu var. Bu rehberi okurken bunu aklınızda tutun, çünkü "Giresun'a gidiyorum" cümlesi tek başına bir plan değil.
Kime uygun? Kalabalıktan kaçana, kıyı kasabası gezmeyi sevene, yaylaya çıkmak isteyene ve gittiği yerin hikâyesini merak edene. Kime uygun değil? Güneş garantisi arayana. Doğu Karadeniz'de yağmur bir mevsim değil, bir arka plan. Şemsiyeyi valize koymak yeterli değil, plana koymak gerekiyor.
Hızlı cevap
Giresun, merkez ve adayı bir güne, kıyı kasabalarını bir güne, yaylaları ya da Şebinkarahisar'ı ayrı bir güne koyarak, araçla ve yağmura razı olarak gezilen bir il.
- Merkez: kale tepesi ve çarşı yürüme mesafesinde. Yarım gün.
- Giresun Adası: tekneyle gidiliyor, kıyıdan yaklaşık 1,6 km açıkta. Sefer düzeni mevsimlik, resmî kaynaktan teyit edin.
- Kıyı: Bulancak'tan Eynesil'e kadar kaleler ve kasabalar. Bir tam gün.
- Yaylalar: Dereli üzerinden Bektaş ve Kümbet. Bir tam gün.
- Şebinkarahisar: dağın öteki tarafı, kendi başına bir gün. Günübirlik zor ama mümkün.
- Kuşköy: ıslık dili için Çanakçı'ya sapmak gerekiyor, yol vadi içi.
- Araç: şart. Sahil yolu iyi, güneye sapan yollar başka bir hikâye.
- Yemek: fındık, karalahana, hamsi, pide.
1. Giresun Adası
Şehrin doğusunda, kıyıdan yaklaşık 1,6 kilometre açıkta duran 40 bin metrekarelik bir kaya. Sık duyacağınız "Doğu Karadeniz'in tek adası" cümlesini biraz düzeltmek gerekiyor: doğrulanabilir hâli şu ki Türkiye'nin Karadeniz kıyısındaki iki adadan biri, diğeri Kocaeli'ndeki Kefken Adası. Yani ülke ölçeğinde iki taneden biri, batıdaki komşusu çok uzakta.
Adanın ilginç yanı büyüklüğü değil, üstünde biriken şey. Antik kaynaklarda savaş tanrısı Ares'e adanmış sayılıyor ve bir Amazon tapınağına ev sahipliği yaptığı anlatılıyor. Plinius burayı, kuşların yabancılara saldırdığı bir tapınak yeri olarak anıyor. Argonautlar anlatısında Iason'un adamları burada saldırgan kuşlarla karşılaşıyor. Bugün adada sur kalıntıları, tapınak izleri ve Hamza Taşı denen dikili taş var; bu taşın yaklaşık dört bin yıllık olduğu ve yer tanrıçasıyla ilişkilendirildiği söyleniyor.
Ada ikinci derece arkeolojik sit alanı ve üzerinde 71 doğal bitki türü sayılmış; karabatak, martı ve göçmen kuşlar için konaklama yeri. Ulaşım limandan tekneyle. Sefer düzeni ve izin durumu mevsime göre değişiyor, gitmeden resmî kaynaktan teyit edin.
2. Giresun Kalesi ve kale tepesi
Şehrin üstündeki burun tepesinde duruyor ve merkezden yukarı bakınca zaten görüyorsunuz. Kale olarak beklentinizi ayarlayın: burada ayakta duran ihtişamlı bir hisar yok, sur parçaları var ve tepenin kendisi bugün park olarak kullanılıyor. Şehir buraya kaleye bakmaya değil, oturmaya ve yürümeye çıkıyor.
Yukarıdan görünen şey için tırmanıyorsunuz. Giresun'un yarımada üzerine kurulmuş planı ancak buradan anlaşılıyor: bir tarafta liman ve çarşı, diğer tarafta sahil, uzakta ada. Şehrin neden bu kadar dar ve uzun olduğu, dağın denize ne kadar yakın indiği yukarıdan bir çırpıda belli oluyor.
