Mersin'de Gezilecek Yerler: Kızkalesi, Cennet-Cehennem ve Anamur Rehberi
Mersin'i Kızkalesi, Cennet ve Cehennem obrukları, Uzuncaburç, Mamure Kalesi ve Tarsus ile gerçek mesafeleri saklamadan planlayan rehber.
Haritada gezilecek yerler
22 noktaNumaralar yazıdaki sıralamayla eşleşir. Pin’e dokunup yol tarifi alabilirsiniz.
--- title: "Mersin gezi rehberi: 300 kilometrelik kıyı, kaleler, obruklar ve antik kentler" description: "Mersin için dürüst bir rehber: Tarsus, Kızkalesi ve Korykos, Cennet ve Cehennem obrukları, Uzuncaburç, Silifke, Anamur ve Mamure Kalesi. Mesafeler gerçekte ne kadar, kaç gün gerekir, ne zaman gidilir, ne yenir." city: "Mersin" lang: "tr" ---
Mersin: haritada bir il, pratikte bir kıyı şeridi
Mersin'i anlamanın en hızlı yolu haritaya bakmak. İl, Akdeniz boyunca yaklaşık 300 kilometre uzanıyor ve bu uzunluk her şeyi belirliyor. Doğu ucunda konteyner vinçleri ve Türkiye'nin en işlek limanlarından biri var. Batı ucunda, dört saatlik yolun sonunda, muz bahçeleri ve neredeyse Kıbrıs'a bakan bir kasaba. Arada kalan her şey: kayalıkların üstünde kaleler, yer çöküp oluşmuş dev obruklar, denizin dibinde ören yerleri, 1.200 metrede sütunlu bir cadde.
Burası tek bir merkezden gezilen bir yer değil. Mersin şehir merkezi çalışan bir liman kenti ve öyle davranıyor: gezmek için değil, yaşamak için kurulmuş. Turistik kısım şehrin batısında başlıyor ve kilometrelerce sürüyor. Bu yüzden Mersin, kartpostal arayana değil, yolda olmayı sevene uyuyor. Antik dünya meraklısı içinse Kilikya, Türkiye'nin en yoğun ve en az kalabalık ören bölgelerinden biri: Elaiussa Sebaste'nin ortasından devlet yolu geçiyor ve çoğu gün orada sizden başka kimse olmuyor.
En sık yapılan hata mesafeyi küçümsemek. İnsanlar Kızkalesi ile Anamur'u aynı güne koyuyor. Aralarında yaklaşık 200 kilometre ve dağa tırmanıp inen, viraj viraj bir sahil yolu var, yani tek yön üç saatten fazla. İkisini aynı gün yapmaya kalkarsanız günü arabada geçirir, iki yeri de görmemiş olarak dönersiniz. Kural basit: kıyıyı parçalara bölün, her parçaya kendi gününü verin.
Hızlı cevap
Mersin, kıyıyı doğudan batıya doğru parça parça gezdiğinizde işleyen, tek merkezden gezilmeye çalışıldığında yoran bir il.
- Mesafe uyarısı: Mersin merkezden Kızkalesi yaklaşık 60 km, Silifke yaklaşık 85 km, Anamur yaklaşık 230 km ve virajlı yolda dört saate yakın. Anamur ayrı bir gezi, günübirlik değil.
- Süre: Tarsus ve Kızkalesi çevresi için 2 gün, Silifke ve Uzuncaburç eklenince 3 gün, Anamur da isteniyorsa 4-5 gün.
- Araç: neredeyse şart. Otobüs D400 üzerinde çalışıyor ama Uzuncaburç, Cambazlı ve Akgöl toplu taşımayla pratik değil.
- Üs seçimi: Tarsus ve şehir için merkez, ören yerleri ve deniz için Kızkalesi, batı için Silifke ya da Anamur.
1. Mersin Marina ve sahil
Şehir merkezinde klasik anlamda gezilecek çok şey yok, ve bunu saklamak gereksiz. Mersin bir liman kenti: ekonomisi denizden geliyor ama denizle ilişkisi vitrin değil, iş. Yine de sahil bandı uzun, düzenli ve akşamüstü canlanıyor. Marina tarafında tekne havuzu, yürüyüş yolu ve kafeler var; batıya yürüdükçe bant sahiplenilmiş bir kent parkına dönüşüyor.
Buranın değeri manzarada değil, ritimde. Akşam serinliğinde yürüyen aileler, balık tutanlar, koşucular. Mersin'i bir gün de olsa yaşamak isteyen için doğru yer, ve tantuni öncesi iştah açmanın en iyi yolu.
Beklentiyi doğru kurun: burası Bodrum değil, kimse de öyle olduğunu iddia etmiyor. İki saat sahilde yürüyün, akşam yemeğini yiyin, ertesi sabah batıya çıkın. Merkezi gezi programının merkezi yapmak, Mersin'i yanlış anlamak olur.
