Seyahat Blogu

Kütahya'da Gezilecek Yerler: Aizanoi Zeus Tapınağı ve Çini Rehberi

Kütahya'yı Anadolu'nun en iyi korunmuş Zeus Tapınağı Aizanoi, çini geleneği, kale ve Germiyan sokağıyla planlayan rehber.

Kutahya17 dk okuma
Kütahya'yı Anadolu'nun en iyi korunmuş Zeus Tapınağı Aizanoi, çini geleneği, kale ve Germiyan sokağıyla planlayan rehber.

Haritada gezilecek yerler

14 nokta

Numaralar yazıdaki sıralamayla eşleşir. Pin’e dokunup yol tarifi alabilirsiniz.

Kütahya rehberi

Kütahya, Türkiye'nin hâlâ çini üreten şehri. Bu cümledeki "hâlâ" önemli, çünkü İznik'in çini üretimi 18. yüzyılda tükendi ve Kütahya'nınki tükenmedi. Tarihsel olarak İznik birinci, Kütahya ikinci sayılır; ama bugün ayakta kalan taraf ikinci olandır. Şehirde atölyeler çalışıyor, fırınlar yanıyor, vitrinlerde tabak var. Bu canlı bir zanaat, müzelik bir hatıra değil.

Buna rağmen Kütahya'ya gelmenizin asıl sebebi muhtemelen şehirde değil. Altmış kilometre güneybatıda, Çavdarhisar adında bir kasabanın içine dağılmış Aizanoi var. Anadolu'nun en iyi korunmuş Zeus Tapınağı orada. Stadyumla tiyatronun sırt sırta yapıldığı, mimarlık tarihinde benzeri bilinmeyen bir kompleks orada. Fiyatları taşa kazınmış, dünyanın bilinen ilk borsası sayılan yuvarlak bir yapı orada. Şehir merkezi yarım gün eder; Çavdarhisar tek başına bir gün ister.

En sık yapılan hata da tam olarak bu: insanlar çini için Kütahya'ya gelir, müzeyi gezer, birkaç tabak alır ve Aizanoi'ye hiç gitmeden döner. Oysa ilin gerçek şaheseri o. Ölçek konusunda dürüst olalım, Kütahya turistik bir şehir değil, sanayisi ve üniversitesi olan çalışan bir Anadolu şehri. Antik yerlere, seramik işine ya da kaplıcaya ilgi duyuyorsanız burası size göre. Kalabalık bir tatil beklentisiyle gelirseniz hayal kırıklığı yaşarsınız. Aizanoi'nin en büyük avantajı da zaten kalabalık olmaması.

Hızlı cevap

İki tam gün yeter. Birinci gün şehir: kale, Ulu Cami ve yanındaki Arkeoloji Müzesi, Çini Müzesi, Kossuth Evi, Germiyan Sokağı. Hepsi yürüme mesafesinde. İkinci gün Çavdarhisar ve Aizanoi, yola erken çıkın, öğle güneşinden kaçının. Üçüncü gününüz varsa kaplıcalardan birini ya da Murat Dağı'nı ekleyin. Araç olmadan Aizanoi zor, dolmuş var ama seyrek. Bahar ve sonbahar en iyisi; Kütahya 949 metrede ve kışı sert.

1. Kütahya Kalesi

Şehrin üstündeki tepede Bizans döneminden kalma bir kale. Kaynaklar çevresini yaklaşık üç bin metre, kule sayısını yetmişe yakın veriyor; iç kale, yukarı hisar ve aşağı hisar diye üç bölümden söz ediliyor. Aşağı hisarın Fatih döneminde, kuşatmada Ilıpınar suyunu korumak için eklendiği yazılıyor. Bugün duvarların bir kısmı ayakta, bir kısmı değil ve içerideki alanın çoğu boş.

Dürüst olmak gerekirse buraya kale mimarisi için değil, manzara için çıkılıyor. Yukarıdan şehrin ovaya nasıl yayıldığını, çini fabrikalarının bacalarını, arkadaki dağları görüyorsunuz. Evliya Çelebi kalenin bir dönem hapishane olarak kullanıldığını yazmış; içeride cephanelik, zahire deposu ve bir mescit de bulunuyormuş.

