Seyahat Blogu

Bergama'da Gezilecek Yerler: Akropol, Asklepion ve Kızıl Avlu

Bergama'yı UNESCO listesindeki akropol, Asklepion, Kızıl Avlu ve tümülüsler ile planlayan, Zeus Sunağı'nın nerede olduğunu söyleyen rehber.

İzmir17 dk okuma
Bergama'da Gezilecek Yerler: Akropol, Asklepion ve Kızıl Avlu
Bergama'yı UNESCO listesindeki akropol, Asklepion, Kızıl Avlu ve tümülüsler ile planlayan, Zeus Sunağı'nın nerede olduğunu söyleyen rehber.
Walking Tour of Izmir's Coast | Konak & Alsancak Kordon in 4K

Bu rotayı yürü

Walking Tour of Izmir's Coast | Konak & Alsancak Kordon in 4K

4K yürüyüşü izle

Haritada gezilecek yerler

15 nokta

Numaralar yazıdaki sıralamayla eşleşir. Pin’e dokunup yol tarifi alabilirsiniz.

--- title: "Bergama (Pergamon) gezi rehberi: UNESCO listesindeki akropol, Asklepion, Kızıl Avlu ve Berlin'de duran sunak" description: "Bergama için dürüst bir rehber: 2014'te UNESCO Dünya Mirası Listesi'ne dokuz bileşenle giren Pergamon, dünyanın en dik antik tiyatrosu sayılan yapı, Galenos'un Asklepion'u, Zeus Sunağı'nın Berlin'de olması gerçeği ve baraj altında kalan Allianoi. Kaç gün yeter, İzmir'den nasıl gidilir, yokuş ne kadar zor." city: "Bergama" lang: "tr" ---

Bergama: eserin adı burada, kendisi başka yerde

Türkiye'de UNESCO Dünya Mirası Listesi'ne girmiş bir antik kentin, en ünlü eserini başka bir ülkede sergilemesi tuhaf bir durum. Bergama'da olan tam olarak bu. Pergamon'un Zeus Sunağı Berlin'de, Museumsinsel'deki müzenin adını taşıyor ve o müzenin adı zaten Pergamonmuseum. Bergama'da ise sunağın durduğu yerde kare planlı bir platform ve birkaç çam ağacı var. Bunu gizleyen rehberler okuru aldatıyor, çünkü insanlar tepeye çıkıp "sunak nerede" diye soruyor ve cevabı orada değil, iki bin kilometre kuzeybatıda.

Ama Bergama'yı Zeus Sunağı'na indirgemek de aynı hatanın tersi. Pergamon, Attaloslar döneminde İskenderiye ve Antakya ile aynı cümlede anılan bir başkentti. Kent, ovadan üç yüz metreden fazla yükselen bir andezit kütlesinin üstüne kuruldu ve bu topografya her şeyi belirledi: sokaklar keskin dönüşlerle tırmanıyor, yapılar teras teras diziliyor, tiyatro yamaca oyuluyor. UNESCO'nun kendi metni bu kompozisyonu "Helenistik ve Roma kentleşmesinin başyapıtı" diye tanımlıyor ve tesciller arasında ilk sırada bu ölçütü sayıyor.

İkinci yaygın yanılgı ise kapsamla ilgili. Bergama, üstteki kaleden ibaret değil. Aşağıda Roma dönemi sağlık merkezi Asklepion var, çarşının içinde devasa bir tuğla tapınak duruyor, ovada mezar tepeleri sıralanıyor ve tepenin kuzeybatısında kayaya oyulmuş bir kutsal alan bulunuyor. UNESCO dosyası bunların hepsini kapsıyor.

Kime uygun? Antik kentleri "birkaç sütun gördüm, yeter" diye geçmeyenlere; katman fikrini sevenlere, yani aynı yapının önce tapınak, sonra kilise, sonra cami olmasını ilginç bulanlara. Kime uygun değil? Gölge arayanlara ve yokuşu sevmeyenlere. Akropol dik, açık ve yazın acımasız.

Hızlı cevap

Bergama, İzmir merkezden yaklaşık 100 km uzakta, kendi başına bir tam gün, rahat gezilmek isteniyorsa iki gün isteyen bir ilçe.