Tepede Topal Osman'ın mezarı var. 1884-1923 arasında yaşamış, Millî Mücadele döneminin tartışmalı ve hakkında bugün hâlâ sert konuşulan bir figürü. Mezarı burada ve ziyaret ediliyor. Kimlik olarak Giresun'un yakın tarihinin bir parçası ve bunu görmezden gelen bir rehber size eksik bir şehir anlatmış olur.
Yokuş dik. Yürüyebilirsiniz, araçla da çıkılıyor.
3. Giresun Müzesi (Gogora Kilisesi)
Kaleden aşağı inince Zeytinlik Mahallesi'ne giriyorsunuz ve müze de burada. Bina müzeden önce başka bir şeydi: 18. yüzyıl ortasında Rum Ortodoks cemaati tarafından yaptırılmış Gogora Kilisesi. Dikdörtgen sarı ve kahverengi kireç taşları demir kroşe ve kurşunla birleştirilmiş. 1923'te terk edilmiş, 1948'den 1967'ye kadar hapishane olarak kullanılmış, 1988'de müze olmuş. Bir yapının bu kadar çok iş değiştirmesi Anadolu'da sık görülür ama listenin bu kadar açık okunabilir olması sık görülmez.
Mahallenin kendisi de yapıdan aşağı kalmıyor. Zeytinlik 19. yüzyıl ortasında Avrupa'yla ticaret yapan fındık tüccarları tarafından kurulmuş ve 1991'de kentsel sit ilan edilmiş. Yaklaşık 13,86 hektarlık alanda 85 tescilli yapı var: 4 anıtsal, 81 sivil mimarlık örneği. Evler genelde iki katlı, taş ve ahşap karışık. Haritayı kapatıp yokuş yukarı yürüyün, mahalle küçük ve zaten kaleye çıkıyor.
Bir not: müzenin koordinatını tek kaynaktan doğrulayabildim, o yüzden haritadaki nokta bina ölçeğinde yaklaşık. Sokağa varınca sorun. Ziyaret saatlerini resmî kaynaktan teyit edin.
4. Şemsettin Camii, Bulancak
Merkezden batıya yaklaşık yirmi kilometre gittiğinizde Bulancak'a giriyorsunuz. İlçenin çarşısı sahil yoluyla dağ arasına sıkışmış ve çarşının içinde bu cami duruyor. İlçenin ayakta kalmış en eski ibadet yapılarından biri.
Buraya mimarlık için gelinmiyor, bunu baştan söyleyeyim. Yapı mütevazı. Ama Bulancak'ın kendisi Giresun kıyısının nasıl işlediğini görmek için iyi bir durak: burası turist kasabası değil, çalışan bir ilçe. Fındık alım noktaları, çay ocakları, balıkçı tezgâhları ve sabah kalabalığı gerçek. Sahil yolunda hızla geçip gidilen ilçelerden biri ve tam da bu yüzden durmaya değer.
Cami, çarşıyı gezerken uğrayacağınız bir nokta olarak düşünün, hedef olarak değil. Etrafındaki sokaklar ilçenin alışverişini yaptığı yer ve orada geçireceğiniz yarım saat, bu kıyının nasıl işlediğini herhangi bir seyir terasından daha iyi anlatıyor.
Ziyaret için namaz vakitlerine dikkat edin, kadınlar için başörtüsü gerekiyor, içeride sessiz olun. Açık olma durumu değişebilir, resmî kaynaktan teyit edin.
5. Bektaş Yaylası
Dereli'den güneye çıkan yolun batı kolunda, ağaç sınırının üstündeki açık çayır sırtlarına kurulmuş bir yayla. Giresun merkezden yaklaşık kırk beş kilometre, ama bu mesafeyi haritadaki gibi okumayın; yol vadi içinden tırmanıyor ve süresi kilometresine benzemiyor.