Yürüyerek çıkmak dik ama mümkün; araçla da çıkılıyor. Güneşin batmasına yakın gidin, ışık daha iyi ve sıcak daha az. Zeminin bazı yerleri düzensiz, rahat ayakkabı işinizi görür. Germiyan Sokağı'ndan yukarı çıkan bir yol var, ikisini tek yürüyüşte birleştirebilirsiniz. Tepedeki işletmelerin çalışma durumu değişebiliyor, gitmeden önce sorun.

2. Kütahya Ulu Camii

Şehrin selâtin camisi. Yapımına Yıldırım Bayezid'in Kütahya'da sancak beyi olduğu dönemde başlandığı, Ankara Savaşı'nda esir düşmesiyle işin yarım kaldığı ve oğlu Musa Çelebi'nin 1400'lerin ilk yarısında tamamladığı kaydediliyor. Vakıf kayıtlarında Yıldırım Beyazıt Camii, Evliya Çelebi'de Orhan Gazi Camii olarak da geçiyor, yani isim konusunda kaynaklar tam anlaşmış değil.

Mimarisi dönemin standart Osmanlı camisi ölçüsünde, sizi şaşırtacak bir ölçek beklemeyin. Kütahya'nın tek selâtin camisi olması ise şehrin Osmanlı düzenindeki yerini anlatıyor: burası bir şehzade sancağıydı ve padişah adına cami yapılacak kadar önemliydi.

Buranın asıl değeri konumu. Caminin hemen bitişiğinde Arkeoloji Müzesi'ni barındıran Vacidiye Medresesi var, birkaç adım ötede Çini Müzesi. Şehrin tarihî çekirdeği burada toplanmış durumda ve üçünü tek yürüyüşte bitirebilirsiniz. Yanındaki Tarihi Bedesten de aynı hatta. İbadet saatlerini gözetin, ziyaret için namaz vakitlerinin dışını tercih edin. Açılış ve onarım durumunu resmî kaynaktan teyit edin.

3. Kütahya Arkeoloji Müzesi

Müze, 1314'te Germiyan beylerinden Umur bin Savcı'nın yaptırdığı Vacidiye Medresesi'nin içinde. Yani binanın kendisi de sergilenen eserler kadar eski. Müze 1965'te kurulmuş, restorasyon sonrası 1999'da yeniden açılmış. Ulu Cami'nin hemen yanında olduğu için ikisini ayrı gün planlamanın anlamı yok.

Koleksiyon Paleolitik'ten Osmanlı'ya uzanıyor. Kurtarma kazılarından gelen Hitit buluntuları, Frig oyuncakları ve Kybele heykelleri, Hellenistik ve Roma dönemi seramik ve cam kapları var. En bilineni Amazon Lahdi. Medresenin kendisi de Germiyanoğulları döneminin ayakta kalan az sayıdaki yapısından biri, yani avluda dururken beyliğin mimarisine bakıyorsunuz.

Aizanoi'ye gidecekseniz sırayı doğru kurun: önce müzeyi görün, sonra araziye çıkın. Çavdarhisar'da gördüğünüz taş yığınlarının ne olduğunu anlamanız kolaylaşır, çünkü oradan çıkan eserlerin bir bölümü burada duruyor. Bu sırayı tersine çeviren ziyaretçiler alanda gördüklerinin çoğunu adlandıramadan dönüyor. Güncel açılış ve bilet bilgisini resmî kaynaktan teyit edin.

4. Kütahya Çini Müzesi

II. Yakup Bey Külliyesi'nin içinde, Ulu Cami'den birkaç dakika yürüyerek gidiliyor. Şehrin çini geçmişini tek çatı altında toplayan yer burası ve Kütahya'ya çini için geldiyseniz ilk durağınız olmalı, son değil. Sebebi basit: burada asırlar boyunca nelerin yapıldığını gördükten sonra çarşıdaki vitrinlere bakışınız değişir.

Kütahya'nın çini üretimi yüzyıllara yayılıyor ve şehir bu işi hiç bırakmadı. İznik'in üretimi 18. yüzyılda söndüğünde bu alanda faaliyet gösteren tek yer Kütahya olarak kaldı. Müzedeki parçalar bu sürekliliği takip etmenizi sağlıyor: erken dönem işleriyle geç dönem işlerinin deseni, rengi ve hamuru aynı değil. Kütahya'nın kendi damgası olan bazı motifleri burada tanırsınız, sonra çarşıda aynı motifin kopyasını gördüğünüzde farkı ayırt edebilirsiniz.