2. Kleopatra Kapısı
Tarsus'un girişinde, bulvarın tam ortasında, iki yanı trafikle çevrili tek bir taş kapı duruyor. Antik Tarsus'un kent kapılarından biri. Adı Kleopatra'ya bağlanıyor, çünkü rivayete göre Kleopatra ile Antonius kentte burada karşılaşmış. Bu bağlantı kesin değil ve yapının bugünkü hâli büyük ölçüde Roma dönemi sonrası.
Buraya gelmenin makul beklentisi on dakika. Kapı etkileyici bir yapı değil, üstelik modern kent onu her taraftan sıkıştırmış. Ama Tarsus'u anlamak için doğru başlangıç, çünkü kentin ölçeğini gösteriyor: bugün trafikte kaldığınız yer, iki bin yıl önce şehre girilen yerdi.
Diğer Tarsus durakları çok yakın. Kapı, kuyu, makam ve şelale birbirine birkaç kilometre mesafede, hepsi yarım günde geziliyor. Kapıyı tek başına varış noktası sanıp yolu uzatmayın, turun ilk durağı olarak görün.
3. St. Paul Kuyusu ve Anıt Müzesi
Tarsus, Aziz Pavlus'un doğduğu kent. Hristiyanlığın Anadolu ve Avrupa'ya yayılmasında bu adamın payı düşünülünce, burası küçük bir avluda duran sıradan bir kuyudan çok daha fazlası. Kuyunun, Pavlus'un ailesine ait evin bulunduğu alanda olduğu kabul ediliyor. Çevresinde kazıyla açılmış taş döşeme ve temeller görülüyor.
Fiziksel olarak gördüğünüz şey mütevazı: ağzı korumaya alınmış bir kuyu, birkaç duvar izi, küçük bir sergi alanı. Buranın gücü bağlamdan geliyor, manzaradan değil. Hac amaçlı gelenler için anlam taşıyor; gelmeyenler için ise Tarsus'un neden bir dünya kenti olduğunun somut kanıtı.
Yirmi dakika ile yarım saat ayırın. Giriş koşulları ve saatler değişebiliyor, resmî kaynaktan teyit edin. Eski Tarsus dokusunun içinde olduğu için buradan Bilal-i Habeşi Makamı'na ve eski çarşıya yürüyerek geçmek mümkün, ve zaten en verimli yöntem bu.
4. Bilal-i Habeşi Makamı ve Mescidi
Eski Tarsus'un dar sokakları arasında, Pavlus'un kuyusundan birkaç yüz metre ötede bir makam ve mescit var. Bilal-i Habeşi, İslam tarihinin ilk müezzini olarak bilinen isim. Makamların tarihsel doğruluğu üzerine tartışma her zaman var, ama buranın ziyaret geleneği yüzyıllardır sürüyor ve yaşayan bir mekân.
Tarsus'un asıl anlattığı şey burada ortaya çıkıyor. Birkaç yüz metrelik alanda antik bir kent kapısı, bir Hristiyan azizinin kuyusu, erken İslam dönemine bağlanan bir makam ve Osmanlı camileri var. Türkiye'de bu yoğunlukta katman üst üste binen çok az yer var, ve Tarsus bunu hiç reklam etmeden yapıyor.
Mescit kurallarına uyun: üstünüzü kapatın, ayakkabınızı çıkarın, namaz vakitlerinde sessiz olun. Burası müze değil, ibadet mekânı. On beş dakika yeter, ama çevredeki sokaklara bir yarım saat daha ayırmaya değer.
5. Tarsus Şelalesi
Berdan Çayı, kentin hemen kuzeyinde geniş bir basamaktan dökülüyor. Yüksek değil, ama enli: su, kayanın tamamı boyunca aynı anda düşüyor ve altta geniş bir havuz oluşturuyor. Çevresi çay bahçeleri ve piknik alanlarıyla dolu, ve yaz akşamları Tarsuslular buraya serinlemeye geliyor.
Dürüst olmak gerekirse debisi çok değişken. İlkbaharda ve yağış sonrası gerçekten güçlü akıyor. Yaz sonunda, sulama ve buharlaşmayla birlikte, kalan su beklediğinizin çok altında olabiliyor. Ağustosta gelip fotoğraftaki gibi bir şelale bulacağınızı varsaymayın.
Buranın çekiciliği doğa harikası olması değil, kentin serinleme yeri olması. Çay içmek, ıslak taşlarda oturmak ve yerel bir yaz akşamı görmek için doğru durak. Bir saat ayırın, gölge bulun ve hafta sonu çok kalabalık olabileceğini hesaba katın.
6. Eshab-ı Kehf (Yedi Uyurlar)
Tarsus'un kuzeybatısında, yamaçta bir mağara ve etrafında gelişmiş bir ziyaret alanı var. Anlatı hem Kuran'da hem Hristiyan geleneğinde geçiyor: inançları yüzünden bir mağaraya sığınan ve orada yüzyıllarca uyuyup uyandıklarında dünyanın değiştiğini gören gençler. Aynı hikâyeye birden fazla şehir sahip çıkıyor ve Tarsus bunlardan biri.