Buranın manzarası ağaçsızlığından geliyor. Kıyının o kapalı, sık ve nemli dokusundan çıkıp birden açık sırtlara varıyorsunuz. Yaz aylarında çayır çiçekli, hayvan otlatılıyor, evlerin bir kısmı mevsimlik dolup boşalıyor. Bu bir tatil köyü değil, hâlâ kullanılan bir yayla.
Dürüst not: sis burada bir ihtimal değil, alışkanlık. Sabah açık olan sırt öğlene kapanabiliyor ve bazı günler yirmi metre öteyi göremezsiniz. Bu kötü bir şey değil, sadece plana dahil edilmesi gereken bir şey. Manzara için geldiyseniz sabah erken çıkın ve tek bir güne bağlamayın.
Yol asfalt ama dar ve kışın kapanabiliyor. Yaz dışında yola çıkmadan yol durumunu teyit edin.
6. Kümbet Yaylası
Dereli'nin güneyinde, Bektaş'tan daha doğuda kalan ve şenlikleriyle bilinen yayla köyü. Giresun'un yayla kültürünün en görünür yerlerinden biri; yaz aylarında düzenlenen şenlikler yöre insanının takviminde gerçek bir yer tutuyor. Tarihini ve programını her yıl değiştiği için buraya yazmıyorum, resmî kaynaktan teyit edin.
Kümbet'e karayoluyla çıkılıyor ve yol Bektaş'a göre daha rahat. Manzara da farklı: burada ağaç var, sırt tamamen çıplak değil, çam ve çayır iç içe. İkisini aynı gün gezmek mümkün ama ikisi arasındaki yolu hafife almayın.
Curated veri setimizde Kümbet için kayıtlı koordinat yaklaşık dört kilometre sapmalıydı ve yuvarlanmıştı; bu rehberdeki nokta OpenStreetMap ve Wikidata'dan doğrulandı. Bunu yazıyorum çünkü yayla arayan insanların telefonundaki pin genelde yanlış yere düşüyor ve burada bu ciddi bir mesele: yanlış vadiye girerseniz geri dönmek yarım gününüzü alır.
Yaz dışında yol kapalı olabiliyor.
7. Andoz Kalesi
Espiye'de, Yağlıdere vadisine bakan bir kaya çıkıntısının üstünde kule ve sur kalıntıları. Sahil yolundan içeri, güneye sapıyorsunuz ve birkaç kilometre sonra vadinin üstünde beliriyor.
Tirebolu çevresinin üç kalesinden biri: diğerleri Bedrama ve Tirebolu'nun kendi kalesi. Bu üçlü, bölgenin neden bu kadar çok surla kaplı olduğunu anlatıyor. Burası Trabzon İmparatorluğu'nun batı sınırıydı ve o sınır uzun süre gerçek bir sınır olarak işledi. Vadiler kuzey-güney akıyor, kıyı boyunca doğu-batı geçiş var ve her kavşak tutulmuş.
Kalıntı olarak beklentinizi ölçülü tutun. Duvarlar kısmi, içeride düzenlenmiş bir gezi güzergâhı beklemeyin, tabela da beklemeyin. Buraya yapı için değil konum için geliyorsunuz: yukarıdan vadiyi görünce kalenin neden tam oraya kurulduğu açıklama gerektirmiyor. Bir yerden bunu almak da az şey değil ve sapmanın asıl gerekçesi bu.
Yaklaşım yolu dar ve son kısmı yürüyüş. Yağmurdan sonra zemin kayganlaşıyor.
8. Tirebolu Kalesi (Sen Jan)
Tirebolu çarşısının hemen doğusunda, denize doğru uzanan bir kaya burnunun üstüne oturmuş. Sen Jan Kalesi diye de anılıyor. İlin en fotojenik yapısı ve bunu hak ediyor: kale değil de kayanın devamı gibi duruyor, dalga taşın dibinde kırılıyor.