Müzede ayrıca taş vakfiye gibi külliyeye ait belgeler de bulunuyor. Şehirde Sıtkı Olçar adına bir başka çini müzesi daha var, ilgi duyuyorsanız bakabilirsiniz. Açılış saatlerini ve varsa geçici kapanmaları resmî kaynaktan teyit edin.

5. Kossuth Evi Müzesi

Macaristan'ın 1848 devriminin lideri Lajos Kossuth, devrimin yenilgisinden sonra Osmanlı topraklarına sığındı. Vidin ve Şumnu'dan sonra 1850'de Kütahya'ya gönderildi ve Ağustos 1851'de Babıali serbest bırakılmasına karar verene kadar burada kaldı. Avusturya ve Rusya'nın tehditlerine rağmen alınmış bir karardı bu. Pressburg'da tutulan çocukları da Kütahya'da ona katıldı. Macar anayasasının taslağını burada hazırladığı kaydediliyor.

Kaldığı konak 1982'de müzeye dönüştürüldü ve Macar Evi olarak da anılıyor. Küçük bir müze, yarım saatinizi alır. Ama Kütahya'da beklemeyeceğiniz bir hikâye anlatıyor: Orta Avrupa siyasetinin bir Anadolu şehrinde geçirdiği iki yıl.

Ev aynı zamanda bir Osmanlı konağı örneği, yani içeride hem Kossuth'un eşyalarına hem de dönemin ev düzenine bakıyorsunuz. Macaristan'dan gelen ziyaretçiler için burası ilin en anlamlı adresi ve Kütahya ile Macaristan arasındaki bağ bugün hâlâ anılıyor. Kossuth Evi, Çini Müzesi ve kale ile aynı yürüyüş hattında, üçünü peş peşe yapabilirsiniz. Ziyaret saatlerini resmî kaynaktan teyit edin.

6. Germiyan Sokağı ve konakları

Kalenin eteğinde, restore edilmiş Osmanlı konaklarından oluşan kısa bir sokak. İrvasa, Hanedan, Lalezar, Seyhan gibi isimler taşıyan cumbalı ahşap evler burada sıralanıyor. Sokağın kendisi kısa, yürümesi yirmi dakika sürer, bunu abartmayalım. Türkiye'deki restore edilmiş Osmanlı sokaklarının en büyüğü ya da en gösterişlisi değil.

Yine de işlevi var. Kütahya'nın konak mimarisi gerçek ve bu sokak onu görebileceğiniz derli toplu yer. Cumbalar, ahşap kapılar ve taş zemin restorasyonla toparlanmış durumda. Bazı konaklar kafe, bazıları butik işletme olarak kullanılıyor, bir kısmı ziyarete açık. Hangisinin ne durumda olduğu dönem dönem değişiyor, o yüzden belirli bir binaya gitmek için yola çıkmayın.

Akşamüstü ışığı ahşap cephelerde iyi duruyor, fotoğraf için en iyi saat bu. Buradan kaleye çıkan yol da var, ikisini birleştirmek mantıklı. Sokakta çini satan yerler de bulunuyor, alışveriş yapacaksanız aşağıdaki bölümü önce okuyun.

7. Yedigöller Tabiat Parkı (Kütahya)

Önce karışıklığı çözelim: bu, Bolu'daki ünlü Yedigöller Milli Parkı değil. Aralarında dört yüz kilometre var ve ikisinin birbiriyle hiçbir ilgisi yok. Kütahya'nınki şehir merkezinin birkaç kilometre kuzeyinde, İnköy tarafında küçük göletlerden oluşan bir tabiat parkı. Aynı adı taşımaları tamamen tesadüf ve haritalarda ikisi düzenli olarak birbirine karışıyor.

Beklentinizi buna göre ayarlarsanız memnun kalırsınız. Burası şehirlinin hafta sonu piknik yaptığı, yürüyüş yaptığı bir alan; göletlerin çevresinde patikalar ve oturma yerleri var. Sonbaharda ağaçlar döndüğünde iyi oluyor.

