Tokat'ta Gezilecek Yerler: Kale, Ballıca Mağarası ve Niksar
Tokat'ı kale, Gökmedrese, Latifoğlu Konağı, Ballıca Mağarası, Niksar ve Zile ile planlayan, müzenin taşındığını bilen rehber.
Haritada gezilecek yerler
19 noktaNumaralar yazıdaki sıralamayla eşleşir. Pin’e dokunup yol tarifi alabilirsiniz.
--- title: "Tokat gezi rehberi: tek sokağa sıkışmış bin yıl, Ballıca Mağarası, Niksar ve Zile" description: "Tokat için dürüst bir rehber: Sulu Sokak'ta sıra sıra dizilmiş Danişmendli ve Selçuklu yapıları, Gökmedrese'den taşınan müze, UNESCO geçici listesindeki Ballıca Mağarası ve Niksar, Zile'nin Veni Vidi Vici iddiasının gerçekte ne kadarı doğru, Sebastopolis ve Almus. Kaç gün yeter, ne zaman gidilir, ne yenir." city: "Tokat" lang: "tr" ---
Tokat: bin yılın tek sokağa sığdığı il
Tokat'ı bilenler genelde iki şeyden bilir: kebabından ve Zile'de söylendiği sanılan üç kelimeden. İkisi de şehir hakkında neredeyse hiçbir şey anlatmıyor.
Şehre girdiğinizde göreceğiniz şey sizi hazırlıksız yakalayabilir, çünkü Tokat merkezi ilk bakışta sıradan bir Anadolu şehri. Bulvarlar, betonarme bloklar, trafiğe kapalı bir çarşı. Turistik bir doku aramayın, yok. Ama bu şehrin ortasında Sulu Sokak diye bir hat var ve orada, birkaç yüz metre içinde, Danişmendli medresesi, Selçuklu medresesi, Osmanlı bedesteni, hanlar, hamamlar ve mescitler üst üste duruyor. Türkiye'de bu yoğunlukta yapı barındıran çok az sokak vardır. Tokat'ın hikayesi meydanlarında değil, bu hatta.
Bunun bir sebebi var. Tokat, Anadolu'yu doğu batı yönünde kesen ticaret yolunun üzerindeydi ve yüzyıllarca hem kervanların hem orduların uğrağıydı. Şehir zenginleşti, yapı yaptı, sonra yol değişti ve Tokat yolun kenarında kaldı. Yapılar kaldı, ilgi gitti. Bugün gördüğünüz şey bu: bakımlı olmayan ama gerçek bir birikim.
İlin geri kalanı da merkez kadar dağınık. Kuzeyde Niksar var ve orası bir ilçe merkezi gibi görünse de 1077'de Danişmendlilerin başkentiydi. Güneybatıda Zile, üzerinde Roma tiyatrosunun kalıntıları duran bir höyük kalesiyle. Güneyde Sulusaray'ın evlerinin arasından bir Roma kenti çıkıyor. Batıda, Pazar ilçesinde, Akdağ'ın içine oyulmuş Ballıca Mağarası.
Kime uyar: yapıya, tarihe, kazı alanına ilgisi olanlara; kalabalık istemeyenlere; bir şehrin turistik olmadan da yoğun olabileceğini kabul edenlere. Kime uymaz: manzara ve kafe arayanlara, her şeyin restore ve etiketli olmasını bekleyene, arabasız gezmek isteyene.
En sık yapılan hata Tokat'ı bir mola sanmak. İkinci hata da tersi: merkezde iki gün geçirip Niksar'ı atlamak.
Hızlı cevap
Tokat, merkezini yürüyerek, ilçelerini araçla ve ilkbaharda ya da sonbaharda gezildiğinde anlam kazanan bir il.
- Merkez: kale, Sulu Sokak hattı, müze, hanlar ve hamamlar yürüme mesafesinde. Bir tam gün.
- Niksar: merkeze yaklaşık 55 km kuzey. Yarım günden fazla eder.
- Ballıca Mağarası: Pazar ilçesinde, karayoluyla yaklaşık 33 km. Yarım gün.
- Zile ve Sulusaray: batı ve güney, ayrı yönler. Her biri yarım gün.
- Araç: pratikte şart. İlçeler birbirinden uzak ve farklı yönlerde.
- Yemek: Tokat kebabı, bat, keşkek, zile pekmezi ve cevizi.
1. Tokat Kalesi
Şehrin üstündeki kaya kütlesinin üstünde duruyor ve merkezin her yerinden görünüyor. Beklentiyi baştan ayarlayayım: kalenin kendisi büyük ölçüde yıkık. Beşgen planlı ve sekiz burçlu olduğu biliniyor, ama bugün ayakta olan şey temel kalıntıları ve tonozlar. Sağlam bir kale gezmeye geliyorsanız hayal kırıklığı olur.