Tarihlendirmede dikkatli olun. Türkçe kaynaklarda dolaşan bazı tarihler birbiriyle çelişiyor ve internette gördüğünüz kesin rakamlara güvenmeyin. Kesin olan şu: tek kapılı, aralıklı payanda kuleleriyle güçlendirilmiş, önünde top kuleleri olan bir yapı ve içinde yakındaki bir okul mezarlığından taşınmış Osmanlı dönemi mezar taşları duruyor.
Tirebolu'nun antik adı Tripolis, yani üç şehir. Adın nereden geldiği de tartışmalı: ya yakındaki üç burundan ya da üç kaleden. İkisi de mantıklı ve ikisi de kanıtlanmış değil.
Kaleye çıkış kısa ama son bölüm kayalık. Rüzgârlı günlerde kenara fazla yaklaşmayın.
9. Tirebolu kasabası ve limanı
Kaleyi gördükten sonra kasabayı geçmeyin. Tirebolu, iki koy arasına sıkışmış küçük bir liman kasabası ve Giresun kıyısının en toparlı yerleşimlerinden biri. Antik Tripolis'in yerinde duruyor.
Yürüyün. Çarşı küçük, deniz her sokağın ucunda görünüyor ve balık tezgâhları gerçek. Burası kendi işini yapan bir kasaba, size bir şey satmaya çalışmıyor. Sahilde çay içmek için oturan insanların çoğu turist değil, buralı. Liman kasabası ile liman kasabası kılığındaki turistik yer arasındaki fark budur ve on dakikada anlaşılıyor.
Tirebolu'nun bir başka özelliği fındıkla ilişkisi. Kasabanın ekonomisi de bu ilin geri kalanı gibi fındığa bağlı ve limanın tarihi bununla ilgili. Ağustos sonunda gelirseniz kasabanın ritminin değiştiğini görürsünüz.
Mekân adı vermiyorum ve vermeyeceğim. Balık tezgâhının önünde durup ne olduğunu sorun; cevap mevsime göre değişir ve doğru cevap zaten oradadır.
10. Eynesil Kalesi
İlin doğu ucunda, Trabzon sınırına yakın, sahil yolunun hemen yanında duran küçük bir kale kalıntısı. Yolun kenarında olması hem avantaj hem dezavantaj: kolay ulaşılıyor ama trafik dibinden geçiyor.
Kendi başına bir gün ayrılacak yer değil ve bunu açıkça söylüyorum. Sahil yolunda doğuya gidiyorsanız on beş dakikalık bir mola. Sis Dağı ya da Trabzon tarafına devam edecekseniz güzergâhın üstünde.
Buranın anlamı tek başına değil, dizinin parçası olarak ortaya çıkıyor. Andoz, Tirebolu, Bedrama, Eynesil: kıyı boyunca birbirini gören ya da en azından birbirine haber ulaştırabilen bir savunma hattı. Trabzon İmparatorluğu'nun batı kanadı burasıydı ve 1461'de Fatih Trabzon'u aldığında bu hattın tamamı başkentle birlikte el değiştirdi. Zincirin son halkasında durup bunu bilmek, önünüzdeki duvardan daha çok şey anlatıyor.
Kalıntı mütevazı. Buraya yapı görmeye değil, kıyının nasıl tutulduğunu anlamaya geliyorsunuz.
11. Kuşköy
Çanakçı ilçesinde, vadi içinde bir köy. Buraya manzara için değil ses için gelinir. Kuşköy, ıslıkla konuşma geleneğinin hâlâ yaşadığı yer: kelimeler ıslığa çevriliyor ve vadinin bir yamacından diğerine gönderiliyor. Türkçe Wikipedia'ya göre gelenek yaklaşık üç yüzyıllık ve köy nüfusunun yarısı tarafından kullanılıyor.