Kütahya'ya özel olarak burası için gelinmez ve öyle anlatan kaynaklara güvenmeyin. Ama şehirde bir yarım gününüz boşta kaldıysa, yanınızda çocuk varsa ya da müze sırasından sonra açık havaya çıkmak istiyorsanız işe yarar. Araçla on beş dakika, şehirden çıkmadan varıyorsunuz. Bolu'daki Yedigöller'i arıyorsanız yanlış ildesiniz, o Batı Karadeniz'de ve tamamen başka bir gezi.

8. Çavdarhisar

Aizanoi'nin içinde durduğu ilçe. Bunu ayrı bir madde yapmamın sebebi şu: Aizanoi çitle çevrilmiş, kapısından girdiğiniz bir örenyeri değil. Kalıntılar kasabanın içine dağılmış durumda. Evlerin arasından geçen yolda yürürken karşınıza Roma köprüsü çıkıyor, tarlanın kenarında sütun görüyorsunuz. Antik kent ile yaşayan kasaba iç içe geçmiş.

Bu iç içelik hem alanın çekiciliği hem de zorluğu. Çekiciliği, çünkü kalıntıları bir müze düzeni içinde değil, insanların yaşadığı yerde görüyorsunuz; tarla ile sütun arasında sınır yok. Zorluğu, çünkü nereye park edip nereden başlayacağınızı kestirmek ilk seferde kolay değil.

Kasabada araç bırakabileceğiniz yerler var. Çavdarhisar'ın merkezi ile tapınak arasında bir kilometre kadar mesafe bulunuyor, yani kasabaya vardığınızda daha bitmediniz. Alandaki küçük Aizanoi Müzesi de tapınağın yakınında ve kısa bir durak olarak işe yarıyor. Küçük bir yerleşim, temel ihtiyaçlarınızı karşılar ama fazlasını beklemeyin.

9. Aizanoi Zeus Tapınağı

Anadolu'nun en iyi korunmuş Zeus Tapınağı. Kaynaklar Domitianus döneminde, MS 92 ya da 94-95'te adandığını yazıyor. Kısa kenarlarında sekiz, uzun kenarlarında on beş sütun var; ölçüsü yaklaşık 35 x 53 metre ve psödodipteral planlı. 1970 Gediz depreminde hasar görmüş, sonrasında restore edilmiş.

En ilginç yanı yer altında. Tapınağın altında tonozlarla örtülü bir alt yapı bulunuyor ve araştırmacılar buranın Zeus'un yanı sıra yerel tanrıça Kybele kültüne hizmet etmiş olabileceğini düşünüyor. Yani yapı iki katmanlı bir inancı aynı anda barındırıyor olabilir.

Kutsal alanın hemen çevresinde, MS 2. yüzyılın ikinci yarısına tarihlenen yuvarlak planlı macellum var. İç duvarlarında Latince ve Yunanca fiyat listeleri kazılı; 301 tarihli Diocletianus'un Fiyat Fermanı'nın bir kopyası olduğu düşünülüyor. Bu yüzden yapı dünyanın bilinen ilk borsası olarak anılıyor. Tapınaktan yürüme mesafesinde.

10. Aizanoi stadyum-tiyatro kompleksi

Tapınağın yaklaşık altı yüz metre kuzeyinde, alanın en sıra dışı yapısı. Stadyum ile tiyatro yan yana değil, sırt sırta inşa edilmiş; kaynaklar bu düzenlemenin antik dünyada başka bir örneğinin bilinmediğini söylüyor. Yapımına MS 160'tan sonra başlanmış ve 3. yüzyılın ortalarına doğru tamamlanmış.

Mimari olarak neden önemli olduğunu yerinde görmek daha kolay: normalde iki ayrı yapı olarak, kentin iki ayrı ucuna kurulan iki işlev burada tek bir sahne binasıyla birleştirilmiş. Stadyumun bir ucunda tiyatronun sahnesi duruyor, yani seyirci aynı yapının iki yüzünü kullanıyordu.

Ne kadarının ayakta olduğu konusunda gerçekçi olun. Burası restore edilmiş bir tiyatro değil; oturma sıralarının ve duvarların bir bölümü görülebilir durumda, gerisi dağılmış. Yine de ölçek etkileyici ve stadyumun uzunluğunu yürüyerek anlamak mümkün. Tapınaktan buraya yürümek on dakika sürüyor. Gölge yok, öğle saatinde zor. Kazı sürdüğü için bazı bölümler kapalı olabilir.