Buraya yükseklik için gelinir. Yukarıdan Kazova'yı, Yeşilırmak'ın açtığı düzlüğü ve aşağıda eski şehrin nerede bittiğini görüyorsunuz. Tokat'ın neden buraya kurulduğu ancak bu açıdan anlaşılıyor.
Tarihlendirmesi net değil. Kaynaklar kesin bir kurucu ve tarih vermiyor; yerleşimin 5. ve 6. yüzyıla kadar geri gittiği, Bizans'ın 1074'e kadar tuttuğu, sonra Danişmend Gazi'nin aldığı ve Osmanlıların onarıp kullandığı söyleniyor. Katmanlı demek en doğrusu.
Bir de anlatı var: kalenin Turhal ve Niksar kalelerine gizli tünellerle bağlandığı. 2010 restorasyonunda bunu destekleyen bir bulguya rastlanmamış. Vlad III'ün burada tutulduğu da sık anlatılır; aktarıyorum, doğrulamıyorum.
Yokuş dik. Ziyaret durumunu resmî kaynaktan teyit edin.
2. Tokat Müzesi (Arastalı Bedesten)
Burada bir kafa karışıklığını baştan çözelim, çünkü internetteki bilginin yarısı eski. Tokat Müzesi 1926'dan 2012'ye kadar Gökmedrese'deydi. 18 Eylül 2012'de taşındı. Bugün müze Gökmedrese'de değil, Sulu Sokak üzerindeki Arastalı Bedesten'de. İkisini aynı şey sanan çok kaynak var.
Bina kendi başına bir sebep. 15. yüzyıl başına, Çelebi Mehmed dönemine tarihleniyor ve bir bedesten, yani kapalı, kagir, güvenlikli bir alışveriş yapısı. İçine ilin arkeoloji ve etnografya koleksiyonu yerleşmiş durumda.
Müzenin asıl işi şu: dışarıda gördüğünüz onlarca yapının hangi döneme ait olduğunu ayırmanızı sağlıyor. Tokat'ta Danişmendli, Selçuklu, İlhanlı ve Osmanlı işi yan yana duruyor ve sokakta bunları birbirinden ayırmak kolay değil. Buradan başlarsanız Sulu Sokak daha okunur oluyor.
Yarım saat yeter, ama gezinizin başına koyun, sonuna değil. Saatleri resmî kaynaktan teyit edin.
3. Yağıbasan Medresesi (Çukur Medrese)
Bedestene birkaç adım mesafede, sokak kotunun altında kalmış bir yapı. Adı da buradan geliyor: Çukur Medrese.
Önemi görüntüsünde değil, tarihinde. Nizameddin Yağıbasan tarafından 1148-1157 arasında yaptırılmış, yani Danişmendli dönemi işi. Bu, Anadolu'nun bilinen en eski medreselerinden biri anlamına geliyor. Avlusunun kubbeyle örtülü olması da ayrıca kayda değer; kubbeli avlulu medrese tipinin ilk örneklerinden sayılıyor. Kubbe çapı yaklaşık 14 metre, ortasında 10 metrelik bir açıklık var.
Şunu da söyleyeyim: yapı özgün halinde değil. Moloz taştan, süslemesiz ve yıpranmış. Burada süsleme aramayın, tarih arayın. Selçuklu sultanı II. İzzeddin Keykavus onarmış, Osmanlılar bir dönem göçmen barınağı olarak kullanmış.
Buranın ikizi Niksar'da ve "Anadolu'nun ilk medresesi" tartışması tam olarak o iki yapı arasında geçiyor. Bu meseleye Niksar maddesinde döneceğim, çünkü orada resmî bir iddia var ve sorgulanması gerekiyor.
4. Ali Paşa Hamamı
Tokat'ta hamam bol, ama bu maddenin sebebi farklı: burası müzeye çevrilmemiş, hala yıkanılan bir Osmanlı hamamı. Yani içine girip bakmıyorsunuz, isterseniz kullanıyorsunuz.
Kesme taştan, kubbeli ve çifte hamam düzeninde: kadınlar ve erkekler bölümü ayrı. Erkekler bölümü haçvari planlı, ortasında göbek taşı ve üstünde kubbe var. Kadınlar bölümünde soyunmalık, ılıklık ve sıcaklık sıralaması korunmuş.
Tarih konusunda dikkatli olayım. Elimdeki kayıt yapının 1886'da Vakıflar Genel Müdürlüğü eliyle yenilenip hizmete alındığını söylüyor. Bu bir yenileme tarihi, kuruluş tarihi değil; asıl yapım tarihi için güvenilir bir kayıt bulamadım, o yüzden bir yüzyıl vermiyorum.