  • UNESCO: Pergamon 2014'te listeye girdi. Resmî adı "Pergamon and its Multi-Layered Cultural Landscape", dosya no 1457, ölçütler (i)(ii)(iii)(iv)(vi). Dokuz bileşen var.
  • Zeus Sunağı Berlin'de. Alanda sadece temeli görülüyor.
  • Akropol ve Asklepion ayrı alanlar, aralarında yaklaşık 2 km var. İkisini de görmeden Bergama gezilmiş sayılmaz.
  • Akropole teleferikle veya araçla çıkılıyor. Yukarıda yürüyüş yine dik ve gölgesiz.
  • Kızıl Avlu çarşının içinde. Yürüme mesafesinde ve çoğu kişinin atladığı yer.
  • Yaz öğleni ciddi bir sorun. Nisan-mayıs ve ekim en makul aylar.
  • Allianoi baraj altında. Gezilecek yer değil.
  • İzmir'e üslenip günübirlik gelmek mümkün ama gün yorucu olur.

1. Pergamon Akropolü

Bergama'ya gelen herkes önce buraya bakıyor, çünkü tepe ilçenin her yerinden görünüyor. Kent ovadan üç yüz metreden fazla yükselen bir andezit kütlesinin üstüne kurulmuş. Kuzey, batı ve doğu yamaçları dik iniyor; güneyde ise üç doğal teras var ve yol yukarıya oradan çıkıyor. Attaloslar kenti bu terasların üstüne oturtmuş, gerisini insan yapımı istinat duvarlarıyla tamamlamış.

Yukarıda gördüğünüz şey tek bir yapı değil, bir dizi teras. En üstte Trajan Tapınağı, altında kütüphane ve Athena kutsal alanı, daha aşağıda tiyatro terası, onun güneyinde sunağın platformu ve yukarı agora. Her terasın kendi kotu var ve aralarında merdiven veya rampa ile geçiliyor.

UNESCO dosyasında bu alanın kodu 1457-001 ve resmî adı "Pergamon, the Multi-Layered City". Kayıtlı yüzölçümü 315,46 hektar, tampon bölgesi 426,928 hektar. Yani tescilli alan sadece kale değil, aşağıdaki Osmanlı kentini ve Asklepion'u da içine alıyor.

Pratik gerçek: zemin taş, eğim sürekli, gölge yok. Sağlam ayakkabı ve su gerekiyor. Ziyaret saatleri ve giriş koşulları için resmî kaynaktan teyit edin.

2. Trajan Tapınağı (Traianeum)

Tepeye uzaktan baktığınızda gördüğünüz beyaz sütun sırası bu. Akropolün en yüksek terasında duruyor ve Bergama'nın silueti pratikte bu yapıdan ibaret.

Adı yanıltıcı olabiliyor: yapı Helenistik değil, Roma dönemine ait ve imparator kültüne adanmış. Attaloslar'ın kenti Roma'ya miras bırakmasından çok sonra, imparatorluk Pergamon'u Asya eyaletinin başkenti yaptığı dönemde inşa edilmiş. Bu, tepenin en tepesinin neden Roma damgası taşıdığını açıklıyor: yeni iktidar kendini eskisinin üstüne koymuş.

Mermer sütunların bir kısmı yeniden ayağa kaldırılmış durumda, yani gördüğünüz şey tamamen özgün değil. Bunu bilmek gezinin tadını kaçırmıyor, tersine anlamlı kılıyor: altındaki tonozlu galeriler ise özgün ve teras bu galerilerin üstünde duruyor. Yapının ayakta olabilmesinin sebebi kayanın kendisi değil, altına inşa edilmiş bu mühendislik.

Buradan aşağı bakınca Bakırçay Ovası açılıyor. Rüzgâr genelde sert; şapkanızı tutun.

3. Pergamon Antik Tiyatrosu

Bergama'nın en çok konuşulan ve en çok abartılan yapısı. Konuşulmayı hak ediyor, abartılmayı çok da değil.

Rakamlar şöyle: 78 sıra oturma, yaklaşık 10.000 kişi kapasite, oturma alanının yüksekliği 36 metre. Yaygın olarak "bilinen antik tiyatroların en diki" diye anılıyor ve UNESCO'nun kendi tanım metni de yapıdan "extremely steep theatre", yani aşırı dik tiyatro diye söz ediyor. "Dünyanın en diki" ifadesini ise resmî bir belgede göremedim; bu, ansiklopedik kaynaklarda tekrarlanan bir niteleme. Dikliğin gerçek olduğu tartışmasız, "en" iddiası ise dikkatle kullanılmalı.