11. Yoncalı Kaplıcaları

Şehir merkezinin yaklaşık on beş kilometre kuzeybatısında, Köprüören yolu üzerinde bir termal köy. Kütahya'nın kaplıcaları arasında merkeze en yakın olanı bu, günübirlik gidip dönmek mümkün. Köyde aynı kaynağı kullanan birkaç tesis var; hepsi aynı standartta değil, hangisine gideceğinizi önceden araştırın.

Bir uyarı: internette Yoncalı için sık sık şehir merkezine ait koordinatlar paylaşılıyor. Yoncalı şehrin içinde değil, ayrı bir yerleşim ve arada on beş kilometre var. Haritada gördüğünüz noktayı yola çıkmadan doğrulayın, yoksa Çini Müzesi'nin önünde kaplıca aramaya başlarsınız.

Termal suyun tıbbi etkileri konusunda kimsenin sözüne güvenmeyin, sağlık sorununuz varsa doktorunuza sorun. Kaplıca tanıtımlarında geçen iddialar reklam metnidir, tıbbi tavsiye değildir. Tesislerin fiyat, çalışma saati ve konaklama durumunu doğrudan kendilerinden teyit edin. Günübirlik giriş ile konaklamalı kullanım genelde ayrı şartlara tabi, ikisini karıştırmayın.

12. Göbel Kaplıcası (Tavşanlı)

Kütahya'nın kuzeybatısında, Tavşanlı ilçesinde, Simav-Tavşanlı yolu üzerinde. Şehir merkezinden elli kilometre kadar uzakta ve Aizanoi'nin tam ters yönünde, dolayısıyla ikisini aynı güne sığdırmaya çalışmayın.

Yoncalı'ya göre daha sakin ve daha az kalabalık. Ege'de kaplıca denince akla gelen büyük termal otel kompleksleri burada yok, ölçek küçük. Bu bazıları için avantaj, bazıları için eksik. Gelmeden önce ne beklediğinize karar verin.

Göbel'e gitmenin en mantıklı yolu Tavşanlı'yı da programa katmak. Tavşanlı'nın kendi Ulu Cami'si var ve ilçe Kütahya'nın kömür havzasının merkezi, yani Ege'nin turistik yüzüyle hiç ilgisi olmayan bir Anadolu kasabası görürsünüz. Bu kimileri için ilin en gerçek yanıdır, kimileri için gezilecek bir şey değildir.

Tesisin açık olup olmadığını ve şartlarını gitmeden önce teyit edin, kış aylarında yol durumu değişebiliyor. Termal suyla ilgili sağlık iddialarını burada da ciddiye almayın.

13. Murat Dağı (Gediz)

Kütahya ile Uşak arasında sınır oluşturan dağ. Zirvesi 2.312 metre ve Honaz Dağı'ndan sonra Ege Bölgesi'nin en yüksek dağı. Çam ormanları ve yaylalarla kaplı; birçok zirve ve yayla 1.500 ile 2.000 metre arasında. Gediz Belediyesi'nin işlettiği iki termal tesis dağda bulunuyor. Çukurören Karapınar Şelalesi burada ve Gediz Nehri'nin ana kaynağı sayılıyor.

Dağın ilginç bir coğrafi özelliği var: sularını üç ayrı yöne, Ege'ye, Karadeniz'e ve Eber Gölü'ne gönderen bir su bölümü çizgisi üzerinde duruyor.

Gediz ilçesinde ayrıca Ilıcasu köyü tarafında Ilıca kaplıcaları var, dağdan yaklaşık kırk kilometre batıda. İkisini aynı güne koyabilirsiniz ama yol uzun ve iki nokta arasında dolambaçlı bir sürüş sizi bekliyor.

Murat Dağı yazın yayla havası, kışın kar için gidilen bir yer. Şehir merkezinden uzak, aracınız olmadan gitmeyi planlamayın. Yol ve tesis durumunu mevsime göre önceden sorun; kar yağdığında bazı yollar kapanabiliyor.