Hamam, Ali Paşa Camii'nin doğusunda. Cami de aynı külliyenin parçası ve yaklaşık 150 metre batıda kalıyor; ikisini tek durakta alabilirsiniz.
Çalışma günleri ile kadın ve erkek saatleri değişebiliyor. Yıkanmayı düşünüyorsanız gitmeden teyit edin, çünkü boşuna yokuş çıkmak istemezsiniz.
5. Taşhan
Sulu Sokak'ın kuzey ucunda, iki katlı, açık avlulu, kesme taş ve tuğladan bir Osmanlı hanı. Voyvoda Han da deniyor, çünkü Tokat 1600'lerin ortasında voyvodalık olunca voyvodalar tarafından şehre kazandırılmış. 17. yüzyıl işi.
Rehberdeki en rahat durak burası. 1939 depreminde hasar görmüş, 1997 ile 2007 arasında kapalı kalmış, 2007'de biten restorasyondan sonra yeniden açılmış. Bugün avlusu çay bahçesi, odaları el sanatları dükkanı ve atölye. Toplamda 112 oda var.
Burada Tokat yazmasını yerinde görme şansınız var. Yazma, ahşap kalıplarla kumaşa desen basma işi ve Tokat bu işin merkezlerinden. Tezgahların bir kısmı hala çalışıyor.
Dürüst not: burası restore edilmiş ve ticarileşmiş bir mekan. Sulu Sokak'ın geri kalanındaki ham hali burada bulamazsınız. Ama oturmak, çay içmek ve şehri sindirmek için mantıklı bir mola.
6. Gökmedrese
Sulu Sokak'ın kuzey ucuna yakın, 1277 tarihli, iki katlı bir Selçuklu medresesi. Tokat'ın en çok fotoğraflanan yapısı ve şehrin simgesi sayılıyor.
Adının çinilerden geldiği yaygın olarak söylenir. Bunu doğrulayamadım; baktığım kaynaklarda adın kökeni açıklanmıyor, o yüzden kesin bir şey söylemiyorum. Yapının banisi konusunda da kaynaklar bana net bir isim vermedi.
Buranın hikayesindeki asıl dönüm noktası şu: 1926'dan 2012'ye kadar Tokat Müzesi buradaydı. Yani neredeyse yüzyıl boyunca şehrin müzesi bu Selçuklu medresesinin odalarındaydı. 2012'de koleksiyon bedestene taşındı ve bina boşaldı.
2021 ile 2023 arasında restorasyon çalışması yürütüldü. Restorasyondan sonra binanın ziyarete açık olup olmadığını ve içinde ne olduğunu doğrulayamadım; bu rehberde bilmediğimi bilmiyorum diye yazıyorum. Kapısını çalmadan önce resmî kaynaktan teyit edin, çünkü bu tür yapılar restorasyon sonrası uzun süre kapalı kalabiliyor.
Dışarıdan bakmak yine de değer. Cephe, boş bir avlunun etrafında Selçuklu medresesinin nasıl kurgulandığını gösteriyor.
7. Hatuniye Camii
Sulu Sokak hattının doğusunda, Tokat'ın en düzgün Osmanlı yapısı. 1485'te II. Bayezid tarafından, annesi Gülbahar Hatun adına yaptırılmış ve tek başına bir cami değil: külliye halinde tasarlanmış, cami, medrese ve imaret bir arada.
Mimarisi klasik Osmanlı'ya geçişin izini taşıyor. Kare planlı ana mekan on iki kasnaklı bir kubbeyle örtülü, iki yanında birer kubbeli bölüm var. Girişte altı sütuna oturan beş kubbeli son cemaat yeri bulunuyor. Minaresi tek, kaidesi sekizgen. Mermer taçkapısı Selçuklu geleneğindeki mukarnas işçiliğiyle oyulmuş, ahşap kapıları geçmeli işçilikte.
Yan sofalı cami tipinin son evresi olarak değerlendiriliyor, yani bir geçiş dönemi yapısı. Tokat'ta Selçuklu ve Danişmendli işi bu kadar yoğunken, klasik Osmanlı'nın nasıl göründüğünü görmek için karşılaştırma noktası oluyor.
İşleyen bir cami. Namaz vakitlerine dikkat edin, kadınlar için başörtüsü gerekiyor.
8. Latifoğlu Konağı
Buraya kadar hep taş gezdik: medrese, han, hamam, cami. Latifoğlu, Tokat'ın konut tarafını gösterdiği yer ve bu yüzden rehberdeki dengeyi değiştiriyor.
Bir müze ev, yani konağın içine girip odalarını dolaşabiliyorsunuz. Osmanlı konak mimarisinde bir yapı ve Tokat Müze Müdürlüğü'ne bağlı. Şehirdeki yapı stokunun büyük kısmı ya ibadete açık ya kilitli olduğu için, bir Tokat konağının içinin nasıl kurulduğunu görebildiğiniz az sayıdaki adresten biri.