UNESCO meselesini netleştirelim, çünkü çok yanlış yazılıyor. UNESCO'nun kendi kaydına göre "Whistled language" ögesi Türkiye adına 2017'de, 12. Hükümetlerarası Komite toplantısında, Acil Koruma Gerektiren Somut Olmayan Kültürel Miras Listesi'ne alındı. Yani sıradan Temsili Liste değil, acil koruma listesi; bu ayrım önemli çünkü listenin adı geleneğin durumunu anlatıyor. Bir not daha: UNESCO'nun kayıt sayfası Kuşköy'ü ya da Giresun'u ismen anmıyor, ögeyi Türkiye geneli için tanımlıyor. Kuşköy geleneğin en bilinen merkezi ama listede yazan isim o değil.
Neden acil koruma? Cep telefonu. Vadinin öbür ucuna ıslıkla bağırmanın işlevi kalmayınca gelenek de işlevini kaybediyor. Köyün nüfusu 2000'de 656 iken 2021'de 374'e inmiş.
Gidip ıslık duyacağınızın garantisi yok. Bu bir gösteri değil.
12. Sis Dağı
Çanakçı ile Trabzon sınırı arasında uzanan yayla sırtı ve zirvesi. Adı iddialı değil, tarif: burası gerçekten sisli. İsmi bir pazarlama sloganı değil, yerel bir gözlem.
Yaylanın manzarası açık havada geniş. Sırtlar yumuşak, ağaç sınırının üstünde çayır uzanıyor ve iyi bir günde uzaktaki dağ sıraları görünüyor. Ama "iyi bir gün" burada seyrek. Sisin içinde kalmaya hazır gelin; çayırın görünüp kaybolması ve sesin düzleşmesi de bir deneyim, sadece fotoğrafın size sattığı deneyim değil.
Kuşköy ile aynı vadi sisteminde ve ikisini aynı güne koymak mantıklı. Çanakçı'ya sapıyorsanız zaten yolun yarısındasınız.
Sis Dağı yaylasında yaz şenlikleri yapılıyor; tarihi yıldan yıla değişiyor, resmî kaynaktan teyit edin. Yol dar, kışın kapalı, sisli günlerde sürüş dikkat istiyor. Farları yakın ve yavaş gidin. Bu tavsiye klişe değil, burada gerçekten gerekli.
13. Şebinkarahisar Kalesi
Burası ilin en dramatik yapısı ve merkeze en uzak olanı. Şebinkarahisar ilçe merkezinin güneyinde, Hacıkayası denen kaya kütlesinin üstünde duruyor. Kasabanın ortalama rakımı 1.371 metre, kale onun da üstünde.
Kaleye çıkınca göreceğiniz asıl şey duvar değil, kayanın kendisine oyulmuş sistem: farklı boyutlarda su sarnıçları, yapı kalıntıları ve "kırk badal" denen büyük sarnıç. Bu bir mimarlık gösterisi değil, bir kuşatma mantığı. Suyu içeride tutabilen kale dayanır.
Tarihi katmanlı ve kaynaklar başlangıç için tam hemfikir değil. Pers, Pontus ve Roma dönemleri; 591'de Bizans; 645'ten sonra Arap akınları; 778'de Emevi ele geçirmesi; 1074'te Danişmendliler ve Mengücekler; 1128'de Selçuklu; 1473'te Otlukbeli'nin ardından Osmanlı. Son restorasyon 2003'te yapılmış. Yerleşimin antik adı Koloneia ve bu, kalede bulunan 9. ya da 10. yüzyıl tarihli Yunanca bir yazıtla doğrulanıyor.
Bir uyarı: haritaların çoğu bu kaleyi yanlış yere koyuyor, kasabanın içine düşürüyor. Kale kasabanın güneyinde, yukarıda.
14. Fatih Camii, Şebinkarahisar
Kale yolunun altındaki çarşıda duruyor ve adı yanıltıcı olabilir, o yüzden tarihi net verelim. Cami Fatih Sultan Mehmed'in 29 Ağustos 1473'teki ziyaretinin ardından yaptırılmış. Ama bugün gördüğünüz bina o bina değil: özgün ahşap yapı iki kez yanmış ve şu anki yapı 1888 tarihli, Mutasarrıf Resih Paşa döneminde inşa edilmiş. 1950'deki deprem hasarından sonra da onarılmış.