Beklentiyi ayarlayın: burası doğal bir mağara turu değil, bir ziyaret yeri. Alan büyük ölçüde düzenlenmiş, cami ve ticari birimler eklenmiş. Mağaranın kendisi görece küçük. Kalabalık, özellikle dinî tatillerde yoğun oluyor.
Gelmeye değip değmeyeceği tamamen sizin ilginize bağlı. İnanç turizmi ya da anlatının kendisi ilginizi çekiyorsa Tarsus programına eklenmesi kolay, merkeze yaklaşık on beş kilometre. Antik kalıntı arıyorsanız aynı zamanı Elaiussa Sebaste'de geçirmek daha verimli olur.
7. Erdemli Halk Plajı
Mersin şehir merkezinden batıya çıktığınızda kıyı yavaş yavaş değişiyor: sanayi bitiyor, yazlık siteler başlıyor. Erdemli bu geçişin ortasında ve halk plajı ilin gerçek deniz kültürünü görmek için iyi bir yer. Ücretsiz, geniş, kalabalık ve tamamen yerel.
Burası düzenlenmiş bir beach club değil. Şezlong sıraları, müzik ve servis beklemeyin. Gördüğünüz şey aileler, çadırlar, semaverler ve suya girip çıkan çocuklar. Deniz sığ ve uzun süre sığ kalıyor, bu da çocuklu aileler için avantaj.
Rotada nerede duruyor? Kızkalesi'ne giderken doğal bir mola. Sabah Tarsus'u bitirip batıya çıktıysanız, öğle sıcağında burada bir saat denize girip yola devam edebilirsiniz. Tek başına bir gün ayrılacak yer değil, ama kıyıdaki hayatı görmek isteyene Kızkalesi'nin turistik koyundan daha dürüst bir kesit sunuyor.
8. Akkale
D400 üzerinde, denizin hemen kenarında, yol kenarında duran bir yapı topluluğu. Geç antik döneme tarihlenen bir yapı grubu: büyük bir ana bina, kalıntı hâlinde bir hamam, sarnıçlar ve kıyıya kadar inen izler. İşlevi üzerinde tartışma var; bir liman kompleksi ya da büyük bir kıyı yerleşkesi olduğu düşünülüyor.
Akkale'nin en iyi tarafı erişimi. Bilet gişesi, otopark ücreti, sıra yok. Arabayı yolun kenarına çekiyorsunuz ve içine giriyorsunuz. Ana yapı hâlâ kayda değer bir yükseklikte ayakta ve denizin hemen üstünde durması onu Kilikya kıyısının en fotojenik duraklarından biri yapıyor.
Yarım saat ile kırk beş dakika ideal. Zemin taşlık ve düzensiz, sağlam ayakkabı gerekiyor. Gölge yok, bu yüzden öğle saatlerinden kaçının. Elaiussa Sebaste'ye sadece birkaç kilometre var, ikisini arka arkaya yapmak mantıklı.
9. Elaiussa Sebaste
Devlet yolunun iki yanına yayılmış bir antik kent, ve Türkiye'de kalıntının üstünden trafik akışını en net gördüğünüz yerlerden biri. Roma ve Bizans dönemlerinde önemli bir Kilikya kentiydi. Bugün tiyatro, hamam yapıları, bir bazilika ve yamaca yayılmış geniş bir nekropol görülüyor. Kazılar sürüyor.
Buranın en şaşırtıcı yanı boş olması. Kızkalesi'ne birkaç kilometre mesafede, otoyolun kenarında, ve çoğu gün alanda birkaç kişiden fazlası olmuyor. Nekropol bölümü özellikle güçlü: yol kenarına dizilmiş lahitlerin arasında yürüyorsunuz ve kimse sizi rahatsız etmiyor.
Bir ile bir buçuk saat ayırın. Uyarı net: burada hiç gölge yok ve yaz öğlesi alan resmen fırın gibi. Sabah erken ya da geç ikindi gidin, su götürün, şapka takın. Giriş koşulları ve saatler değişebiliyor, resmî kaynaktan teyit edin.
10. Korykos Kalesi
Kızkalesi koyunun kıyısında, adadaki kaleye bakan karadaki kale. İkisi bir çift olarak tasarlanmış ve birbirini savunuyordu. Korykos daha büyük, daha harap ve daha az fotoğraflanan olan. Duvarların büyük kısmı ayakta, içinde kilise kalıntıları ve sarnıçlar var, deniz tarafında surlar doğrudan suya iniyor.
Adadaki kaleye gitmeden önce buraya girmek, tekneye binmeden hikâyeyi anlamanın yolu. Buradan baktığınızda ada kalesi tam karşınızda ve aradaki mesafeyi gözünüzle ölçebiliyorsunuz. Sistemin nasıl çalıştığı, iki kalenin arasındaki suyun neden bu kadar kritik olduğu, burada anlaşılıyor.
Zemin engebeli, taşlar gevşek ve korkuluk çoğu yerde yok. Çocuklu geziyorsanız kenarlarda dikkatli olun. Kırk beş dakika yeter. Giriş koşulları değişebiliyor, resmî kaynaktan teyit edin.