14. Dumlupınar Şehitliği

Kütahya'nın güneyinde, Dumlupınar ilçesinde. 26-30 Ağustos 1922'de burada Başkomutanlık Meydan Muharebesi yapıldı ve Kurtuluş Savaşı bu muharebeyle sonuçlandı. Türk tarafında Mustafa Kemal Paşa, Fevzi Paşa ve İsmet Paşa, Yunan tarafında Georgios Hatzianestis komuta ediyordu. 26 Ağustos'ta başlayan Büyük Taarruz'un doruk noktasıydı ve on dört gün içinde yaklaşık 150 bin kilometrekarelik alan geri alındı.

Şehitlik bu muharebede ölenler için yapıldı. Kütahya'nın Altıntaş ilçesindeki Zafertepeçalköy de muharebe alanının bir parçası, ikisi arasında mesafe var.

Burası gezilecek bir yer olmaktan çok gidilecek bir yer. Sessiz, açık, ovaya bakan bir alan; görülecek bir yapıdan çok durulacak bir zemin. Türkiye'nin 30 Ağustos'u neden Zafer Bayramı olarak kutladığını buraya gelmeden tam anlamak zor.

Şehir merkezinden uzak, aracınız yoksa ulaşmak kolay değil. 30 Ağustos'ta tören yapılıyor ve o gün kalabalık oluyor; diğer günlerde alanı kendinize saklarsınız. Ziyaret şartlarını resmî kaynaktan teyit edin.

Aizanoi'yi nasıl gezmeli

Burası rehberin en dürüst olması gereken bölümü, o yüzden süslemeden yazıyorum.

Aizanoi şehir merkezinden altmış kilometre uzakta. Bu, "yolun üstünde uğrarım" mesafesi değil, gidiş dönüş en az iki buçuk saatlik sürüş ve alanda geçireceğiniz süre bunun üstüne biniyor. Yarım gün yetmez, tam gün ayırın.

Alan dağınık. Zeus Tapınağı ile stadyum-tiyatro kompleksi arasında yaklaşık altı yüz metre var, macellum, hamamlar, Roma köprüleri ve küçük site müzesi de farklı noktalarda. Hepsini yürüyerek dolaşmak mümkün ama toplamda birkaç kilometre yürüyorsunuz ve yol tarlaların, evlerin arasından geçiyor. Yönlendirme levhaları her noktada net değil, bu yüzden telefonunuzda çevrimdışı harita bulundurun.

Gölge neredeyse yok. Bu, alanın en büyük fiziksel sorunu. Yaz aylarında öğlen ile ikindi arası ciddi şekilde zorlu; sabah erken saatte ya da ikindiden sonra gidin. Şapka, su ve güneş koruması isteğe bağlı değil.

Buna karşılık Aizanoi kalabalık değil. Efes'te insan omzuna çarpmadan fotoğraf çekemezsiniz; burada tapınağın önünde tek başınıza durabilirsiniz. Bu, alanın en büyük avantajı ve neden bu kadar az bilindiğini açıklamıyor ama tadını çıkarmanızı sağlıyor. Sessizlik burada gerçek.

Bir de şu var: Aizanoi 2012'de UNESCO Dünya Mirası Geçici Listesi'ne alındı. Yani henüz kalıcı listeye yazılmış değil, aday konumunda. Bunu "UNESCO Dünya Mirası" diye anlatan kaynaklara rastlarsanız yanlış bilgi vermiş oluyorlar. Kazı çalışmaları sürüyor, alanın bazı bölümleri dönem dönem kapalı olabiliyor. Giriş, bilet ve açılış bilgisini resmî kaynaktan teyit edin.

Çini alırken

Kütahya'da çini almak isteyeceksiniz ve bu bölüm sizi belirli bir dükkâna yönlendirmeyecek. Onun yerine neye bakacağınızı yazıyorum.

Kütahya işini ayıran ilk şey el işçiliği. Gerçek çini elle şekillendirilir ya da kalıplanır, deseni elle çizilir ve elle boyanır. Baskı desenli seramikle el boyaması çini aynı şey değil ve fiyatları da aynı olmamalı. Ayırt etmenin en basit yolu yakından bakmak: elle çizilen konturun kalınlığı yer yer değişir, fırça izleri görülür, iki tabak asla birebir aynı olmaz. Baskıda hepsi tıpatıp aynıdır ve desen fazla kusursuzdur.