Dikliğin sebebi mimari tercih değil, zorunluluk. Tepenin batı yamacında yatay yer yok, dolayısıyla tiyatro yamaca dikine oyulmuş. Oturma alanı iki yatay geçitle ve merdivenlerle bölünmüş; en alttaki bölümde yedi kama var.

Ziyaretçi açısından anlamı şu: yukarıdan aşağı bakınca gerçekten rahatsız edici bir his veriyor. Basamaklar dar ve yüksek. Aşağı inmek isteyen çok, inip pişman olan da az değil. Yüksekten rahatsız oluyorsanız üst geçitte durun; görüntü zaten oradan tam.

4. Pergamon Kütüphanesi'nin kalıntıları

Burada gördüğünüz şey bir temel ve birkaç duvar parçası. Buna rağmen Bergama'nın en çok anlatılan hikâyesi bu yapıdan çıkıyor, o yüzden hikâyeyi dikkatle kurmak gerekiyor.

Kütüphane Eumenes II döneminde yapılmış ve dört odadan oluşuyormuş; en büyüğü yaklaşık 13,6 x 15,2 metrelik okuma salonu. Raflarla dış duvar arasında yaklaşık 50 santimlik boşluk bırakılmış; amacı hava dolaşımı sağlayıp nemi önlemekmiş. Salonda Parthenon'daki heykelden esinlenmiş 3 metrelik bir Athena heykeli varmış.

Şimdi meşhur iki iddia. Birincisi, 200.000 rulo. Bu sayı antik bir kaynağa dayanıyor: Plutarkhos'un aktardığına göre Marcus Antonius koleksiyonu alıp Kleopatra'ya hediye etmiş. Yani rakam bir rivayetin içinde geliyor, bir envanterden değil. Kütüphanenin hiçbir kataloğu günümüze ulaşmadı, dolayısıyla gerçek büyüklüğü bilinmiyor. İkincisi, parşömenin Bergama'da icat edildiği. "Parşömen" kelimesi gerçekten Pergamon'dan türüyor ve kent parşömen üretiminin merkeziydi. Ama icat iddiası bir efsane: parşömen Anadolu'da ve başka yerlerde Pergamon yükselmeden çok önce kullanılıyordu.

5. Zeus Sunağı'nın temeli

Rehberin en dürüst olması gereken maddesi burası. Alanda sunak yok. Kare planlı bir platform, çevresinde çamlar ve bir bilgi panosu var.

Sunağın kendisi Berlin'de, Pergamonmuseum'da. 19. yüzyılda Alman kazı ekibi tarafından çıkarılıp götürülmüş ve müze zaten adını bu esere borçlu. Yaklaşık 113 metrelik friz, tanrılarla devlerin savaşını anlatıyor.

Bergama'ya gelmeden önce "Berlin'de görürüm" diye planlıyorsanız durun. Pergamonmuseum Ekim 2023'te ziyarete tamamen kapandı. Kapsamlı restorasyon için 14 ila 20 yıl, yani 2037-2043 aralığına kadar büyük ölçüde kapalı kalması bekleniyor; kuzey kanadının 2027'de açılması öngörülüyor. Sunağın bulunduğu salon bundan önce de, 2014'ten beri kapalıydı. Güncel durumu müzenin resmî kaynağından teyit edin. Berlin'de müze adasının hemen dışında sunağın üç boyutlu bir yeniden yapımını ve kentin panoramasını sunan ayrı bir sergi alanı açılmıştı.

Yani bugün, Zeus Sunağı'nı ne Bergama'da ne de Berlin'de tam hâliyle görebiliyorsunuz. Bu cümleyi yazmak hoş değil ama doğru.

6. Demeter Kutsal Alanı

Akropolün orta terasında, tiyatronun güneybatısında kalan bu alanı çoğu ziyaretçi yukarıdan geçip görmüyor. Oysa Pergamon'un en okunabilir yapılarından biri.

Demeter kültüne ait bir kutsal alan ve gördüğünüz şey soyut bir temel değil: basamaklı oturma sıraları hâlâ yerinde. Alanın kuzey kenarı boyunca uzanan bu sıralar, ayinleri izleyen kalabalık için yapılmış. Yani burada bir tören alanının nasıl çalıştığını gözle takip edebiliyorsunuz, tapınakların çoğunda bunu yapamıyorsunuz.