11. Kızkalesi
Mersin denince akla gelen tek görüntü bu: kıyıdan birkaç yüz metre açıkta, küçük bir adanın tamamını kaplayan bir kale. Su, kaleyi her yandan çevreliyor ve yapı adanın kenarlarına kadar oturuyor, bu yüzden uzaktan denizin içinden çıkmış gibi duruyor. Adaya tekneyle gidiliyor; kıyıdan hareket eden tekneler kısa sürede karşıya geçiriyor.
Adı bir efsaneye dayanıyor: kızını bir kehanetten korumak için adaya kapatan kral ve sonunda kaderi değiştiremeyen baba. Türkiye'de aynı hikâye birden fazla kaleye anlatılıyor, ve burada da tarihsel değil, kültürel bir katman olarak duruyor.
Dürüst notlar: tekne saatleri, ücretler ve adanın açık olup olmadığı mevsime ve havaya göre değişiyor, resmî kaynaktan teyit edin. Rüzgârlı günlerde geçiş yapılmayabiliyor. Adaya çıkarsanız içerisi harap durumda, gölge yok ve zemin çok engebeli. Sadece fotoğraf isteyenler için koyun kumsalından çekilen kare zaten en iyisi.
12. Cennet ve Cehennem Obrukları
Kıyıdan birkaç kilometre içeride, kireçtaşı yaylanın üstünde yan yana duran iki dev çukur. İkisi de çökme obruğu: yeraltındaki mağara tavanının çökmesiyle oluşan, dik duvarlı, derin oyuklar. Ölçek fotoğraftan anlaşılmıyor. Kenarına gelip aşağı baktığınızda dibindeki ağaçlar çalı gibi görünüyor.
Cehennem Obruğu'na inilmiyor. Duvarları neredeyse tamamen dik ve ziyaretçiye açık bir iniş yolu yok; sadece kenarındaki seyir platformundan bakılıyor. Bu bir eksiklik değil, obruğun karakteri. Cennet Obruğu ise inilebilir olan ve asıl iş orada.
İkisi yürüme mesafesinde, aynı ziyaret alanının içinde. Bir ile iki saat ayırın. Yaz öğlesinde yayla sıcak ve gölgesiz, sabah gidin. Giriş koşulları ve saatler değişebiliyor, resmî kaynaktan teyit edin.
13. Cennet Obruğu Mağarası
Cennet Obruğu'nun dibine uzun bir merdivenle iniliyor ve aşağıda erken dönemden kalma küçük bir şapel var. Şapelin arkasında mağaranın devamı, yani asıl karanlık bölüm başlıyor. İçeride nem çok yüksek, taşlar sürekli ıslak ve ses tuhaf biçimde yankılanıyor.
Merdiven konusunda net olalım: bu gerçek bir iniş ve çıkış. Basamak sayısı üç yüzün üstünde, basamaklar düzensiz, bazıları aşınmış ve ıslak. İnmek kolay, çıkmak yorucu. Dizi ya da kalbi sorunlu olan, sıcakta zorlanan ya da uygun ayakkabısı olmayan biri için bu iniş iyi bir fikir değil. Aşağıda dinlenecek gölge var ama çıkışta durup nefeslenmeyi göze alın.
İnmeye karar verirseniz su götürün ve kaymayan taban giyin. Mağaranın iç bölümüne giriş, düzenleme ve güvenlik durumuna göre dönem dönem değişebiliyor, resmî kaynaktan teyit edin. Aşağıda geçireceğiniz süre yarım saat, ama toplam iş bir saati buluyor.
14. Aşağı Dünya Obruğu
Cennet ve Cehennem'in yaklaşık sekiz kilometre batısında, aynı karst sisteminin bir başka obruğu. Boyut olarak ciddi, ama ziyaretçi sayısı olarak kıyaslanamayacak kadar sakin. Çoğu tur otobüsü buraya uğramıyor ve bu, yerin lehine.
Farkı şu: Cennet ve Cehennem düzenlenmiş bir ziyaret alanıyken, burası daha ham. Platform ve düzenleme daha az, dolayısıyla obruğu daha çıplak hâliyle görüyorsunuz. Kenarda durup aşağı bakmak, kalabalığın uğultusu olmadan, çökmenin ölçeğini daha net hissettiriyor.
Yolu tarif etmek yerine şunu söyleyeyim: navigasyonla gidin ve son bölümün bakımsız olabileceğini hesaba katın. İniş koşulları ve alana giriş dönem dönem değişiyor, resmî kaynaktan teyit edin. Yarım saat yeter. Obruk üçlüsünü tamamlamak isteyene, kalabalıktan kaçmak isteyene önerilir.
15. Cambazlı Kilisesi
Silifke'nin kuzeyindeki bir köyün içinde, evlerin arasında duran erken dönem bir bazilika. Duvarlar ve apsis büyük ölçüde ayakta, çatı yok, sütunların bir kısmı yerinde. Etrafında tarla, hemen yanında köy evleri ve genelde bir traktör.