Bilmediğimi söyleyeyim. Yapım tarihini ve kim yaptırdığını güvendiğim bir kaynakta bulamadım. Yaygın anlatılar var, ama aktarmıyorum; yıl vermek yerine boş bırakmayı tercih ediyorum.
Konumu konusunda da açık olayım: bu pin yaklaşık. Konağın koordinatı elimdeki tek kaynakta geçiyor ve doğrulayacak ikinci bir kayıt bulamadım. Sokağı bulunca son yaklaşımı yerinde sorun; merkezde, saat kulesinin kuzeybatısında ve soranın tarif edebileceği bir yapı.
Ziyaret saatlerini resmî kaynaktan teyit edin.
9. Tokat Saat Kulesi
Merkezin güneyinde, Behzat semtinde. Sulu Sokak hattından ayrı bir noktada ve yürüyerek gidilir.
Kule 1902'de, II. Abdülhamid'in tahta çıkışının 25. yılı şerefine dikilmiş. Türkiye'nin pek çok şehrinde aynı gerekçeyle dikilmiş kuleler var; bu, o serinin Tokat ayağı. Hristo adlı bir ustaya yaptırılmış, kesme taştan ve başlangıçta üç katlıymış. 1915'te bir kat daha eklenmiş ve yüksekliği 33 metreye çıkmış.
Yapımında halk desteği olmuş; mutasarrıf Bekir Paşa ve belediye reisi Mütevellioğlu Enver Bey öncülük etmiş. Şehrin her yerinden görülecek biçimde konumlandırılmış ve bugün de öyle.
Mekanizması tek gövde üzerinde dört kadranı birden çalıştırıyor. Kayda göre her yarım saatte ve saat başlarında iki dakika arayla çalıyor.
İçine girilip girilemediğini doğrulayamadım. Dışarıdan bakılacak bir yapı olarak planlayın, aksi resmî kaynaktan teyit edilirse iyi olur.
10. Tokat Mevlevihanesi
Saat kulesinin yanı başında, Behzat deresinin kıyısında, mevlevihaneden çevrilmiş küçük bir müze.
Buranın işlevi ölçeğinde. Tokat'ın yapı listesi ezici: onlarca cami, mescit, zaviye, türbe, hamam. Bunların çoğu ya işleyen ibadet yeri ya da kapalı. Mevlevihane, o dünyanın içine girip bakabildiğiniz az sayıdaki yerden biri.
Mevlevilik Tokat'ta güçlüydü ve şehrin kültürel hayatında yeri vardı. Bir mevlevihane sadece bir tekke değildi: müzik, edebiyat ve terbiyenin birlikte yürüdüğü bir kurumdu. Bunu bir binanın içinde görmek, aynı şeyi bir kitapta okumaktan farklı.
Küçük olduğunu baştan söyleyeyim; yarım saati geçmez ve buraya özel bir gün ayırmak anlamsız olur. Ama saat kulesiyle aynı noktada olduğu için maliyeti düşük. Merkez yürüyüşünüzü güneye uzatacaksanız bu ikisini birlikte alın.
Koleksiyonun kapsamını ve ziyaret düzenini doğrulayamadım; resmî kaynaktan teyit edin.
11. Gaziosmanpaşa Müzesi ve Atatürk Evi
Merkezin güneyinde, bitişik iki yapı, iki ayrı müze.
Gazi Osman Paşa Tokatlıydı ve bu şehir için sıradan bir ayrıntı değil. 1877-78 Osmanlı Rus Savaşı'nda Plevne'yi aylarca savunan komutan olarak tanınır ve Tokat'ın kendini tanıttığı ilk isimlerden biridir. İlin stadyumundan bulvarına kadar pek çok yer onun adını taşıyor. Müze onun hikayesi ve Plevne üzerine kurulu.
Yanındaki Atatürk Evi ve Etnografya Müzesi ise ikinci bir katman ekliyor: konak içinde etnografya sergisi ve Atatürk bölümü bir arada.
Bu ikisi merkez yürüyüşünüzün güney ucu. Sulu Sokak'tan buraya yürünür ama düz bir hat değil, şehrin içinden geçiyorsunuz.
Beklentiyi ayarlayayım: bunlar büyük müze değil. Tokat'ın kendini nasıl anlattığını görmek için gelin, koleksiyon büyüklüğü için değil. Saatleri resmî kaynaktan teyit edin.
12. Komana Pontika Antik Kenti
Merkezden kuzeydoğuya yaklaşık 9 kilometre, Gümenek yakınında, Yeşilırmak'ın batı yakasında.