UNESCO metninin altını çizdiği "katmanlılık" fikri için de iyi bir durak. Demeter kültü Anadolu'nun kendi ana tanrıça geleneğiyle iç içe geçmiş bir inanç; Helenistik krallar bunu ithal etmedi, üstüne yerleşti. Aynı dosyada Kapıkaya'daki Kibele kutsal alanının ayrı bir bileşen olarak sayılması tesadüf değil.

Akropolü teleferikle çıkıp aynı yoldan dönerseniz burayı kaçırırsınız. Terasa inen patikayı tiyatronun altından takip edin. Yokuş burada da var.

7. Akropolis Teleferiği alt istasyonu

Akropole çıkmanın iki yolu var: araçla dolambaçlı yoldan yukarı kadar gitmek veya teleferikle çıkmak. Alt istasyon kentin doğu kenarında, çarşıdan araçla kısa mesafede.

Teleferik gerçekten var ve UNESCO dosyası bile ondan söz ediyor. Metin bunu övgüyle değil, eleştiriyle anıyor: tepenin doğu yamacı boyunca uzanan teleferik hattının Helenistik ve Roma kalıntılarının çevresel özgünlüğünü etkilediği açıkça yazılmış. Yani binerken kendinizi iyi hissetmeyebilirsiniz, ama gerçek bu.

Sefer saatleri, çalışma günleri ve bakım kapanışları için resmî kaynaktan teyit edin. Yaz aylarında ve hafta sonları kuyruk oluyor; sabah erken saat en güvenli tercih. Kışın hava koşulları nedeniyle çalışmayabiliyor.

Bir uyarı: teleferik sizi yukarı taşıyor, gezmeyi kolaylaştırmıyor. Yukarı istasyondan sonra akropolün içindeki yürüyüş, kot farkı ve taş zemin aynen duruyor. Teleferiği "yaşlı veya dizi ağrıyan biri için çözüm" diye düşünüyorsanız, kısmen doğru; asıl zorluk yukarıda başlıyor.

8. Bergama Asklepionu

Akropolden inip yaklaşık 2 km batıya gidiyorsunuz ve tamamen başka bir dünyaya giriyorsunuz: düz, gölgeli, sakin. Burası Roma döneminin ünlü sağlık merkezi ve UNESCO metninin ayrıca vurguladığı bir bileşen.

Asklepion bir hastane değildi, bir kutsal alandı. Tedavi, telkin, uyku, banyo ve tiyatro bir arada işliyordu. Alanda sütunlu bir kutsal yol, uyku odaları, havuzlar, bir tiyatro, bir kütüphane ve yer altı geçidi var. UNESCO'nun kendi ifadesiyle kutsal kaynak hâlâ akıyor; bu, alanın en somut sürekliliği.

Galenos meselesini netleştirelim, çünkü çokça karıştırılıyor. UNESCO metni onun Pergamon'da eğitim gördüğünü ve eserlerinin buradan yayıldığını söylüyor. Yani "Galenos'un hastanesi" demek yerine, Galenos'un yetiştiği ve tıp anlayışını şekillendirdiği yer demek daha doğru.

Ziyaretçi açısından iyi haber: burası akropolün tam tersi. Zemin düz, ağaç var, yürüyüş rahat. Akropolde yorulduysanız burayı öğleden sonraya bırakın. Saatleri resmî kaynaktan teyit edin.

9. Kızıl Avlu

Çarşının içinde, evlerin arasında, birdenbire karşınıza çıkan devasa bir kırmızı tuğla kütlesi. Bergama'nın en atlanan yeri ve muhtemelen en şaşırtıcısı.

Yapı Roma döneminden, büyük ihtimalle Hadrianus zamanından ve Mısır tanrılarına adanmış. Hangi tanrı olduğu kesin değil: kaynaklar Serapis'i de İsis'i de işaret ediyor, bir yazıt her ikisini birden anıyor. Türkçede yaygın olan "Serapis Tapınağı" adı bu yüzden tartışmalı; alanın adı "Serapeion" mu yoksa bir İsis tapınağı mı, akademik tartışma sürüyor. Ana yapı 60 metreye 26 metre; duvarları hâlâ 19 metre yüksekliğe kadar ayakta.

Katmanlar burada üst üste duruyor ve UNESCO dosyası tam da bunu örnek gösteriyor. Tapınak yanmış, 5. yüzyılda içine bir Hristiyan bazilikası inşa edilmiş, yapı Aziz Yahya'ya adanmış. Kent 1336'da Türklerin eline geçince camiye çevrilmiş. Bugün ana yapının yanındaki iki rotundadan güneydeki ören yerinin parçası ve gezilebiliyor; kuzeydeki hâlâ cami olarak kullanılıyor.