Buranın çekiciliği tam da bu: müzeleştirilmemiş olması. Bilet gişesi yok, bekçi yok, tabela neredeyse yok. Kapıdan giriyorsunuz ve içerideki tek insan sizsiniz. Türkiye'de bin beş yüz yıllık bir yapının içinde tek başınıza durabileceğiniz yer sayısı hızla azalıyor, ve Cambazlı hâlâ o listede.
Yirmi dakika ile yarım saat. Uzuncaburç yolunun üstünde olduğu için ayrı bir sapma gerektirmiyor, ki bu da eklenmesini kolaylaştırıyor. Köy içinde araç park ederken yolu kapatmamaya dikkat edin, burası yaşayan bir yerleşim.
16. Diokaisareia Antik Tiyatrosu (Uzuncaburç)
Silifke'den dağa doğru yaklaşık otuz kilometre çıkınca, 1.200 metre civarında, Uzuncaburç köyüne varıyorsunuz. Köy, antik Diokaisareia'nın tam üstüne kurulmuş. Sütunlu cadde hâlâ ayakta, Zeus tapınağının sütunları bugün de yükseliyor, tiyatro ve anıtsal kapı köy dokusunun içine karışmış. Adını veren uzun kule kentin kuzeyinde duruyor.
Buranın diğer Kilikya ören yerlerinden farkı iki tane. Birincisi yükseklik: kıyıda otuz beş derece varken burada serin bir rüzgâr esiyor ve gezmek eziyet olmuyor. İkincisi karışım: kalıntılar müze alanına kapatılmamış, köylünün evi antik sütunun yanında ve tavuklar tapınağın dibinde geziyor.
Yarım gün ayırın, yol dahil. Çıkış virajlı ama asfalt ve normal araçla sorunsuz. Kıyıdan çıkmadan önce sabah saatlerini tercih edin, dönüşü akşam trafiğine bırakmayın. Giriş koşulları ve saatler değişebiliyor, resmî kaynaktan teyit edin.
17. Silifke Kalesi
Silifke'nin üstündeki tepede, Göksu Nehri'ne ve ovaya bakan bir Bizans kalesi. Oval planlı, uzun ve dar; kuleleri kısmen ayakta, bazılarının tonozları hâlâ duruyor. Kaleye kadar araçla çıkılıyor, bu da onu bölgedeki en az yorucu kalelerden biri yapıyor.
Açık konuşalım: kalenin kendisi Mamure kadar etkileyici değil. Buraya asıl geliş sebebi manzara. Tepeden Göksu'nun ovayı yararak denize gidişini, Silifke'nin damlarını ve arkadaki Toros yamaçlarını bir arada görüyorsunuz. Kentin neden tam orada kurulduğu, nehrin geçit verdiği yerin neden bin yıllardır kontrol edildiği, yukarıdan bakınca açıklanıyor.
Kırk beş dakika yeter. Gün batımına yakın gidin, ışık ovada iyi çalışıyor. Kale açık alan, rüzgâr sert olabiliyor. Silifke merkezindeki diğer duraklarla, özellikle nehir köprüsüyle, aynı yarım güne rahatça sığıyor.
18. Akgöl
Göksu Deltası'nın içindeki sığ lagünlerden biri ve ilin doğa açısından en ciddi noktası. Delta, göç yolları üzerinde önemli bir sulak alan; flamingo, saz kedisi ve deniz kaplumbağası aynı alanı paylaşıyor. Akgöl bu sistemin kuş gözlemi için en erişilebilir parçası.
Beklentiyi doğru kurun. Burası gezinti parkı değil. Yollar toprak, tabela az, gölge yok ve yazın sinek ciddi. Görecekleriniz mevsime bağlı: kış ve ilkbahar geçiş dönemleri kuş sayısı için açık ara en iyisi, yaz ortası ise en sönük.
Dürbün yoksa gitmeyin, bu kadar net. Dürbünle gelirseniz iki saat kolayca geçiyor. Aracı toprak yolda zorlamayın, yağış sonrası zemin bozuluyor. Silifke merkezinden kısa mesafe, sabah erken çıkıp kale ile aynı güne koymak mümkün.
19. Boğsak Koyu
Silifke'nin batısında, D400 sahil yolu üzerinde, karşısında küçük bir adası olan koy. Su berrak, koy korunaklı ve kalabalık Kızkalesi ile kıyaslanamaz. Adada Bizans dönemine ait yerleşim izleri var, karadan bakınca kalıntılar seçiliyor.
Buranın işlevi net: yüzme molası. Anamur'a giden uzun yolun tam ortasında değil ama batıya doğru ilerlerken doğal bir kırılma noktası. Arabayı bırakıp bir saat denize girmek, sonra kalan yolu daha az yorgun sürmek, uzun sahil yolunda işe yarayan bir taktik.