Ne olduğunu söyleyeyim, çünkü adı beklenti yaratıyor. Komana Pontika bir tapınak devletiydi; tanrıça Ma'ya adanmıştı ve Pontus Krallığı döneminde, yaklaşık MÖ 281'de kurulduğu kabul ediliyor. Roma MÖ 63'te bölgeyi aldıktan sonra da önemini sürdürdü, Bizans döneminde de yaşadı. Yani bu, tapınağın etrafında dönen, kendi ekonomisi olan bir yerleşimdi.
Şimdi gerçek kısım. Kentin yeri 2009'da yer radarıyla saptandı ve ODTÜ kazı yürüttü. Alan modern sulama kanalları ve yeni bir karayolundan zarar görmüş durumda. Yani burada ayakta duran bir tapınak, sütun ya da tiyatro yok.
Bu maddeyi rehbere koydum çünkü Tokat'ın antik katmanını atlamak yanlış olur. Ama kazı alanına gitmekle anıt gezmek arasındaki farkı bilerek gidin. Arkeolojiye ilginiz yoksa bu maddeyi atlayın, size bir şey kaybettirmez.
13. Ballıca Mağarası
İlin en çok ziyaret edilen doğal noktası ve merkezden gidilecek en net gün gezisi. Pazar ilçesine bağlı Ballıca köyünde, Akdağ'ın içinde. Karayoluyla Tokat merkeze yaklaşık 33 km, Pazar ilçesine 8 km.
Mağara yaklaşık 680 metre uzunluğunda, beş katlı ve dokuz salondan oluşuyor. Oluşumunun yaklaşık 3,4 milyon yıl önce başladığı tahmin ediliyor. İçinde sarkıt, dikit, sütun ve havuzlar var. Kayda değer olan şu: soğan sarkıt denen oluşumun görüldüğü tek Türkiye mağarası olarak geçiyor.
UNESCO meselesini net söyleyeyim, çünkü sık yanlış aktarılıyor. Ballıca Dünya Mirası Listesi'nde değil. "Nature Park of Ballıca Cave" adıyla, 12 Nisan 2019'da UNESCO Geçici Listesi'ne alındı; dosya numarası 6403, ölçütler (vii) ve (viii). Geçici liste bir aday listesidir, kesin liste değil. Bunu doğrudan UNESCO kayıtlarından teyit ettim. Alan ayrıca 2007'de tabiat parkı ilan edilmiş.
Ziyaret rehber eşliğinde yapılıyor. İçeride 19 metre çıkılıp 75 metre iniliyor; yani merdiven var. Sıcaklık 17-24 derece, nem yüzde 55'in üstünde.
14. Mahperi Hatun Kervansarayı
Pazar ilçe merkezinde, Ballıca yolunun üstünde. Hatun Han adıyla da anılıyor.
Bunu rehbere koymamın sebebi pratik: Ballıca'ya giderken zaten buradan geçiyorsunuz ve on dakikanızı alıyor. Selçuklu dönemi menzil hanı, yani kervanların konakladığı yol üstü yapılarından biri. Anadolu'da bu hanlar bir günlük yürüyüş mesafesiyle dizilirdi ve Tokat'ın neden bu kadar yapı barındırdığını açıklayan şey de tam olarak bu ağ.
Yapıyı gördüğünüzde ölçeği anlıyorsunuz: kalın duvarlar, dar giriş, içeride korunaklı bir hacim. Bu bir konfor yapısı değil, güvenlik yapısıydı.
Adı Selçuklu sarayından bir kadına, Mahperi Hatun'a bağlanıyor. Bu atıf yaygın; ben aktarıyorum, mimari tarih tartışmasına girmiyorum. Kesin bir yapım tarihi için güvendiğim bir kayıt bulamadım, o yüzden yıl vermiyorum.
Ballıca gününüzü planlarken bu duruşu hesaba katın. Ayrı bir gün gerektirmiyor, yolun üstünde ve on dakikada görülüyor.
15. Niksar Kalesi
İlin en çok hafife alınan yeri burası ve rehberdeki en büyük görüntü ile geçmiş farkı burada. Niksar bugün kırk bin nüfuslu bir ilçe merkezi gibi görünüyor; 1077'de Danişmendlilerin başkentiydi.
Kale, Maduru ve Çanakçı derelerinin arasındaki tepede. Çevresinde ve eteğinde ahşap camiler, arasta, hamamlar ve onlarca tarihi çeşme var. Konut dokusu da ahşap karakterini büyük ölçüde koruyor. Bu yüzden Niksar'da asıl iş kaleye çıkmak değil, kalenin eteğinde dolaşmak; yapı yoğunluğu yukarıda değil aşağıda.
Bunun resmî bir karşılığı da var. Türkiye, "Early Period of Anatolian Turkish Heritage: Niksar, The Capital of Danishmend Dynasty" adıyla Niksar'ı 2 Mayıs 2018'de UNESCO Geçici Listesi'ne sundu; dosya 6344, ölçütler (ii), (iv) ve (vi). Ballıca gibi bu da geçici listede, kesin listede değil.