Yani buraya 15. yüzyıl görmeye gelirseniz hayal kırıklığına uğrarsınız. 19. yüzyıl sonu bir Anadolu kasaba camisi görmeye gelirseniz tam da onu bulursunuz, üstelik yerinde durduğu için anlamlı.
Etrafı gezmeye değer. Çarşıda 17. yüzyılda Sipahi Reis Taban Ahmet Ağa tarafından yaptırılmış Taşhanlar var; iki katlı taş yapılar, önce pazar yeri olarak kullanılmış, 1915'ten 1939 depremine kadar hapishane olmuş, deprem de ağır hasar vermiş. Şebinkarahisar'ın hikâyesini anlamak için bu iki yapıyı birlikte okuyun.
Ziyaret için namaz vakitlerine dikkat edin.
15. Şebinkarahisar Atatürk Evi Müzesi
Atatürk 11 Ekim 1924'te Şebinkarahisar'a geldi ve bu evde bir gece kaldı. Ev, restorasyonun ardından 11 Ekim 1982'de, ziyaretin yıldönümünde müze olarak açıldı. Tarihlerin örtüşmesi tesadüf değil.
Tarihlerin bu şekilde eşleştirilmesi, Cumhuriyet'in kendi hafızasını nasıl kurduğuna dair de bir şey söylüyor.
İçeride Atatürk'ün kullandığı kişisel eşyalar, dönem eserleri, beş yüz kitaplık bir kütüphane ve bir portre köşesi var. Küçük bir müze ve öyle olduğu için iyi: yarım saatte geziliyor, yer doldurmak için şişirilmemiş.
Buranın değeri koleksiyonda değil, bağlamda. Şebinkarahisar dağın ardında, yolu zor, kışı sert bir kasaba. Cumhuriyet'in ilk yılında devlet başkanının buraya kadar gelip bir gece kalması, o dönemin Anadolu'yu dolaşma pratiğini anlatıyor. Ev de zaten mütevazı bir kasaba konağı, saray değil.
Ziyaret saatleri değişebiliyor, resmî kaynaktan teyit edin. Kale ve çarşıyla aynı yürüyüşe bağlanabiliyor, üçü birbirine yakın.
16. Meryem Ana Manastırı
Şebinkarahisar'ın yaklaşık on bir kilometre doğusunda, Sarıyer köyünün Kayadibi mevkiinde. İlin en şaşırtıcı yapısı ve en az bilinenlerinden biri.
Manastır inşa edilmemiş, oyulmuş. Tek bir doğal kaya kütlesinin içi boşaltılarak yapılmış dört katlı bir yapı: en üst kat kilise, diğer katlarda farklı işlevler için otuz iki oda var. Duvarlarda bezeme izleri duruyor. Türkçe Wikipedia burayı Sümela'dan sonra Türkiye'nin en büyük ikinci doğal ve oyma manastırı olarak tarif ediyor.
Tarihlendirmede temkinli olun. Aynı kaynak temellerin 2. yüzyıla dayandığını ve yapının Orta Çağ'da şekillendiğini söylüyor, ancak bu tarihler bağımsız olarak doğrulanmış değil; ihtiyatla okuyun.
Erişim meselesi ciddi. 1939 depremi manastıra inişi ve girişi belirgin biçimde zorlaştırmış ve bu durum bugün de geçerli. Burası düzenlenmiş, korkuluklu, bileti olan bir ziyaret yeri değil. Gitmeden önce yerel olarak erişim durumunu sorun ve tek başınıza kayaya tırmanmaya kalkmayın.
Nasıl gidilir
Giresun'un havalimanı yok. En yakın ikisi Ordu-Giresun Havalimanı ile Trabzon Havalimanı. Ordu-Giresun Havalimanı ilin batısında, Bulancak'ın ötesinde ve adında Giresun geçmesine rağmen şehir merkezine mesafesi var; Trabzon ise doğudan bir seçenek. İkisi de kıyı yolundan bağlanıyor.