Güney rotunda 19. yüzyılda bir zeytinyağı fabrikasının makine dairesi olmuş. Duvarlarındaki is hâlâ duruyor.

10. Bodrum Köprüsü (Pergamon Köprüsü)

Kızıl Avlu'yu gezerken çoğu insan altında ne olduğunu fark etmiyor. Yapının altında Selinus Deresi akıyor ve bunu mümkün kılan şey bir Roma köprüsü.

Kutsal alan doğrudan derenin üstüne kurulmuş. Sebebi pratik: kentin merkezi zaten doluydu, dere yatağı ise boştu. Roma mühendisleri dereyi iki tünele alıp yaklaşık 150 metre boyunca kompleksin altından geçirmiş. Ortaya çıkan yapı 196 metre genişliğinde bir köprü tabliyesi; ayakta kalmış Roma köprüleri arasında olağandışı büyüklükte.

Şaşırtıcı olan şu: bu köprü hâlâ çalışıyor. Üstünde binalar duruyor, araç geçiyor, dere altından akmaya devam ediyor. Bunu görmek için ören yerine girmeniz gerekmiyor; çarşıda köprünün üstünde yürüyorsunuz ve fark etmiyorsunuz. Kenardan bakıp tonozları görmek yeterli.

Bergama'da Selinus üzerinde başka Osmanlı köprüleri de var. Çarşıyı yürürken suyu takip edin; kent bu derenin iki yakasına kurulmuş ve köprüler o yüzden bu kadar çok.

11. Bergama Müzesi

Akropolde ve Asklepion'da bulduğunuz şey mimari. Taşınabilir olan her şey ya Berlin'de ya burada.

Müze ilçe merkezinin güneybatısında ve Cumhuriyet'in erken müzelerinden biri. Heykel, kabartma, yazıt ve küçük buluntular sergileniyor; koleksiyonun büyük kısmı akropol ve Asklepion kazılarından geliyor. Ayrı bir etnografya bölümü de var, yani ilçenin yakın dönem kültürü de burada.

Müzenin işlevi şu: yukarıda gördüğünüz boş terasların bir zamanlar neyle dolu olduğunu anlatıyor. Bergama'nın kendi heykel okulu vardı; UNESCO metni buna "Pergamon üslubu" adını veriyor ve bunu tescil ölçütlerinden birinin gerekçesi sayıyor. O üslubun ne demek olduğunu bir teras taşına bakarak anlayamazsınız, buradaki bir kabartmaya bakarak anlarsınız.

Sıralamayı doğru kurmak önemli. Müzeyi akropolden sonra gezerseniz her parça bir yere oturuyor. Önce gezerseniz bağlam kurulmuyor. Giriş koşulları ve saatleri için resmî kaynaktan teyit edin.

12. Bergama Ulu Camii ve çevresindeki çarşı

Antik kentin altında yaşayan bir kasaba var ve turistlerin çoğu buradan sadece geçiyor. Oysa Bergama'yı UNESCO listesine sokan gerekçenin bir parçası tam olarak bu doku.

Osmanlılar kente gelince yeni bir kent kurmadılar, mevcut Roma ve Bizans katmanının üstüne yerleştiler. UNESCO metni bunu açıkça sayıyor: cami, hamam, köprü, han, bedesten, arasta ve su sistemleri, önceki katmanların üzerine bindirilmiş. Ulu Cami bu düzenin merkezinde ve etrafındaki çarşı hâlâ kentin kendi alışverişini yaptığı yer.

Çarşıda yürürken iki şeye dikkat edin. Birincisi, devşirme malzeme: kapı söveleri, sütun parçaları, yazıtlı taşlar duvarlara gömülmüş durumda. Antik kent burada müze objesi değil, yapı malzemesi. İkincisi, ölçek. Sokaklar dar ve alçak; birkaç yüz metre ötede 19 metrelik bir Roma duvarı duruyor.

UNESCO dosyası Osmanlı kentinin planının korunduğunu, ama çevresel özgünlüğünün 20. yüzyılın son çeyreğindeki yapılaşmadan zarar gördüğünü de yazıyor. Yürürken bunu göreceksiniz.