İkincisi altı. Parçayı çevirin. Kütahya'da üretenlerin çoğu altına atölye ya da usta imzası atar. İmzasız bir parça mutlaka kötü değildir ama sorabilirsiniz, satıcı üreticisini biliyorsa söyler.

Üçüncüsü sırın altında ne olduğu. Geleneksel Kütahya çinisinde desen sırın altındadır, yani parmağınızı gezdirdiğinizde boyayı değil camsı sır tabakasını hissedersiniz. Sır üstüne yapılan boyama zamanla aşınır.

Kalite ve fiyat arasındaki fark burada uçurum boyutunda. Aynı çarşıda birbirinin on katı fiyata benzer görünen parçalar bulabilirsiniz ve bazen fiyat farkı haklıdır, bazen değildir. Acele etmeyin. Önce Çini Müzesi'ni gezin, iyi işin nasıl göründüğünü gözünüze yerleştirin, sonra alışverişe çıkın. Bu sıralamayı tersine çevirenler genelde pişman oluyor.

Son olarak: çok ucuz bir "Kütahya çinisi" büyük ihtimalle Kütahya'da yapılmadı. Şehirde üretim var ama şehirde satılan her şey burada üretilmiyor.

Nasıl gidilir

Kütahya'nın kendi havalimanı Zafer Havalimanı, ilin güneydoğusunda ve Afyonkarahisar ile ortak kullanılıyor. Uçuş sayısı sınırlı, bu yüzden çoğu ziyaretçi karayolunu tercih ediyor.

Karayoluyla Kütahya, İstanbul'dan yaklaşık dört buçuk, Ankara'dan üç, İzmir'den üç buçuk, Eskişehir'den bir saatlik sürüş mesafesinde. Otobüs bağlantısı iyi, otogar merkeze yakın.

Kütahya'dan geçen tren hatları Eskişehir ve Balıkesir yönüne çalışıyor. Yüksek hızlı tren doğrudan gelmiyor; Eskişehir'e YHT ile gelip oradan karayoluyla devam etmek çok kullanılan bir yöntem.

Şehir içinde araç gerekmiyor, sayfadaki ilk altı durak yürüme mesafesinde. İl içinde ise araç neredeyse zorunlu. Çavdarhisar'a dolmuş çalışıyor ama sefer sıklığı azdır ve dönüş saatini kaçırmak istemezsiniz. Aizanoi, Göbel ve Murat Dağı gibi noktalar için kendi aracınız yoksa günlük araç kiralamak ya da taksiyle anlaşmak daha gerçekçi. Sefer saatlerini ve güncel durumu resmî kaynaktan teyit edin.

Ne zaman gidilir

Kütahya 949 metre yükseklikte ve bu her şeyi belirliyor. Kışlar soğuk ve karlı geçer, yazlar sıcak ve kurudur.

Mayıs, haziran, eylül ve ekim en iyi aylar. Hava Aizanoi'de yürümek için uygun, ovalar yeşil ya da hasat rengi. Ekim sonunda Yedigöller tarafında sonbahar renkleri iyi oluyor.

Temmuz ve ağustos sıcak. Şehir merkezi idare edilir çünkü müzeler kapalı mekân, ama Aizanoi'de gölge olmadığı için öğle saatleri gerçekten zorlayıcı. Bu aylarda giderseniz güne çok erken başlayın.

Kasım ile mart arası soğuk. Kar yağar, Murat Dağı ve Gediz tarafında yol durumu değişir. Kaplıcalar için kış aslında mantıklı bir mevsim, sıcak suya girmek soğukta daha keyifli. Ama Aizanoi'yi kışın planlıyorsanız çamur ve kısalan gün ışığını hesaba katın.

30 Ağustos civarında Dumlupınar'a gidecekseniz o tarihte tören ve kalabalık olacağını bilin. Bu bazıları için sebep, bazıları için engel.

Ne yenir

Kütahya mutfağı Ege'nin zeytinyağlı tarafından çok İç Anadolu'ya yakın. Et, hamur ve bulgur ağırlıklı, sade ve doyurucu.