Altyapı sınırlı. Mevsim dışında çoğu şey kapalı olabiliyor, kendi suyunuzu ve gölgenizi götürün. Yol kenarından koya inen sapaklar dar, yavaşlayın. Buraya özel bir gün ayırmak gerekmiyor, geçerken bir saat ayırmak yeterli ve doğru.
20. Mamure Kalesi
Anamur'a doğudan yaklaşırken, deniz kıyısında, yolun hemen kenarında beliriyor ve ilk görüşte insanı susturuyor. Mamure, Akdeniz kıyısının en iyi korunmuş kalelerinden biri. Otuz dokuzu bulan kule ve burç, geniş surlarla birbirine bağlı; içeride üç ayrı avlu, mescit, hamam kalıntısı ve deniz feneri var. Kale, çevresini saran hendekle birlikte ayakta duruyor.
Kilikya Ermeni Krallığı'ndan başlayıp Selçuklu, Karamanoğlu ve Osmanlı dönemlerinde eklenerek büyümüş. Bu yüzden tek bir dönemin kalesi değil, üst üste binmiş bir yapı. Denizle ilişkisi olağanüstü: surların bir yüzü doğrudan kumsala bakıyor.
İl genelinde tek bir yer seçilecekse burası. Bir ile bir buçuk saat ayırın. Restorasyon çalışmaları nedeniyle bazı bölümler dönem dönem kapalı olabiliyor ve giriş koşulları değişiyor, resmî kaynaktan teyit edin. Merdivenler ve surlar korkuluksuz, çocuklarla dikkatli olun.
21. Anamur Plajı
Anamur'un kumsalı uzun, açık ve büyük ölçüde yerel. Burası Türkiye anakarasının en güney ucuna yakın; havanın ısınması erken başlıyor ve deniz sonbaharda uzun süre sıcak kalıyor. Yüzme mevsimi ilin doğusuna göre belirgin şekilde uzun.
Kumsal düzenlenmiş bir turizm alanı değil. Uzun bir kum bandı, arkasında muz seraları ve kasabanın kendisi var. Açık denize baktığı için dalga yazın bile olabiliyor, ve bazı bölümlerde akıntıya dikkat etmek gerekiyor. Çocukla yüzeceksen korunaklı bölümü seç.
Anamur'un mantığı zaten bu: buraya dört saat yol yapıp geldiyseniz, gelip kaleyi görüp dönmek anlamsız. Bir gece kalın, akşam kumsalda yürüyün, ertesi sabah Anamurium'a gidin. Anamur'u günübirlik yapmaya çalışmak, bu rehberin baştan beri uyardığı hatanın ta kendisi.
22. Anamurium
Anamur kasabasının birkaç kilometre batısında, denize inen bir yamacın tamamına yayılmış antik kent. Ölçeği şaşırtıcı: hamamlar, bir tiyatro, odeon, kiliseler, sokaklar ve yamacı baştan aşağı kaplayan büyük bir nekropol. Kalıntıların bir kısmı hâlâ iki kat yüksekliğinde ayakta ve doğrudan kumsala kadar iniyor.
Nekropol, Anamurium'u özel yapan şey. Yüzlerce anıt mezar, bazıları içine girilebilecek durumda, yamacın üstünde bir ölüler şehri gibi duruyor. Aralarında yürümek tuhaf: bir tarafta mezar odaları, diğer tarafta Akdeniz.
Alan büyük, gölge yok, zemin taşlık. En az iki saat ayırın, sabah erken ya da geç ikindi gidin, bol su götürün. Yamaç dik, sağlam ayakkabı şart. Giriş koşulları ve saatler değişebiliyor, resmî kaynaktan teyit edin. Anamur'a kadar geldiyseniz burası pazarlık konusu değil.
Mesafeler ve kaç gün
Mersin'de planın tamamı mesafeye bağlı. Şehir merkezinden, D400 sahil yolu üzerinden yaklaşık değerler: Tarsus 30 km, Erdemli 40 km, Kızkalesi 60 km, Silifke 85 km, Aydıncık 160 km, Anamur 230 km. Kilometreler makul görünüyor ama süreler öyle değil. Kızkalesi bir saat, Silifke bir buçuk saat, Anamur ise dört saate yakın. Fark yolun karakterinden geliyor: Silifke'den sonra sahil yolu dağa yaslanıyor, sürekli viraj ve rampa var, ortalama hız düşüyor.
En sık kurulan yanlış cümle şu: "Sabah Kızkalesi, öğleden sonra Anamur." Arada 170 kilometre ve üç saatten fazla viraj var. Bunu yaparsanız Anamur'a ikindi varır, Mamure'yi yarım saatte gezer, Anamurium'a hiç yetişemez ve gece yarısı dönersiniz. Aynı hata ters yönde de yapılıyor: Anamur'da kalıp Tarsus'u günübirlik ekleyenler günün sekiz saatini araçta geçiriyor.