13. Kapıkaya Kibele Kutsal Alanı

Bu, ören yerinden yaklaşık 5 km kuzeybatıda ve neredeyse hiç kimsenin gitmediği yer. Buna rağmen UNESCO dosyasının ikinci bileşeni; kodu 1457-002 ve tescilli alanı sadece 1,772 hektar.

Kayaya oyulmuş bir Ana Tanrıça kutsal alanı. Önemi büyüklüğünde değil, konumunda. UNESCO metni bütünlük değerlendirmesinde kutsal alan ile akropol arasındaki görüş hattını ayrıca sayıyor: yani bu iki nokta birbirini görecek şekilde konumlanmış ve bu ilişki tescilin parçası. Aynı metin Kibele kültünü Anadolu'nun yerli kökeni olarak tanımlıyor ve kentin katmanlılığını buradan başlatıyor.

Hikâyenin devamı ilginç: UNESCO'nun kendi metnine göre Kibele'nin kutsal taşının Roma'ya taşınması Attaloslar sayesinde olmuş ve dosya bunu "insani değerlerin değişimi" ölçütünün kanıtı sayıyor.

Pratik uyarı: burası düzenlenmiş bir ziyaret alanı gibi işlemiyor. Ulaşım toprak yol ve yürüyüş gerektirebiliyor, tabela güvenilmez. Gitmeden önce yerel olarak durumu sorun. Zamanınız kısıtlıysa listenizin sonunda kalsın.

14. Yığmatepe Tümülüsü

Bakırçay Ovası'na indiğinizde tarlaların ortasında düzgün konik tepeler görüyorsunuz. Bunlar doğal değil, mezar. Yığmatepe en büyükleri.

UNESCO dosyasında kodu 1457-004, tescilli alanı 6,921 hektar. Dosya bu tepeleri dekoratif bir ayrıntı olarak değil, bir iddia olarak tanımlıyor: MÖ 3. yüzyıldan itibaren kent, çeşitli boyutlarda mezar tepelerinden oluşan bir halkayla çevrilmiş ve bu halka Pergamon'un Bakırçay Ovası üzerindeki hak iddiasını gösteriyor. Yani tümülüsler ova ile akropol arasında kurulan görsel bir ilişki.

Yığmatepe'nin kendi hikâyesi de var. İçine kazı galerisi açıldı ve mezar odası bulunamadı. Bir Attalos kralına ait olduğu düşünülüyor, ancak bu kesinleşmedi.

Ziyaretçi açısından dürüst olalım: yakından bakınca ağaçlık bir tepeden ibaret. Değeri, ovada dururken arkanızda akropolü görmenizde. UNESCO dosyası bu görüş hattını bütünlük ölçütü olarak sayıyor. Dosya ayrıca bazı bileşenlerin kaçak yapılaşma ve kaçak kazıdan zarar gördüğünü de yazıyor.

15. Maltepe Tümülüsü

Ovanın güneybatısındaki ikinci büyük mezar tepesi. UNESCO kodu 1457-009, tescilli alanı 2,741 hektar, tampon bölgesi 2,935 hektar.

Yığmatepe ile birlikte gezilmesi mantıklı, çünkü ikisi arasında yaklaşık 1 km var ve halkanın nasıl kurulduğunu ancak iki noktayı da görünce anlıyorsunuz. Dosyada toplam yedi tümülüs ayrı bileşen olarak sayılıyor: Yığmatepe, Maltepe, İlyastepe, İkili Tümülüsler, Tavşantepe, X Tepe ve A Tepe. Bunların bazıları yarım hektarın altında; yani UNESCO burada tek tek tepeleri değil, aralarındaki ilişkiyi tescil etmiş.

Neden bu kadar çok tümülüs? Çünkü Pergamon bir başkentti ve başkentlerin görünür olması gerekiyordu. Tepeler ovadan geçen yolculara, kimin toprağında olduklarını hatırlatıyordu. Bu, mimari değil siyaset.

Ziyaret için özel bir düzenleme beklemeyin. Tarla yollarından yaklaşılıyor, üstüne çıkmak gerekmiyor. Otuz dakikanız varsa değer, yoksa vicdan azabı duymayın.

Ne zaman gidilir

Bergama'nın iklim gerçeği şu: akropol açık bir kaya kütlesinin üstünde ve gölge yok. Bu, mevsim seçimini bir konfor meselesi olmaktan çıkarıp bir sağlık meselesine dönüştürüyor.