Kalenin hemen batısında Yağıbasan Medresesi var; onu ayrı bir madde olarak aşağıya aldım, çünkü Tokat'ın en çok tekrarlanan iddiası orada duruyor.
16. Yağıbasan Medresesi (Niksar)
Kalenin batısında, Niksar'ın tarihi çekirdeğinde. Nizameddin Yağıbasan 12. yüzyıl ortasında yaptırmış; kitabelere göre 1247'de büyük bir onarım görmüş. Kare planlı, iki eyvanlı, avlusu pandantifli kubbeyle örtülü bir Danişmendli medresesi. Yamaca oturduğu için planı simetrik değil.
Beklentiyi ayarlayayım: yapı bugün büyük ölçüde duvar kalıntısı halinde. Buraya mimari bütünlük görmeye değil, bir iddianın kaynağına bakmaya geliyorsunuz.
O iddia şu. Türkiye'nin UNESCO dosyası burayı "Anadolu Türk Medeniyeti'nin ilk medresesi" diye tanıtıyor ve 1157-58 tarihini veriyor. Dikkatli olun: bu, dosyayı sunan tarafın kendi metni. Aynı kişinin Tokat merkezdeki medresesi 1148-1157'ye tarihleniyor, yani daha erken olabilir. TR Vikipedi de "ilk" ifadesini kaynak istemiyle işaretlemiş durumda. "En eskilerinden" demek dürüst, "ilk" demek değil.
Bu pin de yaklaşık. Medresenin koordinatı tek kaynakta geçiyor ve ikinci bir kayıt onu doğrulamak yerine 220 metre öteye koyuyor. Kaleden yürüyün ve son adımı yerinde sorun.
17. Zile Kalesi
Merkezden batıya yaklaşık 65 km. Kale bir höyüğün üstünde ve ovaya hakim; akropol niteliğinde.
Görülecek şey kalenin doğu yamacında: Roma tiyatrosunun kalıntıları ve kaya mezarları. Kalenin ne zaman ve kimin tarafından kurulduğu kesin bilinmiyor. Sur duvarlarındaki kot farkları, kule biçimleri ve duvar örgüsündeki çeşitlilik, yapının farklı dönemlerde onarımlar ve eklemelerle uzun süre kullanıldığını gösteriyor. Bulunan Roma ve Bizans dönemi mimari parçaları ile kitabelerden yola çıkılarak MS 1. yüzyıl tarihi öneriliyor.
Şimdi meşhur mesele. Zile, antik Zela. Sezar 2 Ağustos MÖ 47'de Pharnakes'i burada yendi. Ama "Veni vidi vici" sözünün burada söylendiği iddiası kaynaklarla örtüşmüyor. Antik kaynaklar sözü savaş alanına değil, Roma'ya bağlıyor: Appianos senatoya yazılan bir mektupta geçtiğini söylüyor, Plutarkhos Roma'daki dostu Amantius'a gönderilen bir raporda, Suetonius ise sözün Pontus zaferi alayında yazılı olarak taşındığını aktarıyor. Yani savaş Zile'de, söz Roma'da. Kalede bir sütuna yazıldığı da anlatılır, ama o sütunun akıbeti belirsiz.
18. Sebastopolis Örenyeri
Merkezden güneybatıya, Sulusaray ilçesinde. Yol uzun ve bu maddeyi rotanıza koyup koymamak buna bağlı.
Sebastopolis bir Roma kenti ve bugünkü Sulusaray kasabası tam onun üstünde oturuyor. Bu, hem ilginç hem sorunlu bir durum: kent, modern evlerin arasında parça parça açığa çıkarılmış durumda. Bir hamam ve bir kilise gün yüzüne çıkmış. Kazılar 1980'lerde küçük çaplı başlamış ve sonraki yıllarda kısa dönemler halinde sürmüş. Açığa çıkarılan bölümler açık hava müzesi olarak ziyarete sunuluyor.
Bir düzeltme: Sulusaray'ı Artova'ya bağlı belde olarak yazan kaynaklar var, güncel değil. Sulusaray 20 Mayıs 1990'da ilçe oldu.
Beklentiyi ayarlayayım. Burası Efes değil. Bir kasabanın sokakları arasında Roma kalıntısı görüyorsunuz, o kadar. Ama arkeolojiye ilginiz varsa, bir antik kentin modern bir yerleşimin altında nasıl kaldığını görmek için iyi bir örnek. Kazı ve ziyaret durumunu gitmeden teyit edin.
19. Almus Barajı ve Baraj Gölü
Merkezden doğuya yaklaşık 35 km, Almus ilçesinde. Verdiğim koordinat baraj gövdesi; göl buradan doğuya doğru vadi boyunca uzuyor.