Sahil yolu iyi. Doğu Karadeniz'in kıyı otoyolu Giresun'u boydan boya geçiyor ve Bulancak'tan Eynesil'e kadar bütün kıyı bu yolun üstünde. Bu ilin en kolay kısmı burası.
Güneye sapan her yol başka bir hikâye. Dereli üzerinden yaylalara ve Şebinkarahisar'a giden yollar dağ yolları: dar, virajlı, kışın kapanabilen. Haritanın verdiği süreye güvenmeyin, üstüne koyun. Şebinkarahisar merkeze uzak ve arada gerçek bir dağ geçidi var; oraya gidecekseniz günü buna göre kurun.
Araç pratikte şart. İlçe merkezlerine otobüs var ama yaylalara, kalelere ve Kuşköy'e ulaşım toplu taşımayla makul değil. Araç kiralamayacaksanız merkez, ada ve kıyı kasabalarıyla yetinin; bu da fena bir gezi olmaz.
Ne zaman gidilir
Önce yağmuru konuşalım, çünkü Giresun planınızı yağmur belirleyecek. Doğu Karadeniz kıyısında yağış yılın her ayına yayılıyor ve Giresun Türkiye'nin en bulutlu şehirlerinden biri sayılıyor. Burada "yağmurlu mevsim" diye bir şey yok, çünkü hepsi öyle. Bunu bir uyarı olarak değil, bir bilgi olarak alın: bölgeyi bu kadar yeşil yapan şey tam olarak bu.
Yaz, yayla için tek mantıklı zaman. Haziran sonundan eylül başına kadar Bektaş, Kümbet ve Sis Dağı yolları açık ve şenlikler bu döneme denk geliyor. Yaz aynı zamanda kıyının en kalabalık olduğu dönem, ama Giresun'un kalabalığı Türkiye ölçeğinde ciddi bir kalabalık değil.
İlkbahar ve sonbahar kıyı ve Şebinkarahisar için iyi. Mayıs ve haziran yeşilin en güçlü olduğu zaman. Eylül ve ekim ise sakin, serin ve fındık sonrası; ilin normal hâlini görmek istiyorsanız bu iki ay iyi bir tercih.
20 Mayıs'ta Aksu Festivali var. Giresun Adası'yla ilişkili yerel bir gelenek: Hamza Taşı'nın altından geçme gibi ritüeller anlatılıyor. Tarihi ve programı yıldan yıla ve resmî düzenlemeye göre değişebiliyor, gitmeden teyit edin.
Kış kıyıda ılık ve ıslak, Şebinkarahisar'da sert. Aynı ilde iki farklı kış yaşanıyor ve dağ yolları kapanabiliyor. Aralık ile mart arasında kar kıyıya bile inebiliyor.
Ne yenir
Fındık burada bir çerez değil, bir ekonomi. Giresun fındığı ismiyle anılıyor ve ilin tarımının merkezinde duruyor. Tatlıdan çorbaya kadar mutfağa giriyor. Ağustos sonunda gelirseniz hasadın kendisini görürsünüz.
Karalahana Karadeniz'in temel yeşilliği ve Giresun'da da öyle. Çorbası, sarması, kavurması var; her evin kendi yapma biçimi var ve bu farklar ciddiye alınıyor. Kışın daha lezzetli olduğu söyleniyor, çünkü kar yedikten sonra tatlanıyor.
Hamsi mevsimlik ve mevsimi kış. Yazın hamsi arayan turist Karadeniz'de klasik bir hatadır; yaz gelirseniz o gün ne çıktığını sorun, cevap hamsi olmayacaktır. Balık tezgâhı mevsimi size zaten söyler.
Pide her yerde var ve Karadeniz pidesi kendi formunda. Kiraz meselesine gelince: şehrin adı kirazla anılıyor ve hikâye güzel ama Giresun bugün bir kiraz merkezi değil. Buraya kiraz için gelmeyin, isim için gelin.