Temmuz ve ağustos ortası, öğlen saatlerinde ciddi biçimde zor. Sabah dokuzda yukarıda olmak ile öğlen birde yukarıda olmak arasındaki fark, aynı yerin gezilebilir ile gezilemez olması arasındaki fark. Yaz aylarında gitmek zorundaysanız akropolü sabaha, Asklepion'u öğleden sonraya bırakın; Asklepion'da ağaç ve düz zemin var.

Nisan, mayıs, ekim ve kasım başı en makul aralık. Ova yeşil, sıcaklık makul, kalabalık daha az. Kışın gitmek de mümkün ve alan boş oluyor; ancak yağmurda taş zemin kayganlaşıyor ve teleferik hava koşullarına göre çalışmayabiliyor.

Günün saati mevsimden daha önemli. Bergama'yı sabah gezin.

Kaç gün yeter

Bir tam gün asgari ve gerçekçi olmak gerekirse sıkışık. Akropol üç ila dört saat, Asklepion iki saat, Kızıl Avlu ve çarşı bir buçuk saat, müze bir saat. Aradaki ulaşımla birlikte gün doluyor ve akşam yorgun bitiyorsunuz.

İki gün rahat. Birinci güne akropol ve müze, ikinci güne Asklepion, Kızıl Avlu, çarşı ve isterseniz tümülüsler. Kapıkaya'yı ancak iki günlük planda düşünün.

İzmir merkezden günübirlik: yapılabilir ama sonuç ortada. Yaklaşık 100 km ve tek yön yolculuk trafiğe göre bir buçuk ila iki saat. Gidiş dönüş üç-dört saati arabada geçiyor ve Bergama'ya ayıracağınız süre beş saate iniyor. Bu, akropol artı bir yer demek. Bergama'yı bu şekilde gezenler genelde Asklepion'u atlıyor ve kentin yarısını görmüş oluyor.

Önerim şu: Bergama'da bir gece kalın veya en azından İzmir'den çok erken çıkın. İzmir merkezi ile Bergama'yı aynı güne sığdırmaya çalışmak ise ikisine de haksızlık.

Ulaşım

Bergama İzmir'e bağlı bir ilçe ve İzmir merkeze yaklaşık 100 km uzakta. Bu mesafeyi küçümsemeyin; harita üzerinde yakın görünüyor, pratikte yarım günü yiyor.

Araçla: en pratik yol. İzmir'den kuzeye çıkıyorsunuz. İlçe içinde akropol ile Asklepion arasında yaklaşık 2 km var ve bu mesafe yürünebilir, ancak yaz sıcağında keyifli değil. Akropole araçla çıkmak mümkün.

Otobüsle: İzmir'den Bergama'ya düzenli otobüs seferleri var. Ancak ilçeye vardıktan sonra alanlar arası hareket sizin sorununuz. Kalkış saatleri ve güncel sefer bilgisi için resmî kaynaktan teyit edin.

Kuzeyden geliyorsanız: Bergama, Çanakkale ile İzmir arasındaki güzergâhın üstünde. Ayvalık tarafından gelenler için sapma kısa.

Foça ve Çeşme tarafındaki rehberlerimize bakan okurlar için not: Bergama onlarla aynı güne konulacak bir yer değil. Kıyı ilçeleri birbirine yakın; Bergama içeride ve tek başına duruyor.

Ne yenir

Bergama'nın mutfağı Ege'nin iç kesim mutfağı: kıyı balığından çok et, ot ve hamur.

Bergama köftesi ilçenin adıyla anılan yemek. Bergama tulum peyniri ise coğrafi işaretli bir ürün ve Kozak yöresiyle anılıyor.

Kozak Yaylası'ndan söz etmişken: ilçenin kuzeyindeki bu yayla fıstık çamıyla ve çam fıstığı üretimiyle biliniyor. Bunu bir gezi maddesi olarak listeye koymadım, çünkü yaylanın gezilecek tek bir noktası yok; bir bölge, bir nokta değil. Araçla yukarı çıkıp çam ormanının içinden geçmek isterseniz yol var, ama "şurayı görün" diyebileceğim doğrulanmış bir durak veremiyorum.

Çarşıda esnafın gittiği yer genelde doğru yerdir. İsim vermiyorum; fiyat ve saat bilgisi de vermiyorum, çünkü ikisi de değişiyor.