Gerçekçi program şöyle. İki gününüz varsa: birinci gün Tarsus ve şehir, ikinci gün Erdemli, Akkale, Elaiussa Sebaste, Korykos ve Kızkalesi. Üç gününüz varsa üçüncü güne obrukları, Cambazlı'yı, Uzuncaburç'u ve Silifke Kalesi'ni koyun; bu gün dolu, sabah erken çıkın. Dört ya da beş gününüz varsa Anamur'u ekleyin ve orada bir gece kalın: gidiş günü Boğsak'ta yüzüp Mamure ile bitirin, ertesi sabah Anamurium'u gezip dönün.
Üs seçimi de buna bağlı. Şehir merkezi Tarsus için doğru, ama Kızkalesi'nden sonrası için her gün gidip gelmek yorucu. Kızkalesi, ören yerlerinin ve obrukların tam ortasında, üç günlük programın en mantıklı merkezi. Silifke batıya ve Uzuncaburç'a yönelenler için işlevsel. Anamur'u ise uğrak noktası değil, kendi durağı olarak kabul edin.
Nasıl gidilir
Havayolu için pratik cevap Adana Şakirpaşa Havalimanı. Mersin'in kendi havalimanı yok ve Adana şehir merkezine yaklaşık 70 kilometre. Otoyol bağlantısı iyi, transfer bir saat kadar. Yurt dışından geliyorsanız genelde İstanbul ya da Ankara aktarmalı bir iç hat uçuşu gerekiyor. Anamur tarafına ağırlık verecekseniz Antalya üzerinden gelmek de seçenek, ama oradan da sahil yolu uzun.
Araç neredeyse şart ve bunu yumuşatmanın anlamı yok. D400 üzerindeki noktalara, yani Erdemli, Kızkalesi, Silifke ve Anamur'a otobüs ve minibüs çalışıyor. Sorun rotanın geri kalanında: Uzuncaburç'a, Cambazlı'ya, Aşağı Dünya Obruğu'na ve Akgöl'e toplu taşımayla gitmek ya çok uzun sürüyor ya da mümkün değil. Bu rehberdeki pinlerin yaklaşık üçte biri araçsız erişilemiyor.
Aracı Adana havalimanından almak en yaygın çözüm. Sahil yolu asfalt ve bakımlı, ama Silifke'den batıya viraj sayısı artıyor. Gece sürüşünü bu bölümde mümkünse yapmayın: aydınlatma az, yol dar, yazın kamyon yoğun. Yakıt istasyonları D400 boyunca yeterli, ama iç kesimlere çıkmadan depoyu doldurun.
Araçsız gelmek zorundaysanız programı küçültün. Mersin merkezde kalın, Tarsus'a otobüsle gidin, sonra Kızkalesi'ne geçip iki gece kalın. Kızkalesi'nden Korykos'a yürüyerek, Elaiussa Sebaste'ye kısa mesafede ulaşırsınız; obruklara yerel tur ya da taksiyle çıkmak mümkün. Uzuncaburç ve Anamur'u listeden çıkarın. Yarım yamalak yapmaktansa görmemek daha iyi.
Ne zaman gidilir
Yaz sıcak: temmuz ve ağustosta kıyı otuz beş dereceyi rahatça buluyor, nem yüksek, ören yerlerinde gölge yok. Elaiussa Sebaste ya da Anamurium'u ağustos öğlesinde gezmeye kalkmak ciddi bir hata. Yaz ortasında geliyorsanız günü bölün: sabah dokuza kadar ören yeri, öğlen deniz, ikindi beşten sonra tekrar ören yeri.
Buna karşılık yüzme mevsimi uzun. Mayıs sonundan ekim sonuna kadar denize giriliyor, Anamur tarafında pencere daha geniş. Ekim ilin en dengeli ayı olabilir: hava hâlâ sıcak, deniz ısınmış, kalabalık dağılmış, iç bölgeler gezilebilir.
İlkbahar ören yerleri için açık ara en iyisi. Nisan ve mayısta yayla yeşil, sıcaklık gezmeye uygun, Uzuncaburç serin, Göksu Deltası kuş açısından hareketli. Cennet Obruğu'nun merdivenini nisanda inip çıkmak ile ağustosta inip çıkmak tamamen farklı iki iş. Antik kentler önceliğinizse ilkbaharı, deniz önceliğinizse eylül ve ekimi seçin.
Kış sessiz ama işlevsiz değil. Kıyı ılıman, kar yok, şehir normal hayatına devam ediyor. Ancak turistik altyapının bir kısmı, özellikle Kızkalesi'ndeki tekneler ve mevsimlik işletmeler, kapalı oluyor. Uzuncaburç yüksekte olduğu için soğuk ve zaman zaman karlı. Kışın Tarsus, şehir ve Mamure iyi çalışıyor; tekne ve mağara erişimini resmî kaynaktan teyit edin.
Ne yenir
Tantuni, Mersin'in imzası ve şehri anlamanın en kısa yolu. İnce doğranmış et, geniş bir sacda suyla ve yağla pişiriliyor, baharatlanıyor, lavaşa maydanoz, soğan ve sumakla sarılıyor. Klasik sokak yemeğinden farkı yöntem: kızartma değil, sacda suyunu çeke çeke pişirme. Tantunicilerin yoğunlaştığı bölgeler çarşı çevresi ve sahile inen ara sokaklar. Akşam sıra oluşan yerler genelde iyi olanlar, ve bu gözlem burada gerçekten işe yarıyor.