Baraj Yeşilırmak üzerinde ve 1964-1966 arasında yapılmış. Toprak dolgu tipinde, akarsu yatağından 78 metre yüksekliğinde. Gölün normal su kotundaki alanı 31,30 kilometrekare, yani küçük bir su değil.
Bu maddenin işlevi denge. Rehberin geri kalanı taş, tuğla ve kazı alanı. Almus tarafı yeşil, ormanlık ve yüksek. Göl kıyısı boyunca ilerleyen yol, ilin en rahat sürüşlerinden biri. Balık tutan, piknik yapan ve suya bakan insan görürsünüz.
Dürüst not: burası düzenlenmiş bir turistik alan değil. Baraj gölü kıyısında altyapı sınırlı ve mesafeler haritada göründüğünden uzun sürüyor. Ayrıca Reşadiye tarafında Zinav Gölü ve kanyonu var; ikisini aynı güne koymak zorlama olur, arada ciddi yol var.
Ne zaman gidilir
İlkbahar ve sonbahar. Mayıs, haziran, eylül ve ekim ilin hem şehir hem kırsal tarafını rahat gezdiriyor. Tokat iç Anadolu ile Karadeniz arasında bir geçiş kuşağında; yazı sıcak, kışı sert.
Yaz konusunda dürüst olayım. Temmuz ve ağustosta Kazova ısınıyor ve merkezde yapı gezmek yorucu hale geliyor. Gölge az, yokuş çok. Bu aylarda Almus tarafı ve yüksek kesimler işe yarıyor; merkez yerine kuzeydoğuya kaçın.
Ballıca'nın mevsimi yok. İçerisi yıl boyunca 17-24 derece, yani dışarısı ne olursa olsun mağara aynı. Yazın bu bir avantaj: dışarısı sıcakken burada serin.
Kış Tokat'ta sessizdir ve bunu olumlu anlamda söylemiyorum. Dağ yolları kar ve buz görüyor, Niksar ve Almus yönü zorlaşıyor, kırsaldaki noktaların çoğu ulaşılabilirliğini kaybediyor. Kışın gelecekseniz merkeze odaklanın.
En kısa cevap: yapılar için mayıs ve ekim, Almus için haziran, mağara için fark etmez.
Kaç gün yeter
Bir gün merkezi gezdirir. Kale, Sulu Sokak hattı, müze, Taşhan, hamam ve saat kulesi bu süreye sığar; hepsi yürüme mesafesinde ve zaten yoğunluğun tamamı orada.
İki gün gerçekçi olanı. İkinci güne Niksar'ı koyun. Ballıca'yı görmek istiyorsanız üçüncü gün gerekiyor, çünkü Niksar kuzeyde, Pazar batıda ve aynı güne sığmıyorlar.
Dört ve beş gün Zile, Sulusaray ve Almus için. Bunlar farklı yönlerde ve her biri bir yarım günü yolda geçirtiyor. Rotanızı yön yön kurun, mesafe mesafe değil.
Nasıl gidilir
Araçla gelin. Bunu yumuşatmıyorum. Merkez yürünüyor, ama Niksar, Pazar, Zile, Sulusaray ve Almus farklı yönlerde ve toplu taşımayla bunları bir gezi programına oturtmak zor.
İlçe merkezlerine otobüs ve minibüs var. Sorun ilçe merkezine gitmek değil, oradan asıl noktaya gitmek. Ballıca köyü Pazar merkezinden 8 km içeride, Komana ise bir köyün yanında. Son kilometreler sizi yolda bırakıyor.
Tokat'ın havalimanı var ancak sefer yoğunluğu sınırlı ve tarifeler değişiyor; uçmayı düşünüyorsanız resmî kaynaktan teyit edin. Karayoluyla Samsun, Amasya ve Sivas yönünden bağlantı rahat. Amasya ile Tokat'ı birleştirmek yaygın ve mantıklı bir rota, çünkü iki il yan yana ve karakterleri birbirini tamamlıyor.
Kış lastiği sezonda gerçek bir mesele. Kırsala giden son bölümler stabilize olabiliyor.
Ne yenir
Tokat kebabı ilin bilinen yemeği ve adı yanıltıcı. Bu bir şiş kebap değil: kuzu eti, patates, patlıcan, domates, sarımsak ve kuyruk yağı bir şişe dizilip taş fırında pişiriliyor. Yani et ve sebze birlikte, aynı ateşte. Genelde önceden sipariş isteyen, zaman alan bir yemek. Öğle vakti aç kalıp bulmaya çalışmak yerine gününüzü ona göre kurun.
Bat, dışarıda pek bilinmeyen yerel yemek. Yeşil mercimek, bulgur ve yeşillikle yapılan, ekşili bir meze. Yazın serin yenir ve Tokat sofrasının kendi işi.