Sık sorulanlar

**Pergamon gerçekten UNESCO Dünya Mirası Listesi'nde mi?**

Evet, kesin listede. Resmî adı "Pergamon and its Multi-Layered Cultural Landscape", tescil yılı 2014, dosya numarası 1457, ölçütler (i)(ii)(iii)(iv)(vi). Dosya dokuz bileşenden oluşuyor: 1457-001 Pergamon çok katmanlı kenti (315,46 hektar), 1457-002 Kapıkaya Kibele Kutsal Alanı ve 1457-003'ten 1457-009'a kadar yedi tümülüs (İlyastepe, Yığmatepe, İkili Tümülüsler, Tavşantepe, X Tepe, A Tepe, Maltepe). Bu bilgileri UNESCO Dünya Miras Merkezi'nin kendi sayfasından doğruladım.

**Zeus Sunağı Bergama'da mı?**

Hayır. Sunak Berlin'de, Pergamonmuseum'da ve müze zaten adını bu eserden alıyor. Bergama'da sunağın temeli var: kare planlı bir platform. Kötü haberin ikinci yarısı şu: Pergamonmuseum Ekim 2023'te tamamen kapandı ve restorasyon nedeniyle 2037-2043 aralığına kadar büyük ölçüde kapalı kalması bekleniyor, kuzey kanadının 2027'de açılması öngörülüyor. Güncel durumu müzenin resmî kaynağından teyit edin.

**Kütüphanede gerçekten 200.000 rulo var mıydı?**

Bilinmiyor. Bu rakam Plutarkhos'un aktardığı bir rivayetten geliyor: Marcus Antonius'un koleksiyonu Kleopatra'ya hediye ettiği anlatısı. Kütüphanenin kataloğu günümüze ulaşmadı, dolayısıyla gerçek büyüklüğü ölçülebilir değil. Parşömen konusunda da benzer bir durum var: kelime Pergamon'dan türüyor ve kent üretimin merkeziydi, ama parşömenin burada icat edildiği iddiası efsane; malzeme Anadolu'da Pergamon yükselmeden önce de kullanılıyordu. İki hikâye de gerçek bir çekirdek taşıyor, ama kesin bilgi diye sunulduklarında yanlış oluyorlar.

**Allianoi gezilebilir mi?**

Hayır. Allianoi, Bergama'nın yaklaşık 18 km kuzeydoğusundaki Roma dönemi kaplıca yerleşimiydi. Yortanlı Barajı'nın gölet alanının tam içinde kalıyordu. ICOMOS, UNESCO, Europa Nostra ve AB'den gelen itirazlara rağmen alan kumla örtüldü ve baraj devreye alındı; Şubat 2011'de tamamen su altında kaldı. Hâlâ Allianoi'yi gezi listesine koyan siteler var, bunlara itibar etmeyin. Bergama'ya Allianoi için gelmeyin.

**Akropole çıkmak zor mu?**

Yukarı çıkmak kolaylaştırılabilir, yukarıda gezmek kolaylaştırılamaz. Teleferikle veya araçla tepeye ulaşabilirsiniz. Ama akropolün içi teras teras kurulmuş; teraslar arasında merdiven ve rampa var, zemin taş, eğim sürekli ve gölge yok. Dizi sorunlu biri için tiyatro basamakları gerçek bir engel. Teleferiğin çalışma saatlerini ve kapanış günlerini resmî kaynaktan teyit edin. Kısıtlı hareket kabiliyeti varsa Asklepion çok daha uygun: düz, gölgeli ve yine tescilli alanın parçası.

Planlama Soruları

İzmir rehberi ne anlatıyor?

Bergama'yı UNESCO listesindeki akropol, Asklepion, Kızıl Avlu ve tümülüsler ile planlayan, Zeus Sunağı'nın nerede olduğunu söyleyen rehber.

İzmir için 4K yürüyüş videosu izleyebilir miyim?

Evet. Sayfa, İzmir rotasını gitmeden önce büyük ekranda önizleyebilmeniz için ilgili Travel Walk Tours videolarına bağlanır.

Bu sayfayı gezi planında nasıl kullanmalıyım?

Önce hızlı cevabı okuyun, rota notlarını inceleyin, ardından ilgili şehir sayfası ve yürüyüş videolarıyla sokak dokusu, süre, manzara ve yakın rehberleri karşılaştırın.

Paylaş

WhatsAppXFacebook

Bu içerik faydalı oldu mu?

Reklam

İlgili Yürüyüş Turları

Bergama'da Gezilecek Yerler: Akropol, Asklepion ve Kızıl Avlu | Travel Walk Tours