Mekân adı vermiyorum. Çarşıda esnafın öğle yemeğini yediği yer genelde doğru yerdir.
Sık sorulanlar
**Giresun kaç günde gezilir?**
İki gün merkezi, adayı ve kıyı kasabalarını kapsar: birinci gün kale tepesi, çarşı ve ada; ikinci gün Bulancak'tan Eynesil'e sahil yolu, Andoz ve Tirebolu. Üçüncü gün ya yaylalara ya Çanakçı'ya gider. Şebinkarahisar'ı gerçekten görmek istiyorsanız dördüncü gün gerekiyor, çünkü dağın ardında ve yol tek başına yarım gün. Her şeyi üç güne sıkıştırmaya çalışan insanlar arabada oturuyor.
**Kuşköy'ün ıslık dili gerçekten UNESCO listesinde mi?**
Evet, ama isim önemli. UNESCO'nun kaydında öge "Whistled language" adıyla, Türkiye adına, 2017'de 12. Komite toplantısında Acil Koruma Gerektiren Somut Olmayan Kültürel Miras Listesi'ne alındı. Temsili Liste değil, acil koruma listesi. UNESCO'nun sayfası Kuşköy'ü ya da Giresun'u ismen anmıyor; ögeyi ülke geneli için tanımlıyor. Kuşköy geleneğin en bilinen ve en çok anılan merkezi, ama "Kuşköy UNESCO listesinde" demek teknik olarak eksik bir cümle.
**Giresun Adası gerçekten Doğu Karadeniz'in tek adası mı?**
Bu cümleyi düzeltmek gerekiyor. Doğrulanabilir olan şu: Karadeniz'de Türkiye kıyısındaki iki adadan biri, diğeri Kocaeli'ndeki Kefken Adası. Kefken batıda olduğuna göre Doğu Karadeniz'de başka ada yok, ama "tek ada" ifadesinin nasıl sınırlandığı kaynaktan kaynağa değişiyor. İkiden biri demek daha güvenli ve zaten yeterince ilginç.
**Giresun Adası'na nasıl çıkılır?**
Limandan tekneyle. Ada kıyıdan yaklaşık 1,6 kilometre açıkta ve yüzerek gidilecek bir yer değil. Sefer düzeni mevsime bağlı ve ada ikinci derece arkeolojik sit alanı olduğu için ziyaret koşulları değişebiliyor. Buraya sefer saati ya da fiyat yazmıyorum, çünkü yazsam yanlış olur. Gitmeden önce resmî kaynaktan ya da limandan teyit edin.
**Giresun'da yağmura ne kadar hazırlıklı olmak gerekiyor?**
Çok. Burada yağmur bir ihtimal değil, varsayılan durum ve yılın her ayına yayılıyor; Giresun Türkiye'nin en bulutlu şehirlerinden biri sayılıyor. Yağmurluk alın, şemsiye rüzgârda işe yaramıyor. Su geçirmez ayakkabı yaylada ve kale yolunda fark yaratıyor. Ama şunu da söyleyeyim: yağmuru bekleyip iptal ederseniz hiç gitmezsiniz. Burada doğru strateji yağmurdan kaçmak değil, yağmurun içinde gezmeyi kabul etmek.
Planlama Soruları
Giresun rehberi ne anlatıyor?
Giresun'u ada, kale, Zeytinlik, Kuşköy ıslık dili, Bektaş ve Kümbet yaylaları ile planlayan, superlatiflere kapılmayan rehber.
Giresun için 4K yürüyüş videosu izleyebilir miyim?
Evet. Sayfa, Giresun rotasını gitmeden önce büyük ekranda önizleyebilmeniz için ilgili Travel Walk Tours videolarına bağlanır.
Bu sayfayı gezi planında nasıl kullanmalıyım?
Önce hızlı cevabı okuyun, rota notlarını inceleyin, ardından ilgili şehir sayfası ve yürüyüş videolarıyla sokak dokusu, süre, manzara ve yakın rehberleri karşılaştırın.