Keşkek düğün ve toplu yemek geleneğinden geliyor: buğday ve etin uzun süre dövülerek pişirilmesi. Bu, Tokat'a özel değil, ama burada canlı.
Zile pekmezi ve Tokat cevizi ilin tarım tarafı. Zile'nin şeker ve pekmez geleneği eski. Bir de Tokat yazması var; yenmez ama alınır. Ahşap kalıpla kumaşa desen basma işi ve Taşhan'da tezgahını görebilirsiniz.
Mekan adı vermiyorum. Çarşıda esnafın öğle yediği yer genelde doğru yerdir.
Sık sorulanlar
**Tokat Müzesi Gökmedrese'de mi?**
Artık değil. Müze 1926'dan 2012'ye kadar Gökmedrese'deydi ve 18 Eylül 2012'de Sulu Sokak üzerindeki Arastalı Bedesten'e taşındı. Bugün koleksiyonu görmek için bedestene gidiyorsunuz. Gökmedrese ayrı bir yapı ve 2021-2023 arasında restorasyon gördü; ziyarete açık olup olmadığını resmî kaynaktan teyit edin. Bu ikisini aynı yer sanan çok kaynak var, güncellenmemiş sayfalar dolaşımda.
**Ballıca Mağarası UNESCO listesinde mi?**
Geçici listede, kesin listede değil. "Nature Park of Ballıca Cave" 12 Nisan 2019'da UNESCO Geçici Listesi'ne alındı; dosya 6403, ölçütler (vii) ve (viii). Geçici liste, ülkenin ileride aday gösterebileceği yerlerin listesidir; Dünya Mirası ilanı değil. Aynı durum Niksar için de geçerli: Niksar dosyası 2 Mayıs 2018'de geçici listeye girdi, numarası 6344. Bunların ikisini de doğrudan UNESCO kayıtlarından teyit ettim.
**Sezar "Veni vidi vici" sözünü Zile'de mi söyledi?**
Savaş Zile'de oldu, söz muhtemelen Roma'da. Sezar 2 Ağustos MÖ 47'de Pharnakes'i Zela'da, yani bugünkü Zile'de yendi; bu tarafı sağlam. Ama antik kaynakların hiçbiri sözü savaş alanına koymuyor. Appianos senatoya yazılan mektupta geçtiğini, Plutarkhos Roma'daki Amantius'a giden raporda kullanıldığını, Suetonius ise sözün Pontus zafer alayında yazılı olarak taşındığını söylüyor. Yani Zile'nin bağı zaferle, cümleyle değil. Tabelalarda okuyacağınız kesinlik kaynaklarda yok.
**Niksar'daki medrese gerçekten Anadolu'nun ilki mi?**
Tartışmalı. Türkiye'nin UNESCO'ya sunduğu Niksar dosyası Yağıbasan Medresesi'ni "Anadolu Türk Medeniyeti'nin ilk medresesi" diye tanıtıyor ve 1157-58 tarihini veriyor. Ama aynı kişinin Tokat merkezdeki medresesi 1148-1157'ye tarihleniyor, yani daha erken olabilir. Dosyayı sunan taraf ile bağımsız tarihlendirme aynı şey değil. Güvenli ifade şu: bu iki yapı Anadolu'nun bilinen en eski medreselerinden ve kubbeli avlulu medrese tipinin ilk örneklerinden. "İlk" demeyin.
**Tokat arabasız gezilir mi?**
Merkez evet, il hayır. Kale, Sulu Sokak, müze, Taşhan, hamam, saat kulesi ve Mevlevihane yürüme mesafesinde ve merkezde iki gün geçirmek mümkün. Ama Niksar, Ballıca, Zile, Sulusaray ve Almus farklı yönlerde ve aralarında bağlantı yok. İlçe merkezlerine otobüs bulursunuz, asıl gitmek istediğiniz noktalar ise ilçe merkezinde değil. Araç istemiyorsanız merkeze odaklanın ve Ballıca için yerel bir tur araştırın.
Planlama Soruları
Tokat rehberi ne anlatıyor?
Tokat'ı kale, Gökmedrese, Latifoğlu Konağı, Ballıca Mağarası, Niksar ve Zile ile planlayan, müzenin taşındığını bilen rehber.
Tokat için 4K yürüyüş videosu izleyebilir miyim?
Evet. Sayfa, Tokat rotasını gitmeden önce büyük ekranda önizleyebilmeniz için ilgili Travel Walk Tours videolarına bağlanır.
Bu sayfayı gezi planında nasıl kullanmalıyım?
Önce hızlı cevabı okuyun, rota notlarını inceleyin, ardından ilgili şehir sayfası ve yürüyüş videolarıyla sokak dokusu, süre, manzara ve yakın rehberleri karşılaştırın.