Cezerye tatlı tarafı. Havuçtan yapılıyor, şekerle kaynatılıp yoğunlaştırılıyor, ceviz veya fıstık ekleniyor, hindistan cevizine bulanıyor. Koyu, sakız kıvamında ve çok tatlı; bir küpten fazlasını bir oturuşta yemek zor. Mersin'den hediye götürülecekse doğru seçim, çünkü dayanıklı ve gerçekten yerel. Şekerciler çarşı çevresinde toplanıyor.
Kerebiç ise az bilinen ama en karakteristik olanı. İçi cevizli, irmikli hamurdan küçük köfteler; üstüne çöven köpüğü denen beyaz, hafif bir krema sürülüyor. Çöven bir bitki kökünden çıkıyor ve çırpıldığında köpürüyor. Tadı alışılmadık, hafif acımsı, ve tam da bu yüzden denemeye değer. Tatlıcılarda ve kahvaltı yerlerinde bulunuyor.
İki şey daha var. Narenciye: il Türkiye'nin en büyük turunçgil üreticilerinden ve kışın portakal, mandalina, limon her yerde ve ucuz. Bir de Anamur muzu: Türkiye'de muzun asıl yetiştiği bölge burası ve yerli muz ithal olandan belirgin şekilde küçük, koyu ve yoğun. Yol kenarındaki tezgâhlarda satılıyor.
Sıkça sorulan sorular
**Kızkalesi'ne nasıl gidilir, tekne her zaman çalışır mı?** Adaya kıyıdan kalkan teknelerle geçiliyor, karşıya geçiş kısa sürüyor. Ancak tekneler mevsime ve hava koşullarına bağlı çalışıyor: kış aylarında ve rüzgârlı günlerde sefer olmayabiliyor. Ücretler ve saatler değişken, gitmeden önce resmî kaynaktan teyit edin. Karadaki Korykos Kalesi ise her koşulda kıyıdan gezilebiliyor.
**Mersin'den Anamur günübirlik yapılır mı?** Teknik olarak mümkün, pratikte anlamsız. Tek yön dört saate yakın, yani günün sekiz saati yolda geçiyor. Geriye Mamure ve Anamurium için birkaç saat kalıyor ve ikisi de aceleye gelmiyor. Anamur'a gidiyorsanız en az bir gece kalın.
**Kaç gün yeter?** Tarsus ve şehir 1 gün, Kızkalesi çevresindeki ören yerleri 1 gün, obruklar ve Uzuncaburç 1 gün, yani çekirdek program 3 gün. Anamur'u ekliyorsanız 4-5 gün. Altına inerseniz ya kıyıyı ya iç kesimi atlamanız gerekir.
**Araç olmadan ne kadarı görülebilir?** Yaklaşık üçte ikisi. D400 üzerindeki Tarsus, Erdemli, Kızkalesi, Korykos, Elaiussa Sebaste, Silifke ve Anamur otobüsle erişilebilir. Uzuncaburç, Cambazlı, Aşağı Dünya Obruğu ve Akgöl araç istiyor. Araçsız geliyorsanız Kızkalesi'ni üs yapın.
**Cennet Obruğu'na inmek zor mu?** Evet, ciddi bir iniş. Üç yüzden fazla düzensiz basamak var, taşlar ıslak ve kaygan, çıkış yorucu. Diz, kalp veya solunum sorunu olanlar ile sıcakta zorlananlar için uygun değil. Kaymayan ayakkabı ve su şart. Cehennem Obruğu'na zaten inilmiyor, sadece kenarından bakılıyor.
**En iyi mevsim hangisi?** Ören yerleri için nisan ve mayıs: hava gezmeye uygun, gölgesiz alanlar eziyet olmuyor. Deniz için eylül ve ekim: su ısınmış, kalabalık dağılmış. Temmuz ve ağustos sıcak ve nemli, gezmeyi sabah erkene ve ikindi sonrasına sıkıştırmanız gerekiyor.
Planlama Soruları
Mersin rehberi ne anlatıyor?
Mersin'i Kızkalesi, Cennet ve Cehennem obrukları, Uzuncaburç, Mamure Kalesi ve Tarsus ile gerçek mesafeleri saklamadan planlayan rehber.
Mersin için 4K yürüyüş videosu izleyebilir miyim?
Evet. Sayfa, Mersin rotasını gitmeden önce büyük ekranda önizleyebilmeniz için ilgili Travel Walk Tours videolarına bağlanır.
Bu sayfayı gezi planında nasıl kullanmalıyım?
Önce hızlı cevabı okuyun, rota notlarını inceleyin, ardından ilgili şehir sayfası ve yürüyüş videolarıyla sokak dokusu, süre, manzara ve yakın rehberleri karşılaştırın.