Şehrin en bilinen yemeği cimcik, yani mantıya benzeyen ama daha iri, elle açılıp bastırılarak yapılan bir hamur işi. Üzerine yoğurt ve tereyağı gider. Kütahya'ya gelip cimcik yememek eksik kalmaktır.

Etli ekmek ve tavaburun buralarda yaygın. Tavaburun, adından anlaşılmasa da tepside pişirilen bir börek çeşidi. Kütahya'nın kendi tarhanası var, kışın çorbası her yerde bulunur.

Tatlı tarafında Kütahya'nın kendi işi ekmek kadayıfı ve un helvası. İlin cevizi ve elması iyi, mevsiminde pazarda bakın.

Çavdarhisar'da yemek seçeneği sınırlı. Aizanoi'ye tam gün ayıracaksanız kasabada bulacağınızı varsaymak yerine yanınıza bir şeyler alın ya da öğle yemeğini Kütahya'ya dönüşe bırakın.

Bu rehberde belirli bir lokanta adı vermiyoruz. İşletmeler değişiyor ve bir yılın iyisi ertesi yılın kötüsü olabiliyor. Merkezde kalabalık olan yere girin, bu genelde işe yarar.

Sık sorulan sorular

**Kütahya kaç günde gezilir?** Şehir merkezi için bir gün, Aizanoi için bir gün, toplam iki tam gün yeterli. Kaplıcalardan birini ya da Murat Dağı'nı ekleyecekseniz üç gün planlayın. Şehir merkezini yarım günde bitirip aynı gün Aizanoi'ye yetişmeye çalışmak yorucu olur ve Aizanoi hak ettiği süreyi alamaz.

**Aizanoi UNESCO Dünya Mirası mı?** Hayır, henüz değil. Aizanoi 2012'de UNESCO'nun Geçici Listesi'ne alındı, yani resmî aday statüsünde. Kalıcı Dünya Mirası Listesi'ne yazılmış değil. Bunu Dünya Mirası olarak tanıtan kaynaklar yanlış bilgi veriyor.

**Kütahya'daki Yedigöller, Bolu'daki Yedigöller mi?** Hayır. İki ayrı yer ve aralarında yaklaşık dört yüz kilometre var. Bolu'daki Yedigöller Milli Parkı Batı Karadeniz'de, sonbahar renkleriyle ünlü. Kütahya'daki Yedigöller ise şehir merkezinin birkaç kilometre kuzeyinde küçük bir tabiat parkı. Sadece isimleri aynı.

**Araç olmadan Aizanoi'ye gidilir mi?** Gidilir ama zor. Çavdarhisar'a dolmuş çalışıyor, ancak sefer sıklığı düşük ve alanda yürüyeceğiniz mesafeler var. Dönüş saatini önceden öğrenin ve gününüzü ona göre kurun. Rahat etmek istiyorsanız araç kiralayın ya da taksiyle günlük anlaşın. Güncel sefer bilgisini resmî kaynaktan teyit edin.

**Kütahya çinisi İznik çinisinden farklı mı?** Evet, ayrı gelenekler. Tarihsel olarak İznik daha üstün sayılır, saray işlerinin çoğu oradan çıkmıştır. Ama İznik'in üretimi 18. yüzyılda tükendi ve o noktadan sonra bu işi sürdüren yer Kütahya oldu. Bugün İznik'te üretim canlandırma çabasıyla yeniden var; Kütahya'da ise hiç kesilmedi. Yani ikisinin farkı sadece desende değil, sürekliliğinde.

Planlama Soruları

Kutahya rehberi ne anlatıyor?

Kütahya'yı Anadolu'nun en iyi korunmuş Zeus Tapınağı Aizanoi, çini geleneği, kale ve Germiyan sokağıyla planlayan rehber.

Kutahya için 4K yürüyüş videosu izleyebilir miyim?

Evet. Sayfa, Kutahya rotasını gitmeden önce büyük ekranda önizleyebilmeniz için ilgili Travel Walk Tours videolarına bağlanır.

Bu sayfayı gezi planında nasıl kullanmalıyım?

Önce hızlı cevabı okuyun, rota notlarını inceleyin, ardından ilgili şehir sayfası ve yürüyüş videolarıyla sokak dokusu, süre, manzara ve yakın rehberleri karşılaştırın.

Paylaş

WhatsAppXFacebook

Bu içerik faydalı oldu mu?

Reklam